Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal şu ifadeleri kullandı;
“Buraya geldiğiniz için öncelikle çok teşekkür ediyorum. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nüzü tekrar kutluyorum. Ne kadar zor koşullarda çalıştığınızın farkındayız. Ne kadar zor koşullarda haber yaptığınızın farkındayız. Ben bir hukukçu olarak bunun biraz daha farkında olduğumu belirtmek istiyorum. Bizim haber alma, bilgi alma ve aydınlanmamızı sağladığınız için tekrar teşekkür ediyoruz.
Ben uygun görürseniz önce bir kendimi tanıtmak istiyorum. Buraya hem bir tanışma toplantısı yapmak hem de sizin özel gününüzü kutlamak için geldik. İsmim Ufuk Uysal. 32 yıldır bu kentte serbest avukatlık yapıyorum. Doğma büyüme Eskişehirliyim. Eskişehir merkez Harman Dalı Köyü’ndenim. İlk, orta ve lise eğitimimi Eskişehir’de tamamladım. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Bugüne kadar çeşitli sivil toplum örgütlerinde görevler yaptım.
Benim hayatımdaki en önemli görevlerden bir tanesi şudur: Ben fakir bir ailenin çocuğuyum ve Kızılay Derneği’nden burs almıştım. Akabinde avukat olduktan sonra Kızılay Derneği’nde 20 yılı aşkın süre görev yaptım. Bir anlamda hem aldığımı kuruma geri vermeye çalıştım hem de manevi haz hissetmeye çalıştım. Türkiye’nin en genç yöneticilerinden birisiydim ve Genel Merkezimiz tarafından onursal madalya sahibiyim.
Eskişehir Barosu’nda ve Türkiye Barolar Birliği’nde görevler yaptım. Kendi mesleğimle alakalı, yani hukuk mesleğiyle ilgili Eskişehir Amatör Futbol İl Ceza Kurul Başkanlığı yaptım. Diğer meslektaşım Avukat Süleyman Uçar ile beraber biz mesleğimizle ilgili amatör spora fahri olarak 15 yıl hizmet ettik. Ben bir dönem Türkiye Futbol Federasyonu bünyesinde PFDK üyeliği görevinde de bulundum. Eskişehir Altyapı Derneği’nde ve Büyükşehir Belediye Spor Kulübü’nde görevlerde bulundum.
Vakfımızın da daha evvel çeşitli kademelerinde yöneticilik, divan başkanlığı ve moderatörlük görevleri yaptım. Bu dönemde çekirdek bir ekiple yola çıktık. Vakfımız hak ve hizmet yeridir. Bu dönemde "biz hizmet edelim, bizden önceki başkanlarımızın hizmet tuğlalarının üzerine biz de ilave yapmak için çabalayalım" düşüncesiyle yola çıktık. Eğer başarılı olursak hem kendi toplumumuza hem de şehrimize ve ülkemize hizmet edelim istiyoruz. Burada önceki dönem başkanlarımızdan İsmail Kılıç başkanım var; onun da vakfımıza çok büyük hizmetleri olmuştur. Onların öğretileri ve yol göstericilikleriyle daha iyi işler yapacağımız düşüncesindeyiz.
Şimdi bizim vakfımızın çok özel ve güzel bir tüzüğü var. Tüzüğümüzün 3. maddesinde vakfımızın ana amacı; Hacı Bektaş Veli’nin düşünceleri, felsefeleri, öğretileri ve insan sevgisi üzerine bunları yaşatmak ve tanıtmak üzerinedir. Hacı Bektaş Veli büyük bir bilim adamıdır. Düşünceleri ve felsefeleri hâlâ bugün dünyanın her yerinde araştırma konusudur ve yaşatılmaktadır. Biz de bunu kentimizde yaşatmak için çaba sarf edeceğiz.
