Odunpazarı Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ali Haydar Çelik şu ifadeleri kullandı:

“Hepinizin yakından bildiği ve takip ettiği üzere Eskişehir'in mücavir alan sınırları içerisinde bulunan madenler ve bu madenlerin çıkarılmasıyla ilgili yaşanan sorunlar aylardır gündemimizde. Özellikle Mihalgazi ilçesinin Atalan ve Alpagut bölgesinde altın ve gümüş madeni çıkarılmasına yönelik yürütülen süreç ile bu faaliyetlerin bölgenin doğasına ve insan yaşamına verebileceği zararlar konusundaki karşı duruşumuz herkes tarafından bilinmektedir.

Hepinizin bildiği üzere Yukarı Sakarya Vadisi, Sarıcakaya ve Mihalgazi bölgesi, Türkiye'de mikroklima özelliğine sahip iki bölgeden biridir. Burası oldukça özel bir bölgedir. Bölgedeki tarımsal üretim faaliyetlerini hepimiz biliyoruz. İpek böcekçiliğinden zeytin üretimine kadar çok çeşitli tarımsal faaliyetler yürütülüyor. Büyükşehir Belediyemizin de özellikle ipek böcekçiliği, zeytin üretiminin teşvik edilmesi, zeytinyağı üretimi ve diğer tarımsal ürünlerle ilgili önemli çalışmaları bulunuyor.

Altın ve gümüş madenciliğinin bölgede ortaya çıkarabileceği sorunları, özellikle de altın madenciliğinde kullanılacak suyun Eskişehir açısından yaratabileceği susuzluk riskini ciddi biçimde değerlendiriyoruz. Biz madenciliğe karşı değiliz. Ancak madenin ne zaman, nasıl ve hangi şartlarda çıkarılacağını sorguluyoruz.

Öncelikle şu soruyu sormamız gerekiyor. Yerin üstü mü daha verimli, yoksa yerin altı mı? Bölgede yaşayan insanların sağlığı, doğal bitki örtüsü, habitat ve tarımsal üretim dikkate alınmalıdır. Bütün bu değerlerin zarar görmesi pahasına, kamuoyunda daha önce 'beşli çete' olarak nitelendirilen şirketlerden birinin yüksek kar elde etmesi için bölgenin tahrip edilmesine karşıyız.

Bu konuda sevindirici bir gelişmeyi de paylaşmak istiyorum. Büyükşehir Belediyemizin bu konudaki yoğun çabalarının da katkısıyla bölgedeki madencilik faaliyetine ilişkin verilen ÇED olumlu kararı mahkeme tarafından iptal edilmiş durumda.

Madencilik faaliyetinin yürütülmesi için hazırlanan ÇED raporuna ilişkin olumlu kararın mahkeme tarafından iptal edilmesiyle birlikte, en azından mevcut süreçte bölgede siyanür kullanılarak gerçekleştirilecek ve insan sağlığına, doğaya zarar verebilecek madencilik faaliyetlerinin önüne geçilmiş oldu.

Dileğimiz, bu bölgenin kendi doğal yapısını ve üretim faaliyetlerini koruyarak hem Eskişehir'e hem de ülkemize katkı sağlamaya devam etmesidir.

Bir diğer konu ise öğretmenlerimizle ilgili. Özellikle emekli öğretmenlerimizden bazıları bize ulaştı. Bildiğiniz üzere Eskişehir'deki Öğretmenevi, depreme dayanıklılıkla ilgili sorunlar nedeniyle yıkılmaya başlandı.

Ancak bu tesisten yararlanan, burada bir araya gelen ve sosyalleşen öğretmenlerimiz artık bu imkandan faydalanamayacak. Bu nedenle İl Milli Eğitim Müdürlüğü veya Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlerimizin kullanabileceği yeni bir tesis oluşturulması gerekiyor.

Bize ulaşan öğretmenlerimiz, şu anda böyle bir tesisin oluşturulmasına yönelik herhangi bir girişim bulunmadığını ifade ediyor. Bu konuyu özellikle iktidar partisine mensup belediye meclis üyelerimize de iletmek istiyorum.

Başta emekli öğretmenlerimiz olmak üzere Öğretmenevinden yararlanan öğretmenlerimizi ortada bırakmayın. Onların yeniden bir araya gelebilecekleri, sosyalleşebilecekleri ve vakit geçirebilecekleri alanlar oluşturulmalıdır.

Gündeme getirmek istediğim bir diğer konu ise pancar üreticilerimizin yaşadığı sorunlar. Bu mesele daha önce kamuoyunda da gündeme geldi ancak biz konunun yeniden ele alınmasını istiyoruz.

Hepinizin bildiği üzere şeker fabrikası pancar alımlarını gerçekleştiriyor ve ürünlerin nakliyesini organize ediyor. Ancak şeker fabrikasının nakliye için belirlediği ücretlerin düşük olması nedeniyle üreticilerimizin pancarları tarlalarda kalmış durumda.

Bu sorunun çözümü için üreticilerden nakliye bedelinin bir kısmını karşılamalarının istendiği belirtiliyor. Çiftçiler bu ilave nakliye masrafını karşılayamadığında ise pancarlar tarlada kalmaya devam ediyor.

Akaryakıt fiyatlarının geldiği noktayı hepimiz biliyoruz. Bu nedenle nakliye yapan kamyon şoförlerinin ve nakliyecilerin taleplerini haklı buluyoruz. Aynı şekilde ürünlerini şeker fabrikasına ulaştırmak ve satmak isteyen pancar üreticilerimizin de taleplerinde haklı olduğunu düşünüyoruz.

Burada yapılması gereken, bu yanlış uygulamadan bir an önce vazgeçilmesidir. Şeker fabrikasının karşılaması gereken nakliye ücretleri çiftçilerimizin üzerine yüklenmemelidir.

Çiftçilerimize sahip çıkmazsak ilerleyen dönemlerde tarımsal üretimde yaşanacak sorunlar bütün ülkeyi etkileyecektir. Üreticilerimizin mağduriyetinin giderilmesi ve pancarların tarlada kalmaması için gerekli adımların atılmasını istiyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda yetkilileri gerekli hassasiyeti göstermeye ve sorunun çözümü için harekete geçmeye davet ediyoruz.”