Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı;
"Kent Konseyleri Birliği'mizin 2026 Eskişehir yılında başkanlığı, dönem başkanlığını da Eskişehir’e bırakıyor olması gerçekten çok güzel bir jest. Umuyorum ki bu jest 17. dönem dediniz, değil mi? 26. dönemde de talibiz diyormuşum şimdiden. İstekli olalım. Evet, 26 rakamı bizim için çok önemli bir rakam. Mutlaka her şehir kendi plakasına bir aidiyet hissediyordur ama Eskişehir’in çok değişik bir aidiyeti var. Biz şehir dışında böyle 26 plaka görünce -hani çok övünülecek bir şey değil belki ama- hemen kornaya basan, camı açan, el sallayan bir şehrin insanlarıyız.
Bizim İstanbul’da 7 tane hemşehri derneğimiz var. Yani Eskişehirlilerin gidip İstanbul’a yerleşip kurdukları hemşehri dernekleri var. Onlarla yaptığımız bir sohbette şöyle bir şey söylemişlerdi: "Biz dernekler olarak her ayın 26’sında İstanbul’da etkinlik yapıyoruz." diye. Yani bu 26 aidiyeti hakikaten çok hoşumuza gidip, bir de düşünün bir başkan olarak 26’nın denk gelmesi 100 yılda olacak bir şey ve 100 yılda olan bir dönemde hakikaten benim dönemime denk geldi. O da bizim için çok keyifli. Şehirde de gerçekten güzel bir karşılık buldu. Mesela yarın ayın 26’sı ve Eskişehir’de büyük indirimler bizi bekliyor. Biraz festival alanına dönüşsün istiyoruz her ayın 26’sını. Böyle güzel bir dönemde dönem başkanlığını Eskişehir’in kent konseylerinin içinden gelen, uzun yıllardır emek veren sevgili Ahmet Kapanoğlu kardeşimizin yapacak olması bizim için büyük bir gurur. O nedenle sizlere teşekkür ediyorum bu jestiniz için.
Soruya dönecek olursam; Eskişehir’e ne kattı kent konseyi? Aslında bizdeki süreç 2006’lı yıllarda başladı. Burada kent konseyi süreci o zaman Yerel Gündem 21 adı altında kentlerde oluşumlar başlamıştı ve kendi içinde kadın meclisleri oluşuyordu, işte gençlik meclisleri oluşuyordu. Ben de Eskişehir’deki ilk oluşumunda kadın meclisinde başkan yardımcısı olarak görev almıştım. Her zaman gururla söylediğim bir şey var; elbette bizi pek çok şey besliyor: Ailemiz, okullarımız, öğretmenlerimiz, hayatımıza çıkan kişiler... Ama eğer hayatınızın bir bölümü sivil toplumda geçmişse hakikaten büyük bir okula dönüşüyor. Beni büyüten, geliştiren, içinde olmaktan gurur duyduğum 3 önemli kuruluş var Eskişehir’de. Birisi elbette Kent Konseyi; 2006’dan beri içindeyim, hatta o yıldan beri beraber yol yürüdüğümüz birçok arkadaşımız da burada.
Yine Eskişehir Barosu; gerçekten akademik bir odanın üyesi olmak ve o odaya hizmet etmek -baro başkanımız da burada- inanılmaz keyifliydi bizim için. Hem baro yönetiminde hem de baronun çeşitli komisyonlarında, Kadın Hakları Komisyonu gibi, Çevre Hakları Komisyonu gibi komisyonlarda da başkanlık etmekten büyük bir gurur duydum. Bir de tabii meşhur kadın platformumuz; belki pek çok şehirde olmayan bir oluşum. Eskişehir Kadın Platformu, Eskişehir’de kadın konusunda ve çocuk konusunda çalışan derneklerden oluşan bir platformdu. 1980’li yıllarda kurulmuştu; ben de 2000 yılının başlarında üye olmuştum. Eskişehir Barosunu temsilen katılıyordum, dernek başkanlarından oluşuyordu. Gerçekten platform da bizi çok büyüttü, besledi, içinde birçok şey öğrendik. Bu bahsettiğim 3 kuruluş benim belki bugünlerde hem bu göreve hazırlanmam hem de eğer bu görevi layıyla yapabiliyorsam en çok borçlu olduğum 3 sivil toplum diyebilirim.
