ES TV canlı yayınında konuşan Türkiye Futbol Antrenörler Derneği (TÜFAD) Eskişehir Şubesi Başkanı Ahmet Bingöl şu ifadeleri kullandı;
"Söylenecek çok şey var. İşin doğrusu, hatalar silsilesinin yaşandığı bir karşılaşma izledik. Hava güzeldi, tribünlerde yaklaşık 20 bin taraftar vardı. Çok ateşli ve pozitif bir atmosfer oluşmuştu. Taraftarlar maç boyunca hiç susmadı. Takımlarını desteklediler, tribünleri tek tek harekete geçirdiler ve futbolculara moral verdiler.
Eskişehirspor maça oldukça iyi başladı. Hatta bugüne kadar oynadığımız karşılaşmalar arasında en iyi başlangıçlarımızdan birini yaptığımızı söyleyebilirim. Hem hızlı hem de temaslı bir oyun ortaya koyduk. Zaman zaman sertliği de artırdık. Ben de Eskişehirspor'un bu temaslı oyunla sonuca gidebileceğini düşündüm. Ancak birinci bölgeden ikinci bölgeye geçip üçüncü bölgenin başlangıcına geldiğimizde bütün hücum organizasyonumuz sona erdi. Çünkü topu göndermemiz gereken yer rakip ceza sahasının içiydi. Bunu bir türlü başaramadık.
Kanatlardan yapılan ortalarda kafa vuracak oyuncumuz olmadığı için gönderdiğimiz topların tamamına yakınını rakip savunma topladı. Ardından da bu toplarla bizim üzerimize gelmeye başladılar.
Eskişehirspor'a karşı oynayan takımların, özellikle de güçlü rakiplerin oyun anlayışı belli. Genellikle 5-4-1 düzeninde sahaya çıkıyorlar. Ellerinde iki hızlı oyuncu varsa bunlardan birini kanatta bekleterek fırsat kolluyorlar. Artık takımlar birbirlerini çok iyi analiz ediyor.
Bana göre Eskişehirspor'un rakipler tarafından yapılan analizinde bazı noktalar öne çıkıyor. Örneğin Beykan Şimşek savunmaya yeterince dönmüyor. Ancak top Beykan Şimşek'e geldiğinde tehlikeli olabiliyor çünkü topu iyi kullanıyor. Bu nedenle rakipler Beykan Şimşek topu aldığında iki oyuncuyla baskı yapıyor. Çizgide oynadığınız zaman rakip sizi dar bir alana sıkıştırıyor. Bir de savunmaya dönmediğinizde sol bek oyuncunuzun üzerine ciddi bir yük biniyor.
Bu karşılaşmada sol bekimiz en kötü performans gösteren oyunculardan biri gibi değerlendirilebilir. Ancak maçı yeniden izlediğinizde o bölgeyi büyük ölçüde tek başına kullanmaya çalıştığını görürsünüz. Sol bek ileri çıktığında onun boşalttığı alanı sol ön libero ya da sol stoperin doldurması gerekir. Futbolun temel prensiplerinden biri budur.
Bizim sol bekimiz sürekli hücuma çıktı. Ancak top kayıplarının ardından geriye dönmekte zorlandı. Gol pozisyonunda da sol taraftan gelişen atakta savunmanın müdahalesi yetersiz kaldı. Golü atan oyuncuya eşlik etmek yerine fiziksel temas kurulması gerekiyordu. Omzunu koyarsın, açısını bozarsın, dengesini kaybettirirsin. Bir şekilde o oyuncunun rahat hareket etmesini engellersin. Çünkü stoperi geçtikten sonra kaleciyle karşı karşıya kalıyor. Savunma oyuncusunun orada mutlaka bir müdahale yapması gerekiyordu. Ancak bunu yapamadı ve rakip golü buldu.
Kaleci Bora Göymen'in performansını da değerlendirmek gerekiyor. Bana göre kaleye gelen iki etkili topun ikisi de gol oldu. Bu pozisyonlarda Bora Göymen'in de hataları vardı.
