Gürhan Albayrak’ın şikâyeti üzerine hakkında soruşturma izni istenen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce konu ile ilgili bir açıklama yaptı.
Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı;
"Geçen hafta meclisimiz vardı. Yani biliyorsunuz, her ayın ikinci haftasında Büyükşehir’in meclisleri yapılır. İkinci meclisimizin olduğu gün bir basın açıklaması yapıldı ve orada bir soru önergesi yöneltildi. Ben de zaten programda da söyledim, mecliste de kendilerine ifade ettim. Bu konuyla ilgili inceleme başlatacağımı ve sonucunu şeffaflıkla paylaşacağımı belirttim. Hemen ertesi gün inceleme başlattım. Takip eden haftanın başında, yani geçen pazartesi de bununla ilgili bir soruşturma başlattık. Soruşturma bir taraftan devam ediyor. İnceleme sonucunun daha kısa sürede tamamlanacağını, soruşturmanın ise daha uzun sürebileceğini düşünüyorum. Soruşturma aynı zamanda belirli mevzuata tabidir. İnceleme ise evrak üzerinden ve olayla ilgisi olan kişilerin ifadelerine başvurularak daha kısa sürede tamamlanır. Dolayısıyla inceleme bu hafta ya da en geç önümüzdeki haftanın başında tamamlanacak.
AK Partili meclis üyelerinin iddiası şuydu: Basın açıklaması yaparken ve il başkanı tarafından, tarifelerde usulsüzlük ve farklılıklar olduğu, 2025-2024 tarifeleri gibi bir karışıklık bulunduğu ifade edildi. Ben de sonuçta Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Genel Kurul’a karşı sorumluyum ve süreci şeffaflıkla yürütmek istedim. Onlara da zaten bahsetmiştim. Dediğim gibi, olağanüstü Genel Kurul’u toplayıp Genel Kurul’umuza bilgi vermemiz gerekir. Şimdi bizim 2026 tarifeleri, eski için söylüyorum, 2025 Kasım ayında yapılan Genel Kurul’da geçer. Zaten Genel Kurul, Büyükşehir meclisleri gibi değildir; senede iki defa toplanır. Biri mayıs ayında, diğeri kasım ayında yapılır. Dolayısıyla kasım ayında yapılan toplantıda 2026 tarifeleri kabul edilir. Bu nasıl olur? 2025 tarifeleri esas alınır ve üzerine enflasyon farkı, TÜFE farkı gibi unsurlar eklenir. Bu da Genel Kurul’un kararına bağlıdır; orada tartışılır ve karara bağlanır.
Burada üç tane tarife söz konusu: Biri su ve atık su tarifesi, biri hizmetler, biri de yaptırımlar tarifesi. İddia şu ki bu tarifelerin bir kısmı 2024, bir kısmı 2025 olarak geçmiş. Eğer böyle bir farklılık, böyle bir kuşku ya da tereddüt varsa, soruşturmalar ve davalar sonuçlanıncaya kadar bu karışıklığı ortadan kaldırmamız gerekir. Bizim 2025 Kasımındaki irademiz neydi? 2025 tarifelerini geçirmekti. Eğer burada bir hata olduysa, bu sehven ya da kasıtlı, her ne şekilde olursa olsun ve böyle bir iddia varsa, sonuçta bizler vatandaşlarımıza karşı da sorumluyuz. Genel Kurul’da bunu tartışırız ve en azından soruşturmalar sonuçlanıncaya kadar nihai bir karara bağlarız.
2025 tarifesiyle evlerde kullanılan su ve atık su belirlenmiştir. İddia edilen ise 2024 yılına ait yaptırımlar tarifesidir. Yani suyu kaçak kullanan, mühür bozan gibi durumlar. Şimdi meclisin iradesi böyle olabilir mi? Ben o gün Genel Kurul’da da sordum. Biz evinde suyu kullanan vatandaşa yüksek tarifeden ücret uygularken, kaçak kullanan ya da mühür bozan kişilere 2024 tarifesini mi uygulayacağız? Meclisin iradesi böyle olabilir mi? Dolayısıyla orada bunu resmiyete kavuşturmak, Kasım 2025’teki irade neyse onu tekrar tartışmak amacıyla toplandık. Genel Kurul’dan da karar çıktı. Artık tarife bu şekilde uygulanacak.