Kent konseyinin içinde çok şey öğrendik. Mesela ilk kadın meclisi olarak başladığımızda "Hayata nasıl dokundu?" dediniz ya Eskişehir’in hayatına; bence o dönem o gruptan çıkan en önemli şey, şu anda Büyükşehir Belediyesi altında hizmet veren Kadın Danışma Merkezi, Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi'dir. Biz kadın meclisinde "O dönem en büyük eksiklik ne kadınlar konusunda?" dedik. Eskişehir birçok konuda ilerici bir şehir. O zaman daha bu Ankara Barosunun Gelincikleri falan kurulmamıştı, daha bu aşamalar yoktu İstanbul Barosunun merkezleri. Biz o zaman Eskişehir Barosuyla ortak, kent konseyiyle beraber -o zaman adı Yerel Gündem 21’di- beraber Eskişehir Büyükşehir Belediyesine bağlı Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezini kurarak başladık ve sonrasında yine birçok çalışma yapıldı. Her dönem kendi damgasını vurdu. Önceki dönem başkanlarımızdan Nuray Akçasoy da burada; çok büyük emeği oldu kent konseyinde, kadın platformunda.
Yani burada Aysel Akman kadın platformu başkanlığını yaptı uzunca bir dönem. İşte kent konseyi başkanlarımız var değerli İsmail Başkanım, Canan Başkanım. Yani burada görebileceğiniz herkes aslında bu hareketin içinden geliyor. Ve bu hareketin içindeki kişiler de biraz şehirde siyaseti de belirledi sonradan, meclis üyesi oldu. Çünkü derdimiz var; yani bu şehirle ilgili dertlenmeyen hiç kimsenin bu görevlerde işi olmaz zaten. Ufuk Başkanım, Habibim başkanlığını üstlendi; yani burada muhtarlarımız var. Başından beri gerçekten kadın muhtarların dokunuşu da bir başkadır şehre. Yine belediye başkanlarımız var, ilçe belediye başkanlarımız. Yani kadın platformunun, kent konseyinin, sivil toplumun içinden gelen kişiler yerel yönetimlerde söz sahibi olunca başarılı olmamaları için hiçbir sebep yok. Gerçekten yaptıkları görevi layıyla yaparak gelmişlerse o bizi çok besliyor.
Kent konseylerinin biraz önce sunumunu yaparken sevgili Eskişehir Kent Konseyi'mizin hazırladığı bir gazete manşeti gördüm: "Akıllı Başkan Kent Konseyinin İzinden Gider" diye. Demek ki ben akıllı bir başkanım diye düşündüm. Hakikaten göreve geldiğim günden beri, tabii öncesinden de içinden gelmemin büyük bir etkisi var. Sevgili Nuray Akçasoy’un başkanlığı döneminde ben de yürütme kurulunda görev yapmıştım. Daha önce Kazım Kurt başkanımız kent konseyine başkanlık ederken o dönem kadın meclisinde yine görev almıştık. Yani pek çok aşamalarında içinde bulunduk ve içinde bulunduğumuz için de ben şimdi şunun değerini çok iyi biliyorum. Mesela biz 2026 projelerini hazırladık. 2026’da Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak ne yapacağız diye.
Üç kent konseyimize de yani Tepebaşı, Odunpazarı ve Büyükşehir kent konseylerine dedik ki: "Sizler bu projenin bir parçası olun, bu projelerin." Hepsinin çalışma grupları var. Hepsi, yürütme kurullarındaki arkadaşların hepsi şehirdeki mutlaka her konuya paydaş olan kişiler. Örneğin sokak hayvanlarıyla mı ilgili bir projemiz var? Sizin sokak hayvanları grubunuz bu projenin bir paydaşı olsun. Yani başından sonuna takip etsin; eksiğimiz varsa söylesin, fazlamız varsa da -iltifat mı derler ya hani- "Marifet iltifata tabidir." diye onu da bilmiş olalım. Yani kent konseyleriyle yol yürümek sizin yaptığınız her projenin doğru sonuçlar vermesine neden olur. Yoksa projelerin çıkışları her zaman çok güzel, çok masumdur, çok iyi niyetlidir. Böyle "Güzel bir fikrim var." deriz ve ortaya bir proje çıkar ama gerçekten o proje doğru bir proje mi?
Başından sonuna proje biterken, hatta bittikten sonra uygulama aşamasında gerçekten doğru uygulanabiliyor mu? Biliyorsunuz ne kadar iyi niyetle başlayan, çok devasa bütçeler ayrılan işler hayal kırıklığı yaratabiliyor.
