Özgür Eğitim-Sen Eskişehir İl Temsilcisi Abdulğani Demir şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye’de 922 ilçe bulunmakta. Bu ilçelerin en büyüğü olan İstanbul Esenyurt 1.003.905 nüfusa sahipken, en küçük ilçe olan Konya Yalıhüyük ise yalnızca 1.704 nüfusa sahip. Ölçek farkı gözetilmeksizin tüm bu ilçelere, aşağıdaki kriterleri taşıyan herkes İlçe Millî Eğitim Müdürü olarak atanabilmekte.
İlçe Millî Eğitim Müdürü olarak atanabilmek için aranan kıdem ve deneyim kriterleri şunlardır:
En az 4 yıl okul müdürlüğü yapmış olmak, en az 2 yıl şube müdürlüğü görevinde bulunmuş olmak veya bu yöneticilik görevlerinde toplamda en az 4 yıl asaleten çalışmış olmak.
Atanmak için aranan ölçütler yalnızca bunlardan ibarettir. Dolayısıyla 1 milyon nüfuslu bir ilçeyi de yönetseniz, 2 bin nüfuslu bir ilçeyi de yönetseniz aranan kriterler değişmemektedir. Bu basit kural nedeniyle, hiçbir birikim ve yönetim tecrübesi olmayan bir kişi ülkenin en büyük ilçesine atanabilirken; ciddi bir tecrübe ve liyakate sahip başka bir kişi çok küçük bir ilçeye atanabilmektedir. Mevcut tablo İlçe Millî Eğitim Müdürlerinin seçimi ve atanmasının tamamen il ve ilçe dinamiklerine bırakıldığını ortaya koymaktadır.
Bu makamlar; siyasilerin, iktidara yakın sendikaların ya da bakanlığın güçlü bürokratlarının inisiyatifine terk edilmiştir. Bakanlık nezdinde, bu makamlara kimin getirildiğinin yapısal bir önemi bulunmamakta; Bakanlık için o makamı dolduran kişinin niteliği bir anlam ifade etmemektedir. Bakanlık, başlatacağı ve yürüteceği hiçbir projede bu 922 ilçe müdürünün fikir, düşünce, eleştiri ve önerilerini alma ihtiyacı duymamaktadır. Bakanlık, sadece kendilerinden talimatları, projeleri ve planları uygulayan birer figüran rolü üstlenmelerini beklemektedir.
Bakanlık, İlçe Millî Eğitim Müdürlerini göreve başlatırken ya da görevlerini yürütürken herhangi bir eğitime tabi tutmamaktadır. Onlara biçtiği rol gereği buna ihtiyaç duymadığı görülmektedir. Çünkü İlçe Millî Eğitim Müdürlerinin atanmasının kolaylığı kadar görevden alınmaları da kolaydır. Bu yöneticiler, sistem içinde kolayca gözden çıkarılabilir bir konumda görüldükleri için onları eğitmek adına zaman, emek ve bütçe harcanmasına gerek duyulmamaktadır.
Yukarıda sayılan tüm sebeplerden dolayı Bakanlık; İl Millî Eğitim Müdürleri, şube müdürleri ve şefler ile sürekli iletişim hâlinde olduğu, onlarla eğitim-öğretim yılı içinde birçok toplantı, eğitim ve etkinlik düzenlediği hâlde, ilçe müdürleri ile bunları yapma gereği duymamaktadır.
İlçe müdürlerinin yer değişiklikleri de belirli bir süreye ve kurala bağlanmamıştır. Bir ilçe müdürü, kendisinden rahatsız olan ve onu değiştirebilecek güçte bir irade ortaya çıkana kadar aynı ilçede uzun yıllar görev yapabilmektedir. Bir müdürün görevden alınması çoğunlukla başarısızlık kaynaklı değildir. Genellikle ilçede yaşanan olumsuz bir durum neticesinde kurban edilmekte ya da kendilerinden rahatsız olan veya yerlerine göz koyan nüfuzlu bir gücün devreye girmesiyle görevden alınmaktadırlar.
Mevcut durumda görevde kalmak, yer değişikliği yapmak veya görevde yükselmek açısından başarılı ya da başarısız ilçe müdürleri arasında hiçbir fark yoktur.
Bu sistemsizlik, İlçe Millî Eğitim Müdürleri için şu garip ve adaletsiz tabloyu ortaya çıkarmıştır:
Göreve atandıklarında her işi kendi gayretleriyle öğrenmek zorundadırlar; kurumsal bir oryantasyon veya destek eğitimi alma şansları yoktur.
Katıldıkları değerlendirme veya istişare toplantılarında fikir, eleştiri ve öneri sunma hakları bulunmamaktadır; sadece söylenenleri sorgusuz sualsiz yerine getirmekle yükümlüdürler.
Bakanlık yetkililerine sahadan bilgi aktarma veya yürütülen projeler ile eğitim-öğretim faaliyetlerinde yaşanan sıkıntıları iletme adına belirli dönemlerde doğrudan toplantı yapma imkânından yoksundurlar.
Makamları vardır ancak makam tazminatları yoktur.
Temsil görevleri vardır ancak temsil gideri ödeneği isteme hakları yoktur.
Öğretmenlik mesleğinden gelmişlerdir ancak Uzman Öğretmenlik veya Başöğretmenlik tazminatlarından faydalanamazlar.
Görevden alınıp öğretmenliğe dönseler bile, Öğretmenlik Meslek Kanunu’ndaki geçici maddeler nedeniyle (öğretmenlikte geçen süreleri yeterli olsa dahi) Başöğretmen unvanı alamamaktadırlar.
Normal şartlarda, kazanılmış bir hak olarak yer değişikliği (rotasyon/tayin) talep etme hakları yoktur.
Görevlerini çok başarılı şekilde icra etseler bile, mülkî idare amirliği (kaymakamlık) sisteminde olduğu gibi küçük bir ilçeden büyük bir ilçeye ya da şartları daha iyi bir yere geçiş yapma veya üst bir göreve yükselme şansları bulunmamaktadır.
Özgür Eğitim-Sen olarak; bu makama yönelik daha objektif, verimli ve kurallı bir kariyer sistemi getirilmesini ve mali hakların iyileştirilmesini talep ediyoruz. İlçe Millî Eğitim Müdürlerine makam tazminatı verilmesini, kurumsal temsil gideri bütçesi ayrılmasını, Uzman Öğretmenlik ve Başöğretmenlik hususundaki mağduriyetlerinin giderilmesini istiyoruz.
Kaymakamlık sisteminde olduğu gibi, küçük ve az gelişmiş ilçelerden büyük ve gelişmiş ilçelere dikey geçiş yapılabilmesini sağlayacak, bu geçişleri objektif kurallara bağlayacak yapısal çalışmaların bir an önce hayata geçirilmesini önemle talep ediyoruz."





