Büro Emekçileri Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Ayhan Gürler şu ifadeleri kullandı:
“Üretilen her değerde, ortaya çıkarılan her zenginlikte Büro Emekçileri olarak emeğimiz ve alın terimiz var. Kamu hizmetini ayakta tutan bizleriz. Devletin işleyişini sağlayan, yurttaşın en temel haklarına erişimini mümkün kılan, kamu hizmetini omuzlarında taşıyan milyonlarca emekçi olarak yoksulluğa, güvencesizliğe ve sefalet dayatmasına mahkûm edilmeyi reddediyoruz.
Bugün kamu emekçileri, tarihin en ağır ekonomik ve sosyal saldırılarıyla karşı karşıyadır. Ücretlerimiz her geçen gün erirken, alım gücümüz bilinçli politikalarla yok edilmekte; maaşlarımız daha cebimize girmeden enflasyon karşısında buharlaşmaktadır. Bizler çalışıyor, üretiyor ve değer yaratıyoruz. Buna karşın ülkenin tüm kaynakları rant çevrelerine, faiz lobilerine ve yandaş sermayeye aktarılırken, kamu emekçilerine ‘kaynak yok’ denilmesini kabul etmiyoruz.
TÜİK’in sahte rakamlarını tanımıyoruz!
İktidarın yoksulluğu gizleme aparatı hâline gelen TÜİK, açıkladığı gerçeklikten kopuk verilerle milyonlarca emekçinin, emeklinin aklıyla alay etmektedir. Pazarda, markette, faturalarda yaşadığımız hayat pahalılığı ile TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları arasında uçurum vardır.
Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: TÜİK rakamları sahtedir! Bu rakamlarla yapılan hiçbir maaş artışını, hiçbir ekonomik açıklamayı meşru kabul etmiyoruz.
Bugün yaşadığımız ekonomik kriz doğal bir sonuç değil, emek düşmanı politikaların ürünüdür. Krizin faturasını emekçilere ödetmeye çalışan bu anlayışı reddediyoruz. Kaynak vardır; ancak bu kaynaklar emeğe değil, sermayeye aktarılmaktadır. Kamu emekçilerini yoksullaştıran, halkı borç batağına sürükleyen bu düzenin karşısında susmadık, susmayacağız.
Sefalet ücreti değil, insanca yaşam istiyoruz!
Kamu emekçileri bugün sadece düşük ücretlerle değil; aynı zamanda güvencesiz çalışma biçimleri, angarya işler, artan iş yükü, liyakatsiz atamalar ve siyasal baskılarla kuşatılmış durumdadır. Kamu hizmeti piyasalaştırılmış, emekçiler performans, hedef ve baskı politikalarıyla nefessiz bırakılmıştır.
Bizler sadaka değil, hakkımız olanı istiyoruz.
Yoksulluk sınırının üzerinde, insanca yaşamaya yetecek ücret istiyoruz.
Tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını istiyoruz.
Vergide adalet istiyoruz. Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alan bu adaletsiz sistemi reddediyoruz.
Güvenceli istihdam, liyakat ve eşitlik istiyoruz.
Grevli, toplu sözleşmeli gerçek sendika hakkı istiyoruz.
Biliyoruz ki birlikte mücadele etmezsek kaybetmeye devam edeceğiz. Haklarımızı tek tek değil, ancak ortak ve örgütlü mücadeleyle kazanabiliriz.
Buradan tüm kamu emekçilerine, büro emekçilerine, emeklilere ve emekçi halka sesleniyoruz: Bu sefalet düzenine karşı birlik olalım. Haklarımız için yan yana gelelim. Korkuya, baskıya ve yoksulluğa teslim olmayalım.
Biz Büro Emekçileri Sendikası olarak; iş yerlerinde, alanlarda, meydanlarda, sokaklarda emeğin onuru, insanca yaşam ve eşitlik için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.
Bu ülkenin gerçek sahipleri bizleriz. Üretilen her değerde, ortaya çıkarılan her zenginlikte bizim emeğimiz var.
Sefaleti kabul etmiyor, hakkımız olanı istiyoruz.”