Evrakta sahtecilik yapıldığı ya da görevin kötüye kullanıldığı yönünde birtakım iddialarla savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Savcılıkla ilgili olarak o gün de söyledim: Bu süreç hukuki bir süreçtir ve hukuki zeminde ilerlemesi gerekir. Ben de hukukçuyum. İnceleme raporu tamamlandığında biz de bunu savcılığa bildireceğiz. Savcılıkta da şu anda devam eden bir dosya var. Büyükşehir belediye başkanları ve bazı bürokratlar hakkında soruşturma açılabilmesi için özel izinler gerekmektedir.
Bu kapsamda, belediye başkanı olduğumuz için izin verecek makam İçişleri Bakanlığı’dır. Normalde kamu görevlileri için bu yetki valiliktedir. Bu nedenle yazı İçişleri Bakanlığı’na gönderildi ve izin talep edildi.
Eğer bir evrak üzerinden doğrudan karar verilecekse, o zaman mahkemelere neden ihtiyaç var? Hâkimler, savcılar neden var? Müfettişler, izin süreçleri, ön incelemeleri yapanlar neden var? O zaman yargısız infaz yapalım. Üstelik AK Parti adına konuşan grup başkanvekili de hukukçudur, emekli bir savcıdır. Bunu bir başkası dile getirseydi belki bu kadar tepki göstermezdim. Ancak bu bir yargılama konusudur. Bir süreç başlamıştır ve hepimizin yapması gereken, bu yargı sürecine saygı göstermek, sonucu beklemek ve konuyu siyasallaştırmamaktır.
Yargı sürecinde ön inceleme yapılacaktır. Bakanlık bir ön incelemeci görevlendirecektir. 4483 sayılı yasa açıktır; bu süreçte yapılacaklar bellidir. Ön incelemeci raporunu hazırlayacak. Soruşturma izni verilmesini uygun görüyorsa bu yönde görüş bildirecek, uygun görmüyorsa bunu da raporlayacaktır. Bakanlık nihai kararını açıklayacaktır. Bu karara karşı itiraz etmek isteyenler Danıştay’a başvurabilir. İtiraz süreci tamamlandıktan sonra dosya savcılığa geri gönderilecek ve savcılık süreci başlayacaktır.
Henüz bir soruşturma izni verilmemişken ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı yokken sahtecilik ya da görevi kötüye kullanma gibi suçlamalar yöneltilmesi kabul edilemez. Başlatılan inceleme ve soruşturma devam ettiği için bu konularda şeffaflıkla, raporlar tamamlandığında açıklama yapacağım. Bana oy veren hemşerilerime karşı her zaman hesap verme sorumluluğum vardır. Bu süreci de kendileriyle açık şekilde paylaşacağım. Bu suçları işleme kastım yoktur. Fiil ile fail arasındaki illiyet bağı açısından da son derece müsterihim. Veremeyeceğim hiçbir hesabım yok. Hukuk önünde gerekli savunmaları yapacağız.
Savcılıkta açılmış bir dosya bulunmaktadır. Bu dosyaya da konu dahil edilecektir. Olay çok yönlü şekilde araştırılacaktır. Ancak bu süreç kısa sürede tamamlanacak bir süreç değildir. Savcı dava açmaya gerek görmezse süreç farklı ilerler. Dava açılması durumunda ise önce yerel mahkeme, ardından istinaf ve sonrasında Yargıtay süreci devreye girer. Bunların tamamı bir süreçtir.
Bizim şu anda yapmamız gereken, bu sürece saygı göstermek ve hukuka uygun şekilde hareket etmektir. İnsanların onurunu ve haysiyetini zedelemeden ilerlemek gerekir. Yapılan tüm eleştirilere rağmen cevap vermedim; hukuka saygılı ve şeffaf olacağımı ifade ettim. Siyaset elbette yapılır. Ancak olmayan yargı kararlarını varmış gibi göstermek ya da verilmemiş soruşturma izinlerini verilmiş gibi sunmak kabul edilemez. Bu nedenle hem meclisimizdeki tüm siyasi parti üyelerine hem de vatandaşlarımıza çağrıda bulunuyorum: Hukuki sürece saygı gösterelim ve bu süreci bu şekilde takip edelim."