Eskişehir Esnaf Odaları Birliği Başkanvekili Akın Yüksel şu ifadeleri kullandı;
"Ürün kalitesinde bir düşüş olduğunu yorumları var. Ürün kalitesi şu nedenle düşüyor. Fiyat-performans dengesi oluşturulmaya çalışılırken kaliteli ürünler ister istemez daha yüksek maliyetlerle ortaya çıkıyor. Çin menşeli ürünlerle rekabet etmekte zorlanan yerel üreticilerimiz de fiyatı dengeleyebilmek adına bazı fedakârlıklar yapmak zorunda kalıyor. Kalitesiz ayakkabı demeyelim ama daha ekonomik ürünler üretmek durumunda kalıyorlar.
Vatandaşlar eskiden bir ayakkabıyı 5-6 yıl kullandıklarını, şimdi ise her yıl yeni ayakkabı almak zorunda kaldıklarını söylüyor. Ben bu yorumlara kesinlikle katılıyorum. Bu durum sadece ayakkabıda değil, birçok üründe yaşanıyor. Üreticiler, belirli fiyat seviyelerinde kalabilmek için maliyetleri düşürmeye çalışıyor. Bu da ürünlerin kullanım ömrünü etkileyebiliyor.
Bugün gerçek deri bir ayakkabının çarşı mağazalarındaki satış fiyatı 5-6 bin TL'nin altına pek düşmüyor. Vatandaşlarımızın bütçesi de bu rakamlara her zaman ulaşamıyor. Üreticiler ve satıcılar da bu talebe cevap verebilmek için 800-1000 TL seviyelerinde ürünler sunuyor. Elbette 1000 TL'lik bir ayakkabı ile 6 bin TL'lik bir ayakkabının kalitesi aynı olmuyor.
Çarşıdaki ayakkabılar ile AVM'lerdeki ayakkabıların kalitesi çoğu zaman benzer olmasına rağmen fiyatlar iki-üç kat daha yüksek. AVM'lerdeki işletmelerin kira ve personel giderleri çok daha yüksek. Çarşı esnafıyla AVM'deki mağazaların maliyetleri aynı değil. Biz her zaman vatandaşlarımızın yerel esnaftan alışveriş yapmasını tavsiye ediyoruz. Yıllarca ayakkabı sektöründe bulunmuş biri olarak şunu söyleyebilirim; birçok imalatçının ürettiği ayakkabının üzerine AVM mağazalarında sadece farklı bir marka etiketi basılıyor. Aynı fabrikadan çıkan ürünlerden biri çarşıda 1000 TL'ye satılırken, diğeri marka değeri nedeniyle 2000 TL'ye satılabiliyor. İnsanlar aslında çoğu zaman üründen çok markaya para vermiş oluyor. Çarşıda da aynı kaliteyi bulmak mümkün ancak bazı tüketiciler marka tercihi nedeniyle daha yüksek fiyatları kabul edebiliyor.
Zincir marketler yalnızca ayakkabı sektörünü değil, birçok sektörü olumsuz etkiliyor. Geçtiğimiz yıllarda zincir marketlerde tekne, yat gibi ürünlerin bile satışını gördük. Şimdi farklı kategorilerde çok çeşitli ürünler satılıyor.
Bizim görüşümüz şu; ayakkabı ayakkabıcıdan, çanta çantacıdan, kıyafet kıyafetçiden, telefon telefoncudan alınmalıdır. Zincir marketlerin her sektöre girmesi küçük esnafı zor durumda bırakıyor.
Kampanyalar yapılıyor, belirli ürünler çok düşük fiyatlarla duyuruluyor. Ancak çoğu zaman stoklar son derece sınırlı oluyor. Bu tür uygulamalar küçük esnaf üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Bu nedenle zincir marketler ve AVM'lerle ilgili yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini uzun süredir dile getiriyoruz.
