Bugün balık tezgâhlarına baktığımızda kilosu 2 bin liraya kadar çıkan balıkları görmek mümkün. Ancak 100 liralık hamsi dışında diğer balıkları almak istediğinizde herhangi bir kuyruk yok; balık tartılıyor, temizleniyor ve teslim ediliyor.
Peki bu manzara bize neyi gösteriyor? Elbette gelir dağılımında yaşanan adaletsizliğin bir sonucunu gösteriyor. Soğuğu kemiklerine kadar hissederek ucuz balık kuyruğunda bekleyen insanlar var. Milli gelirin 1,5 trilyon dolar olduğu, kişi başına düşen milli gelirin 16 bin dolar seviyesinde bulunduğu ve “Avrupa bizi kıskanıyor” söylemlerinin dolaştığı şu günlerde, bu uzun balık kuyrukları insanın içini titretmiyor mu?
Balık 100 liraya düştüğünde balık yeme şansı yakalayan ve büyük çoğunluğu emekli ile emekçilerden oluşan insanlarımız açısından bu tablo acı değil mi? Yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle dünyanın sayılı ülkeleri arasında gösterilen ülkemizde, insanlara bu görüntüler reva mı?
Yeter artık. İnsanlarımız insanca yaşayabilecekleri bir gelir düzeyine kavuşmalı, gelir dağılımından hak ettikleri payı almalıdır. Bu tür kuyruklara mahkûm edilmemelidirler. Balık kuyrukları, gelir dağılımındaki adaletsizliğin en net göstergelerinden biridir. Emekliye 20 bin lira reva görülür, asgari ücretli 28 bin lira ile açlık sınırının altında yaşamaya zorlanırsa, bu kuyruklar daha da uzamaya devam eder.