İyi bir kent konseyi yerel yönetimin danışma kurulu gibidir. Sizi doğru yönlendirir, yatırım programınızı yaparken beraber olursunuz. Projelerinizi yaparken özellikle biz biliyorsunuz belediye başkanları göreve geldikten sonra işte 3 ay içinde başkanım söyledi kent konseyi aşaması var ama bir de 5 yıllık stratejik plan yapacaksınız. Ve biz bu 5 yıllık stratejik planımızı kent konseyimizle beraber yaptık. Oturduk hepsini tek tek değerlendirdik. Hem de bu neye yol açıyor biliyor musunuz? Stratejik planı açıkladığınız zaman şehirde sizinle birlikte hazırlamış olan kent konseyinizin sahip çıkması kadar değerli bir şey var mı? Yani orada eleştiriler de olacak.
Mesela benim işte 2 yıllık dönemde çok eleştirildiğim konular var. Burada arkadaşlarımız biliyor. Örneğin bisiklet yolları bunlardan bir tanesi. Örneğin arabasız pazar uygulaması. Biz pazar günleri ayın her son pazarında araba kullanılmamasına ilişkin şehre bir çağrıda bulunduk. Bunlar eleştiriliyor ama eğer siz bunları kent konseyleriyle, bisiklet gruplarıyla, yaya gruplarıyla, arabadan çok şehrin nefesine, havasına, toprağına, suyuna sahip çıkan kurullarla beraber çalışıyorsanız zaten sizin destekleyiciniz var. Doğal bir destekleyici grubunuz oluyor. Sizi savunuyor, birlikte yol yürüyorsunuz. O nedenle o gazete kupürüne katılıyorum. Gerçekten işini doğru yapmak isteyen, yanlış işlerle uğraşmak istemeyen... Çünkü her iş bizim için yanlış da olsa bir enerji değil mi? Deli gibi o işle uğraşıyoruz, proje hazırlıyoruz ve sonra yanlış bir işmiş; düşünün bütün enerjinizi onunla bitirmiş oluyorsunuz.
O nedenle böyle yanlışlara düşmüyorsunuz. Bu anlamda da çok önemli. Kent konseyinin dediğim gibi bize verdiği en büyük katkı şehrin bütün paydaşlarını içinde toplayan başka bir kuruluşumuz yok zaten. İçinde kamu kurumları da var, bütün sivil toplum kuruluşları da var. Yani böyle bir yapıyı bir arada toplayabilmeniz normalde mümkün değil. Özellikle muhalefet belediyesiyseniz yani pek çok kurum size biraz uzak duruyorsa, biraz çalışma alanınızı zor buluyorsanız kent konseyleri size inanılmaz alanlar açıyor bu konuda. Ben o nedenle hem bugüne kadar gelmiş geçmiş dediğim gibi 2006'da başlayan bir süreçte Eskişehir'de emek vermiş herkese huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra emek verecek herkese de hani bazen siz de rastlıyorsunuzdur; bu tamamen gönüllü bir iş. İşte kent konseyi başkanı maaş alıyor mu? Yok işte sivil toplumdaki şu kişinin bir ödeneği var mı? Halbuki bizler bunu çok iyi biliyoruz. Bırakın yani maddi manevi gerçekten bu gönüllülük insana çok yükler yükleyen bir görev ama hep çok severek yaptık; sizler gibi, buradaki arkadaşlarımız gibi.
Emeğimiz bu şehre helal olsun. Bu şehrin de bizdeki emeği helal olsun. Gerçekten kent konseyi şehre her adımda emek veren kuruluş demek. Bu yapıyı dediğim gibi bulmak çok zor. Size hazır bir danışma kurulu biraz önce söylediğim gibi yaptığınız her çalışmayı izleyen... Ben o nedenle tekrar tekrar burada Türkiye'nin değişik illerinden, çok farklı coğrafyalarından gelen kişilere teşekkür ediyorum. Ve ne mutlu bize ki biz Eskişehir'de böyle güzel bir diyalog yakaladık. Ama Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Tokat Belediye Başkanımız biliyorum ki çok büyük programları, çok büyük yoğunlukları varken bugün kent konseylerinin yanında olduklarını göstermek için, şehirlerindeki kent konseylerinin yaptıkları çalışmalara sadece destek olmak değil aynı zamanda Türkiye'nin dört bir yanından gelmiş kent konseylerinin bu güzel buluşmasında burada benimle beraber ev sahipliği yapmayı tercih ettikleri için teşekkür ediyorum. Ne güzel bize, ne mutlu. Ben de konseyin içinden gelen birisi olarak söylüyorum; böyle belediye başkanlarımız var. Eğer belediye başkanlarımızla kent konseyleri uyumlu çalışırsa şehir kazanır, kent kazanır ve biraz önceki slogan gibi şehirlerimiz güçlü olursa Türkiye güçlü olur diyorum."





