Premier Lig ekibi Hull City takımının sahibi Acun Ilıcalı Türkiye'deki hakemleri değerlendirdi.
Katıldığı bir programda konuşan Acun Ilıcalı şu ifadeleri kullandı;
"Hakemlere girersek şov yaparım. Türkiye'de rezaletler birbirini kovalıyor. Avrupa'da böyle bir şey yok. Orada hakem hata yapsa bile güveniyorsun. Çünkü bunun insani bir hata olduğunu düşünüyorsun.
Türkiye'de ise bana göre hakemlerin hepsini yollayacaksın. Benim görüşüm bu. Hepsine teşekkür edeceksin ve yollarını ayıracaksın.
Zaten şu anda Dünya Kupası'nda görev yapabilecek bir Türk hakem yok. Öyle bir yetenek göremiyorum. Maalesef kafalarında hakemlikten başka hesaplar olduğunu düşünüyorum. İnsan olarak iyi insanlar olabilirler, hiçbirini şahsen tanımıyorum. Eski jenerasyona baktığımda mesela Fırat Aydınus ve o dönemdeki hakemler bana göre lord gibi kalıyor. Bence o grup iyi bir gruptu. Şimdi ise ezilen, yeterli yeteneği olmayan ve sürekli kafasında hesap yapan bir hakem grubu görüyorum. Benim güvenim sıfır.
Bir hakem hata yaptığında bunun hata olduğunu anlayabilirim. Hatta büyük bir hata yaptıysa sonraki süreçte bunu telafi etmeye çalışacağını da tahmin edebilirim. Artık olaylara o kadar derin bakıyoruz ki hakemin kafasında neler döndüğünü bile anlayabiliyoruz.
Ben yıllardır yabancı hakem olsun diyorum. Hep söyledim, söylemeye de devam edeceğim. Türkiye'de futbolun yaşadığı stresin yüzde 80'inin sebebinin hakemler olduğunu düşünüyorum. İddiam bu. Yüzde 80'i hakemlerden kaynaklanıyor.
İngiltere'de maç bittiğinde hakem konuşulmuyor. Sıfır.
Geçen sezon bizim bir maçımızda hakem çok ciddi hatalar yaptı. Sheffield United maçını oturup seyredin. Sheffield United-Hull City maçının özetlerini izleseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Maçta 1-0 öndeyiz. Kazanırsak play-off'u garantileyeceğiz.
Dakika 65 civarı. Bizim oyuncumuz topa doğru koşarken hakem önüne geçti. Oyuncumuz hakeme çarpmamak için hamlesini kaybetti. Sonraki hamlesinde rakip oyuncuya sert girdi çünkü artık topa yetişemedi. Hakem bizim oyuncumuza sarı kart gösterdi ve ikinci sarıdan oyundan attı. Oyuncumuz da, "Sen vardın önümde. Ben ne yapayım, topa yetişemedim" dedi. Hakem kararını değiştirmedi ve oyuncuyu oyundan attı.
Maç devam etti. Rakip korner kullanıyor, biz zaten 10 kişi kalmışız ve skoru korumaya çalışıyoruz. Dakika 86 civarı. Bir orta geldi ve bir anda hafif bir düdük sesi duyuldu. Herkes birbirine baktı. Hakem penaltı verdi.
Pozisyonu sonrasında belki 20 kere izledik. Penaltıyla alakası yok. Ortada ciddi bir şey göremiyorsunuz. Oyuncular ceza sahasında birbirleriyle normal şekilde mücadele ediyorlar. Ama hakem penaltıyı verdi ve gol oldu. Skor 1-1'e geldi. Bizimkiler bunun ardından kontrolünü kaybetti. Hoca da çok sinirlendi. Takım daha ne olduğunu anlayamadan yaklaşık bir dakika sonra bir gol daha yedik ve maçı 2-1 kaybettik.
İngiltere'de hakemi şikâyet edebiliyorsunuz. Hakemin aldığı puan açısından da bunun karşılığı oluyor. Orada sistem o kadar adil kurulmuş ki yaptığınız başvuruyu dikkate alıyorlar.
Geleceğim nokta şu: O maçın hakeminin adını bugün hatırlamıyorum bile. Adam o gün bizi mahvetti ama benim gözümde sadece kötü bir hakemlik yaptı. Kafasında bir art niyet olduğunu düşünmedim. Bize karşı özel olarak bir şey yapmaya çalıştığını hissetmedim.
Türkiye'de ise benim güvenim kalmadı. Sahada olanları görüyorum ve ne olduğunu anlayabiliyorum. Bazen art niyet olduğunu düşündüren şeyler çok açık hale geliyor. Pozisyonların inceleme sürelerinden, sürekli bir şey bulmaya çalışıldığı hissinden bunu görüyorsunuz.
VAR'ın da Türk futboluna son darbeyi vurduğunu düşünüyorum.
Sebebi şu. Eskiden bir hakem büyük bir hata yaptığında o pozisyon yıllarca konuşuluyordu. Mesela Sergen'in frikiğinin elle kesildiği pozisyon gibi. Hakemin verdiği ya da vermediği bir karar üç yıl, beş yıl konuşulabiliyordu. Hatta bugün bile o dönemleri yaşayan insanların büyük bölümü bu pozisyonları ezbere hatırlıyor.
O dönemlerde büyük bir hata yapmanın hakem üzerindeki etkisi de çok daha farklıydı. Hakem ciddi bir hata yapmaktan çekinirdi. Çünkü o zaman da maçlar birçok farklı kamerayla çekiliyordu. Hakem, "Maçı katletti" diye ertesi gün manşet olmak istemezdi.
Şimdi ise sorumluluk dağılıyor. VAR müdahale etti mi, etmedi mi, müdahale etmeli miydi, hakem mi görmeliydi, VAR mı çağırmalıydı tartışmaları başlıyor. Sonunda maçın içinde yaşananlar bütün bu tartışmaların arasında kaynayıp gidiyor."





