Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç şu ifadeleri kullandı;
"2 Haziran Salı günü Tepebaşı Belediye Meclis Toplantısı'nda yaşananlar sebebiyle kamuoyunu bilgilendirme gereğini duydum.
20 gün önce, bir kısmı belediyemiz çalışanı olan bazı kişiler hakkında bir operasyon yapıldı ve şüphelilerden bazıları tutuklandı. Soruşturma kapsamında savcılık makamı tarafından belediyemizden talep edilen bilgi ve belgeler de eksiksiz olarak savcılık makamına gönderildi. Olay adli makamlara intikal etmiş ve iddianamenin hazırlanması aşamasındadır. İddiaların doğru olup olmadığına Yüce Türk Mahkemeleri karar verecek ve herkes bu karara saygı gösterecektir.
Tepebaşı Belediyesi'ne düşen yasal görev, ilgililer hakkında idari soruşturma başlatmaktan ibarettir. Bu kapsamda soruşturma başlatılmış ve devam etmektedir. Soruşturma sonunda varsa kusuru olanlar hakkında yasal mevzuatın gerektirdiği işlemlerin geciktirilmeden yapılacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Tam 25 yıldır Tepebaşı halkının menfaatleri sonuna kadar korunmuş ve bu sayede oluşturulan güven ve itibarın karşılığını halkımız, 5 defa beni yeniden seçerek göstermiştir. Hem şahsıma hem de başkanı olduğum kuruma duyulan bu güven ve itibarın hiçbir kişinin şahsi kusuruyla zedelenmesine ve basit siyasi hesaplara malzeme yapılmasına kesinlikle izin vermeyeceğim.
Bu aşamada herkesin kendi üzerine düşeni yapması, yargısal süreçlere saygı gösterilmesi ve Anayasa'nın 38. maddesindeki masumiyet karinesine uygun hareket etmesi anayasal bir zorunluluktur.
Hal böyleyken, 2 Haziran Salı günü gerçekleşen Tepebaşı Belediye Meclis Toplantısı'nda artık yargının konusu olan bu olay üzerinden haksız, hukuksuz ve yakışıksız bir tartışma yapılmak istenmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki belediye meclisleri yargılama yapılan yerler değildir. Yargılama yapmak yargının görevidir. Henüz iddianamesi bile hazırlanmamış ve yargılanması yeni başlayacak olan olayda, herkesi suçlu ilan edip adeta mahkeme yerine geçerek hüküm kurmaya kalkışılmış, söylenmesi suç oluşturabilecek birçok ifadeyle konuşmaya devam edilmiştir.
Bu ülkede demokrasiyi getiren bir partinin mensubu olarak çok sesliliği, çoğulculuğu ve fikir özgürlüğünü sonuna kadar savundum ve uyguladım. Bu anlayışımı 25 yıldır belediye meclisinde de yerleştirmeye gayret gösterdim. Bu sayede kavgasız, gürültüsüz, Tepebaşı'na yakışan bir meclis ve nezaket çerçevesinde tartışmaların yapıldığı bir anlayış inşa etmek için elimden geleni yaptım.
Bu anlayışla, AKP meclis üyesinin söylemleri Tepebaşı meclis kültürüne ve hukukuna uygun olmadığı hâlde konuşmasını bitirmesi için sabrettim. Ancak son sözlerinde doğrudan şahsımı hedef alan, hakaret ve iftira içeren ifadeler sarf edilmesi üzerine, aynı zamanda suç oluşturan bu konuşmanın daha fazla devam etmesine izin veremezdim. Zira söz hakkı hiçbir zaman hakaret ve iftira atma özgürlüğü anlamına gelmez.
Her seçimde oyunu artırarak halkın helal oylarıyla seçilen bir belediye başkanını makamını gasp etmekle suçlamak hem kimsenin haddi değildir hem de oy verenlerin iradesine kesinlikle saygısızlıktır.
Kişiliğimize saldırılmasına sessiz kalmamızı bundan sonra da kimse beklemesin. Bunu yapanlar, en sert karşılığı alacağını bilmelidir. Eleştiriye ve fikir özgürlüğüne sonuna kadar saygılıyız. Ancak hakarete, iftiraya ve hadsizliğe de bir o kadar karşıyız."