Eskişehir Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ali Haydar Çelik, YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'ın siyasi duruşuna ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ali Haydar Çelik, Talat Yalaz'ı ilk seçildiği dönemde desteklediklerini ancak daha sonra siyasi tutumunun değiştiğini savundu.
YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'ın siyasi duruşunu ve yaptığı açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz sorunu yanıtlayan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ali Haydar Çelik şu ifadeleri kullandı;
"Talat Yalaz'ı ilk seçilme aşamasında şahsen tanımıyordum. O süreçte biz de ciddi şekilde çalıştık, çok sayıda insana ve delegeye ulaştık. Çünkü karşısındaki adayı daha yakından tanıyordum. Rakibini meclislerde birlikte çalıştığımız için yaptığı işleri ve siyasetteki pozisyonunu biliyordum. İl başkanlığı görevini yapamayacağını düşünüyordum. O dönemde Talat Yalaz'ın seçilmesini destekleyen bir pozisyondaydık.
Ancak Talat Yalaz seçildikten kısa bir süre sonra siyasi rotasını değiştirdi. Bana göre karşı karşıya olduğu yapıya zaman içerisinde biat eden bir pozisyona geldi.
Talat Yalaz, Eskişehir'de genel başkanın temsilcisiydi. Genel başkanın bir şehirdeki temsilcisi olmak çok önemli bir görevdir. Ancak bana göre Talat Yalaz bu temsil görevini yerine getiremedi. Toparlayıcı olamadı, bütünleştirici olamadı. Sürekli krizlerden beslendi ve krizi körükleyenlerle birlikte hareket etti. Son delege seçimlerinde de bu birlikteliğini hem fiilen hem de hukuken tescil ettirdiğini düşünüyorum.
İkinci seçime tek aday olarak seçime girdi. Peki neden tek aday olarak girdi? Aday olmak isteyen birçok insan vardı. Neden bu insanların önü açılmadı? Sürekli "butlancılar" diyenler buna cevap versin. Mahallelerde neden seçimlere tek adaylarla gidilmesi için bu kadar çaba gösterildi?
Ben kendi mahallemde dahi mahalleyle hiçbir ilgisi olmadığını iddia ettiğim kişilerin oy kullandığını gördüm. Bununla ilgili belgelerin ve evrakların da bende olduğunu söylüyorum. Dağıttıkları erzakları falan da biliyorum.
Ben Talat Yalaz'a şunu söyledim: "Bak kardeşim, sen il başkanısın. Aday olmana hiçbir engel yok. Zaten ciddi bir rakibin de olmayabilir. Ama ilçe seçimlerinde tarafsız dur. Bütün partililerin hakkını eşit şekilde koru."
Çünkü bütün Cumhuriyet Halk Partililerin özgür iradeleriyle delegelerini ve ilçe yöneticilerini belirleme hakkı var. İl başkanının yapması gereken bu hakkı korumaktır. İl başkanının görevi, "Ne olursa olsun ben yeniden il başkanı olayım" anlayışıyla hareket etmek değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi kimsenin babasının tapulu malı değil. Talat Yalaz seçilmeyebilirdi. Talat Yalaz'ın mutlaka seçilmesi gerektiğine ilişkin bir kural mı var? "İlla ben seçileceğim" diyerek Cumhuriyet Halk Partisi'nin değerlerini neden altüst ediyorsunuz?
Bir başka eleştirim de örgütlenme konusunda. Talat Yalaz görevden alındığında arkasından gelen insan sayısına bakın. 100-150 kişi... Partiden yeterli sayıda insanı yanında götüremedi. Yumruk kaldırmak, slogan atmak veya reklam yapmak bana göre il başkanlığı değildir.
Yeni partisindeki tavırlarını da takip ediyorum. Jestlerini, mimiklerini, davranışlarını ve insan ilişkilerini doğru bulmuyorum. itici gözüküyor. Bir il başkanının öncelikli hedefinin milletvekili olmak da olmaması gerektiğini düşünüyorum. İl başkanının hedefi, bulunduğu ilde partisini mümkün olan en güçlü noktaya taşımaktır. Milletvekilliği ise süreç içerisinde ortaya çıkabilecek ayrı bir görevdir.
Bir kişi "Ben milletvekili olacağım" diyerek milletvekili olmamalı. Eğer sistem bunun üzerine kurulursa parti içi demokrasi ve hukuk zarar görür. Baskı ve dayatma ortaya çıkar. Zamanı geldiğinde milletvekili olmak isteyen herkes çıkar, adaylığını koyar. Ön seçim yapılır, üyelerin karşısına çıkar ve hak ediyorsa seçilir.
Ben "Talat Yalaz milletvekili olmasın" demiyorum. Önce iyi bir il başkanlığı yapsın. Ondan sonra milletvekilliği hedefi varsa bunun değerlendirmesini parti üyeleri yapar.
Kaldı ki bugün başkanlık sistemi içerisinde milletvekilliğinin siyasi etkisinin de ayrıca tartışılması gerekiyor. Meclisin mevcut sistemdeki gücü ortada. Milletvekilliği giderek bir konfor alanına dönüşüyor. Danışmanı, şoförü, imkânları var. Peki Meclis'te verilen önergelerin kaçı kabul ediliyor?
Bir de "ana muhalefet" tartışması var. Birinci partiyiz söylemleri de aldatmaca. Mevcut sistem içerisinde bakanların konumu dahi değişti. Geçmiş dönemde ana muhalefetin mücadele ederek elde ettiği bazı sonuçları gördük. Emeklilere verilen ikramiye başta olmak üzere birtakım kazanımlar ortaya çıktı. Üstelik bunu yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden değerlendirmek de doğru değil; o dönemde bir ekip vardı.
Ancak yaklaşık 2,5 yıldır siyasetin gündemi büyük ölçüde Silivri tartışmaları üzerinden ilerliyor. Peki emekliler, işçiler, çiftçiler ve esnaf? Bu kesimlerin sorunlarına ilişkin iktidarı zorlayacak güçlü bir siyasi mücadeleyi ben göremiyorum."