Zincir marketler 100 TL'ye terlik satıyor. Böyle bir durum kalitesine göre mümkündür. Çarşıda da, semt pazarlarında da 75-100 TL seviyesinde terlikler bulunabiliyor. Ancak kalite ve kullanılan malzeme fiyatı doğrudan etkiliyor. Bir ürünün üzerine marka etiketi koyduğunuzda çok daha yüksek rakamlarla da karşılaşabiliyorsunuz.
Esnafın genel durumu iyi değil. Bazen yaptığınız haberlerin altına "Esnaf sürekli ağlıyor" şeklinde yorumlar geliyor. Biz ağlamıyoruz. Ancak gerçekleri de söylemek zorundayız.
Çarşıda eski hareketlilik yok. Vatandaş fiyatlardan şikâyetçi. Biz ise dükkân kiralarından, artan maliyetlerden ve satışların düşmesinden şikâyetçiyiz. Çarşıda belirgin bir durgunluk yaşanıyor.
Bu pazar günü Babalar Günü'ydü ve birçok esnafımızın yüzü bir günlüğüne güldü. Eskiden Anneler Günü ve Babalar Günü gibi özel dönemlerde hazırlanan kampanyalar sayesinde çarşıdaki hareketlilik bir hafta, hatta on gün sürerdi. Bugün ise çoğu esnaf yalnızca bir günlük hareketlilik yaşayabiliyor.
Önümüzde yaz sezonu ve gurbetçilerin geleceği bir dönem var. Ancak son iki yıldır gurbetçilerden beklenen ekonomik katkıyı göremiyoruz. Onlar da yaşadıkları ülkelerde ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya. Ayrıca Türkiye'deki fiyatların yüksekliğinden şikâyet ediyorlar.
Biz de iş yapmak istiyoruz. Eski günlerdeki hareketliliği özlüyoruz. Yaz sezonuyla birlikte bir canlanma bekliyoruz ancak açık konuşmak gerekirse elde edilen gelirler artık giderleri karşılamakta zorlanıyor.
Gurbetçileri biz her zaman vatandaşlarımızı yerel esnaftan alışveriş yapmaya davet ediyoruz. Ancak vatandaşlarımızın da bütçeleri zorlanıyor.
Bugün çarşıda markasız bir spor ayakkabı ortalama 1000 TL, sıradan bir çanta ise yaklaşık 500 TL seviyesinde. Bir vatandaş bu iki ürünü aldığında 1500 TL'lik bir harcama yapmak zorunda kalıyor. Bu da birçok kişi için ciddi bir maliyet.
Biz de isteriz ki daha uygun fiyatlarla daha fazla ürün satabilelim. Sonuçta esnafın kazancı belli. Özellikle çarşı esnafı düşük kâr marjlarıyla çalışıyor.
Gurbetçilerden bu yıl büyük beklentilerimiz var mı diye sorarsanız, açıkçası eskisi kadar umudumuz kalmadı. Çünkü birçok gurbetçi artık Türkiye'ye gelmek yerine Antalya gibi turizm bölgelerini ya da farklı ülkeleri tercih ediyor. Harcamalarını da bu bölgelerde yapıyor.
Bazı gurbetçiler, yerli müşterilere farklı, gurbetçilere farklı fiyat uygulandığını söylüyor. Eskiden böyle bir algı vardı. Belki 10 yıl önce bazı örnekler yaşanmış olabilir. Ancak bugün durum çok farklı.
Ticaret İl Müdürlüğü'nün denetimleri sayesinde mağazaların büyük bölümünde fiyat etiketleri açık şekilde yer alıyor. Gurbetçiye ayrı, yerli müşteriye ayrı fiyat uygulamak mümkün değil. Ürünün üzerinde yazan fiyat herkes için geçerli.
Bugün çarşıda gezdiğinizde mağazaların neredeyse tamamında ürünlerin üzerinde fiyat etiketi olduğunu görürsünüz. Bu nedenle geçmişten gelen bu algının artık değişmesi gerekiyor. Bir ürünün fiyatı neyse, gurbetçi ya da yerli fark etmeksizin herkes için aynıdır."