Burada üzerinde durulması gereken önemli bir konu var. Rakip topu kazandığında ne kadar sürede bizim sahamıza geldi? Biz topu kazandığımızda ne kadar sürede rakip sahaya ulaşabildik? Rakip bu konuda bizden çok daha başarılıydı. İleri uçta iki hızlı oyuncuları vardı. Pas bağlantıları oldukça iyiydi. Ayağa oynadılar, pasın şiddetini doğru ayarladılar ve topun değerini bildiler. Topu kazandıklarında hızlı şekilde hücuma çıkarak tehlikeli pozisyonlar oluşturdular.
Biz ise kazandığımız topların neredeyse hiçbirini değerlendiremedik. İstatistiklere bakıldığında, bu karşılaşmanın sezon boyunca en fazla top kaybı yaptığımız maçlardan biri olduğunu düşünüyorum. Pasın şiddetini ayarlayamadık, doğru tercihler yapamadık ve topu olumlu kullanamadık.
Bir diğer önemli problem de oyuncuların sorumluluk almaktan kaçınmasıydı. Örneğin Abdulkadir Öksüz'e top geldiğinde önce topun üzerine basıyor ve bekliyor. Arda Okumuş'a geldiğinde ise genellikle yana oynamayı tercih ediyor. Çünkü risk almak istemiyorlar. Sorumluluk üstlenmekten kaçınıyorlar.
Beykan Şimşek'e baktığımızda ise farklı bir durum var. Beykan Şimşek topu aldığında önce kontrol ediyor, ayağında tutuyor ve ardından bir şeyler üretmeye çalışıyor. Beykan Şimşek'in performansını ayrıca değerlendirebiliriz. Ancak genel olarak Eskişehirspor'un oyun temposunda ciddi bir problem olduğu açık.
Teknik direktör Hakan Şapçı'nın şunu önceden düşünmesi gerekiyor. Eskişehirspor'un sahasına gelen takımlar büyük ölçüde 4-5-1 ya da 5-4-1 düzeninde oynayacak. Orta sahayı ve savunmayı kalabalık tutacaklar. Çünkü Eskişehirspor'un savunmasının ağır olduğunu biliyorlar. Savunma arkasına atacakları toplarla gol arayacaklar. Gol bulamazlarsa da en azından gol yemeden karşılaşmayı tamamlamaya çalışacaklar.
Maç öncesinde de konuşmuştuk. Erken gol bulabilirsek daha rahat bir sonuca gidebileceğimizi düşünüyorduk. Ancak öyle olmadı. Baskılı oynadığımızın düşünüldüğü dakikalarda rakip 18. dakikada geliştirdiği atakla golü buldu ve 1-0 öne geçti.
Bursa Yıldırımspor sahasına çekildi, birinci ve ikinci bölgeleri kalabalık tuttu. Biz rakibin üzerine gittikçe oyun alanı daraldı. Rakip dar alanda kısa paslarla çıkmayı başardı. Biz ise aynı pas organizasyonunu kuramadık.
Kazandığımız topları ya rakibe verdik ya da oyun alanının dışına gönderdik. Özellikle savunmadan başlayan hücumlarda çok fazla hata yaptık. Abdulkadir Öksüz'ün kullandığı topların önemli bir bölümü taca veya rakibe gitti. Arda Okumuş ve Abdulkadir Öksüz'ün bazı pozisyonlarda çok daha rahat pas seçenekleri vardı. Ancak bunları değerlendiremediler.
Burada biraz da özgüven eksikliği görüyorum. Orta saha oyuncularımız sorumluluk almak istemedi. Benzer sorunları geçen sezonun başında da yaşamıştık.
Hücumdaki bir diğer eksikliğimiz ise şut atamamamızdı. Tayfun Tatlı sahadayken ilk yarıda bir, ikinci yarıda iki şut girişimimiz oldu. Kaleyi bulan ve rakibi zorlayan şut sayımız son derece sınırlıydı. Tayfun Tatlı yaklaşık 72. dakikada oyundan çıktı. Ondan sonra da kaleye etkili şut gönderebilecek bir oyuncu göremedik.
Takımda uzaktan şut tehdidi oluşturabilecek oyuncu eksikliği var. Tayfun Tatlı'nın da en belirgin özelliği şut atmak değil. Gerçi geçen sezon güzel goller attığı maçlar olmuştu. Ancak bana göre hâlâ maç kondisyonunu tam anlamıyla yakalaması gerekiyor."





