Kanal 26 ekranlarında yayınlanan Farklı Farklı programında konuşan Avukat Fatih Mehmet Akmeşe, Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasına ilişkin kararını değerlendirdi.

Avukat Fatih Mehmet Akmeşe, şu ifadeleri kullandı:

“Anayasa Mahkemesi, 30 Eylül'de Resmî Gazete'de yayımlanan kararıyla yoksulluk nafakasına ilişkin 'süresiz' ibaresini iptal etti.

Aile hukukunda iki tür nafaka bulunuyor. Bunlardan biri, ortak çocuk için ödenen iştirak nafakası, diğeri ise boşanan eşlerden birinin diğerine ödediği yoksulluk nafakasıdır. Uygulamada yüzde 80-90 oranında erkeklerin kadınlara nafaka ödediğini görüyoruz. Ancak hukuken taraflardan herhangi biri diğerine yoksulluk nafakası ödeyebilir.

Mevcut düzenlemede yoksulluk nafakası, uygulamada süresiz olarak hükmedilen bir nafaka türü. Evliliğin kaç yıl sürdüğüne veya tarafların maddi durumuna bakılmaksızın süresiz nafakaya karar verilebiliyor. Elbette nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi gibi durumlarda nafakanın sona ermesi söz konusu. Ancak bu ayrı bir husus.

Burada hukuki düzenleme açısından bazı sorunlar bulunuyor. Aslında Anayasa Mahkemesinin 2012 yılında da bu konuda bir kararı vardı. O kararda, süresiz nafakanın kural olarak öngörüldüğü ancak hâkimin takdir yetkisini kullanabileceği belirtilmişti. Yani hâkim, somut olayın özelliklerini değerlendirerek nafakanın süresini belirleyebilir veya farklı düzenlemelere gidebilir. Süresiz nafaka kuralının bu kadar katı uygulanmaması gerektiğine işaret edilmişti.

Buna rağmen mahkemelerde nafakanın süresiz uygulanması yönündeki yaklaşım devam etti. Anayasa Mahkemesinin son kararının gerekçesinde de bu duruma dikkat çekiliyor. Mahkeme, 2012 yılında verdiği kararla uygulamaya yol göstermesine rağmen bu yaklaşımın yeterince dikkate alınmadığını ve süresiz nafaka uygulamasının katı biçimde sürdürüldüğünü belirtiyor. Bu nedenle artık açık ve net bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor.

Burada iki ayrı Anayasa Mahkemesi kararından söz ediyoruz. İlki 2012 yılında verilen karar, ikincisi ise 30 Eylül'de Resmî Gazete'de yayımlanan karar. 2012 yılındaki kararda doğrudan bir hüküm iptal edilmemiş, mahkemenin içtihadıyla uygulamaya yol gösterilmişti. Ancak bu yaklaşım uygulamada yeterince karşılık bulmayınca son kararla 'süresiz' ibaresinin iptaline gidildi.

Avrupa ülkelerine baktığımızda ise farklı uygulamalar görüyoruz. Süresiz nafakanın uygulandığı ülke sayısı oldukça az. Örneğin Belçika'da nafaka süresi evlilik süresiyle sınırlandırılmış. Evlilik ne kadar sürdüyse boşanmadan sonra ödenecek nafakanın süresi de buna göre belirleniyor. Bazı düzenlemelerde ise evlilik süresinin yarısı esas alınıyor.

Bununla birlikte evliliğin 15 yıldan fazla sürmesi veya ortak çocuk bulunması gibi durumlarda hâkime nafaka süresini artırma konusunda takdir yetkisi tanınabiliyor. Dolayısıyla belirli ölçütler ve süreler üzerinden bir değerlendirme yapılıyor. Ülkeler arasında farklılıklar bulunsa da temel yaklaşım, nafaka süresinin belirli kriterlere bağlanması.

Türkiye'de de ilk hazırlanan taslakta benzer bir düzenleme gündeme gelmişti. Nafaka süresinin evlilik süresinin yarısı kadar olması, ancak her durumda en az beş yıl uygulanması öngörülüyordu. Yani evlilik bir veya iki yıl sürmüş olsa bile nafaka süresi beş yıl olacaktı. Evlilik 12 yıl sürmüşse nafaka altı yıl, 15 yıl sürmüşse yedi buçuk yıl devam edecekti.

Ancak Cumhurbaşkanı, böyle bir düzenlemenin taraflardan birini mağdur edebileceğini ve her durumda hakkaniyetli sonuçlar doğurmayabileceğini belirterek farklı formüller üzerinde çalışılmasını istemiş. Bu nedenle taslak yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderilmiş.

Dolayısıyla henüz tamamlanmış bir düzenleme bulunmuyor. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı da dokuz ay sonra yürürlüğe girecek. Bu dokuz aylık süre içerisinde yeni kanuni düzenlemenin yapılması bekleniyor. Düzenleme bu süre içerisinde tamamlanırsa hukuki açıdan bir boşluk oluşmadan süreç yürütülebilir.”