Tabii bu dönemde ülkemizde ekonomik bir kriz var. Dünyada savaşlar ve soykırımlar var. İnsanların yüzü artık daha az gülümsüyor. Dostluk, arkadaşlık ve kardeşlik ilişkileri biraz daha zayıflamış gibi görünüyor. Biz de bunlara dokunabilmek için yönetim kurulumla birlikte bir söyleşi gerçekleştirelim dedik. Bu duyguları biraz daha yeşertmek ve yeniden insanları düşündürüp tattırmak için insanlık, kardeşlik, dostluk, özgürlük ve barış üzerine vakıf olarak bir söyleşi tertipledik.
Enerjisi çok yüksek bir yönetim kurulu ile çalışıyorum, birazdan sizlere de tanıtacağım.
Yönetim kurulumuz "Ufuk Başkan, o zaman ulusal bir isimle bunu yapalım" dedi. "Peki kim olur?" diye isimleri yukarıdan aşağıya sıraladık. İlk sırada Zülfü Livaneli çıktı, ikinci sırada Ataol Behramoğlu çıktı. Ondan sonra, herhalde kalbimiz de çok temiz, "tamam" dedim. Protokol ziyaretlerine başladık. Önce Valimiz Hüseyin Aksoy'u ziyaret ettik, sonra Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Başkan’ı ziyaret ettik. Orada sohbet esnasında ben bu düşüncemden bahsettim. Ayşe Başkan da "Ufuk çok iyi düşünmüşsün, harika bir şey ve şu anda toplumumuzun ihtiyacı olan bir konu bu; insana dokunabilmek, dostluk ve arkadaşlık" dedi. Ben yönetim kurulumun enerjisinin yüksek olduğunu ve Zülfü Livaneli’yi bu söyleşi için buraya getirmek istediğimizi söyleyince Ayşe Başkan o esnada bizim yanımızda Zülfü Bey’i aradı. "Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanımız ve yönetim kurulu burada, böyle böyle düşünmüşler, bu söyleşiye gelir misiniz?" diye sordu. Zülfü Bey de "seve seve gelirim" dedi.
Ondan sonra Ayşe Ünlüce Başkan "Ufuk Başkan, bunun ismini de sizin için sakıncası yoksa Anadolu Hümanizmi koyalım mı?" dedi. Harika bir isimdi. Hümanizmin temelinde ve merkezinde insan var ve biz hep birlikte insanlarımıza dokunmaya gayret edeceğiz.
Uygun görürseniz şimdi tarih ve saati de söyleyeyim. Lütfen bu organizasyon sadece bizim organizasyonumuz gibi olmasın, aynı zamanda sizlerin organizasyonu gibi olsun. 23 Ocak Cuma günü saat 15:00’te Büyükşehir Belediyesi Opera Sahnesi’nde Zülfü Livaneli üstadımız "Anadolu Hümanizmi" konulu söyleşiyi gerçekleştirecek. Bunun öncesinde ve sonrasında bizim de vakıf olarak insanlarımıza bazı sürprizlerimiz olacak. Bu organizasyonumuz tamamen ücretsiz bir organizasyondur.
Biz bunu sosyal medya hesaplarımızdan tanıtmaya ve yaymaya gayret ediyoruz. Eğer sizler de uygun görürseniz ve bize destek verirseniz çok memnun oluruz. Biz insana dokunmayı ve güzelliklere dokunmayı tek başımıza başaramayız ama hep birlikte olursak başarabiliriz. Gülümseyen insan sayısını birlikte artırabileceğimizi düşünüyoruz.
Vakfımızı çoğulcu anlayışla yöneteceğiz. Şu anda vakfımızın 295 tane üyesi var ama bunun ötesinde Eskişehir'de Alevi Bektaşi toplumu çok geniş nüfuslara ulaşıyor. Şu anda bizim Eskişehir'de 39 tane Alevi Bektaşi köyümüz var ve 40'a yakın da Alevi Bektaşi köy derneğimiz var. Buralarda da ciddi nüfuslarımız var.
Biz bu köy derneklerimizle 2 gün önce bir toplantı gerçekleştirdik. Oradaki dernek başkanlarımız ve yönetimleri ile bir araya geldik. Eskişehir'e birlikte hizmet etme niyetini ve arzusunu ortaya koyduk. Çeşitli ihtisas komisyonları kurduk. Her ihtisas komisyonunda en az 3-4 tane yönetim kurulu arkadaşım var. Bu yönetim kurulu arkadaşları hem diğer vakıf üyelerimizden hem de Alevi Bektaşi olsun veya olmasın bize saygı duyan, aynı dünya görüşüne sahip olduğumuz kentimizdeki diğer insanlarımızdan bu ihtisas komisyonlarına üyeler kaydediyorlar.
İhtisas komisyonları çeşitli projeleri ortaya koyacaklar. Yönetim kurulu kararından sonra o projelerin uygulanması konusunda da bizlere destek olacaklar. Bu bağlamda İnanç Komisyonu, Kültür Sanat Etkinlik Komisyonu, Bilim Kurulu ve Bilimsel Araştırma Komisyonu gibi yapılar oluşturduk. Bilim kurulunda şu anda 20 civarında profesör doktor hocamız bize destek oluyorlar.
Bu bağlamda bilim kurulu şu anda şu çalışmayı yapıyor: Biz bazen kendimizi belki doğru ifade etmekte zorlandık, bazen kentimizdeki ya da ülkemizdeki bazı insanlar bizi tanımakta zorlandılar. Bu durum pek hoş olmayan bazı algıların oluşmasına sebep oldu. "Alevi Bektaşi toplumu Müslüman mı değil mi?", "Alevi Bektaşi toplumu acaba cenaze namazı kılar mı, kılmaz mı?" gibi çok üzücü söylentiler kulaklarımıza geliyor.
Bu algıyı ortadan kaldırmak ve doğruları ortaya koyabilmek için bizler çalışıyoruz. Bizler elhamdülillah Müslümanız. Bizim insanlarımızdan bir farklılığımız yoktur ama bizim bazı ritüellerimiz ve Hacı Bektaş Veli'nin ortaya koyduğu felsefeler vardır. Dolayısıyla kendimizi de doğru ifade etmeye gayret edeceğiz.
Bu bağlamda profesyonel bir sosyal medya ekibiyle çalışmaya başladık. Yaptığımız faaliyetleri oradan duyuracağız. Alevi Bektaşi kültürü ve inancımızla ilgili doğru bilgilendirmeler yapacağız. Şu anda bilim kurulumuzun önündeki ilk konu şudur: Biz Alevi Bektaşiliği doğru şekilde tanımlayan, akademik bir dil olmaksızın her çocuğumuzun, gencimizin ve insanımızın anlayabileceği şekilde bir kitapçık hazırlığı içerisindeyiz. Akabinde bunu kentimizdeki sivil toplum kuruluşlarımızla, kendi Alevi Bektaşi derneklerimizle ve sizlerle paylaşacağız. O dönemde bu bilgilerin toplumun diğer kesimlerine ulaştırılması konusunda sizlerden de destek isteyeceğiz. Çünkü bu aynı zamanda hepimiz için bir görevdir ve toplumsal barış için gereklidir.
Bir de bizim genel kurul taahhütlerimizden bir tanesi şuydu.: Biz her daim güçlünün değil, mazlumun yanında duracağız. Bu bizim inancımızın ve Hacı Bektaş Veli felsefemizin başöğretilerinden bir tanesidir. Bu öğreti şu anlama geliyor: Biz her daim mağdurun yanında dimdik duracağız ve gerekiyorsa dimdik mücadele edeceğiz. Dolayısıyla konuyu şuraya bağlayacağım: Kentimizde ya da ülkemizde, bizim mağdur olduğuna inandığımız her konuda mağdur insanlarımızın ve mağdur sivil toplum kuruluşlarımızın yanında da dimdik duracağız. Çünkü bizim vakıf tüzüğümüz ve Hacı Bektaş Veli felsefesi ile öğretisi bunu emrediyor.





