Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı;

"Kuşak yolu ile ilgili bizim eski 25.000'lik iptal olmadan önceki eski 25.000'lik planlarımızda zaten çizim olarak, gösterim olarak yapılmıştı. Bir de biliyorsunuz hükümetin yapacağı, bakanlığın yapacağı, karayollarının yapacağı bir otoban projesi var yine kuzey tarafta. Bizim yapacağımız o kuzey otobanla şehrin arasında kalan bir noktada biraz önce güzergahını gördük. Biz Mayıs 2024 yılında, Nisan ayının sonlarında hemen bununla ilgili çalışmalara başladık kuşak yoluyla ilgili. Önce güzergahı ve projesi oluşturuldu. Sonrasında ilgili kurumların yazıları için gönderildi; 30’dan fazla kuruma tabii gönderiliyor bunlar. Orada gerekli incelemeler yapıldı. En son güzergahla ilgili bazı geri dönüşler oldu. Onların üzerine güzergahı tekrar yeniledik ve şu anda Emlak İstimlak Daire Başkanlığımız bu yeni güzergahımız ile ilgili bilgileri tekrar giriyor. Sonrasında Toprak Koruma Kurulu’na girecek ve prosedür işleyecek. Bu sene sonunda, bu sene içinde bu prosedürün tamamlanmasını bekliyoruz. Ardından da kamulaştırma ve yol yapım süreci başlayacak.

Bu dönem içinde bu yolu bitirmek en büyük hedeflerimizden bir tanesidir. 3 şeritli gidiş-dönüş şeklinde olacak, toplam 6 şeride sahip. Yine kenarında bisiklet yollarını, yaya yollarını yapacak şekilde bu yolu oluşturacağız. Tabii bu yol biraz önce söylediğim gibi bizim en çok bütçe yol ve üst yapı ile alt yapıya gidiyor diye; burada da kamulaştırma maliyetleriyle beraber gün geçtikçe maliyeti artıyor. İlk başladığımızda 2-2,5 milyarlardan bahsediyorduk ama tabii neredeyse 1,5 yıldan fazla bir süreç geçti bizim bu süreci başlattığımızdan bu yana. O yüzden bir an önce kurumsal süreçler de tamamlanırsa bir sıkıntı olmadan başlayacağımızı düşünüyoruz. Bununla ilgili şu ana kadar yaşadığımız herhangi bir sıkıntı olmadı. Kurumlarla yazıştık, onlar cevaplarını bildirdi. Onların cevapları üzerine bazıları zaten kabul şeklindeydi, bazılarının tereddütle ilgili konularda giderdik, tekrar yazışmalarımızı yaptık. En son üzerinde mutabık kaldığımız güzergahı da bu hafta içinde girmiş oluruz diye düşünüyorum. Sonrasında da süreç dediğim gibi Toprak Koruma Kurulu ve diğer bakanlık süreçleriyle beraber yürüyecek. Bu sene içinde tamamlandığı zaman biz de hızla kamulaştırma ve yapım çalışmalarına başlamış olacağız.

Kentsel dönüşümle ilgili; kentsel dönüşümle iki türlü mevzuatımız var biliyorsunuz. Bir afet riskli alanlarla ilgili 6306 sayılı bir kanun var. Orada bütün bununla ilgili ayrıntılı düzenleme yapılmış ve buradaki yetki bakanlığa bırakılmış. Bir de belediye kanununda bir madde var kentsel dönüşümle ilgili. Orası da afet riskli alanlardan ziyade daha çok şehrin çöküntü yeri olmuş konularda belediyeye verilen bir yetki. Bizim de bu anlamda iki yerimiz var. Biliyorsunuz bir Porsuk 1-2 diye adlandırdığımız bölge, bir de Gündoğdu bölgesinde kentsel dönüşüm alanımız var. Bir de biraz önce söylediğim 6306 sayılı yasaya göre yaptığımız 8 mahalleyi kapsayan eski bir proje vardı; o biliyorsunuz mahkeme kararlarıyla iptal oldu, sonrasında da uygulanamaz bir hale geldi. Ama biz o 8 mahallenin içinden en azından Porsuk 1 ve 2 bölgesini kurtarıp orayı biraz önce bahsettiğim belediye kanunundaki yönteme göre dönüşüm alanı ilan edip başladık. İki yöntem farklı; yani Gündoğdu’da uyguladığımız yöntemle Porsuk 1-2’de uyguladığımız yöntem farklı.

Porsuk 1-2’de biz sadece imar planını yaptık ve vatandaşla oradaki yatırımcı anlaşarak ilerleyecek. Ve hatırlarsanız eski otogarın olduğu yer başladı, onun ilerisinde eski Gangam Oteli vardı orası da başlamak üzere. Çukurçarşı'nın girişinde yani Porsuk 1’in asıl başlangıcında olan İş Bankası ile olan ortak kullanacağımız alanda da banka kendi yerini yapacak; biz de eski Halkevi’ni orada canlandıracak şekilde, hem de şehrin hafızasına sahip çıkacak şekilde bu sene içinde başlamış olacağız yapımına. Gündoğdu bölgesinde yaklaşık 1500 konuta yakın bir yapım olacak. Bunun hatırlarsanız 60 konutunu yapıp teslim etmiştik. Şu anda 110 konutluk bir yapım devam ediyor ve bu zannediyorum şubat ya da mart ayı içinde yapılan ihale ile beraber tam vergi dairesinin karşı tarafına düşen alanda da 800-900 konutluk civarında bir yapım başlayacak bu sene içinde. Geriye kalan yerler de tamamlanmış olacak; yani bu dönem sonunda 1500 konutu orada tamamlamış olacağız.

Ama bir de bakanlığın yürüttüğü Küçük Sanayi'nin olduğu bölge var. Yine bir de Gündoğdu’da bizim yürüttüğümüz bölge dışında kalan, çevre yoluna yaslanan şöyle hafif üçgen zikzaklar çizerek giden bir bölge var. Orası da şu ana kadar herhangi bir imar planı ya da herhangi bir işlem yapılmadı bakanlık tarafından. Ve oralar da hakikaten kötü durumda, hem Küçük Sanayi hem de Gündoğdu Mahallesi'nin çok acil dönüşmesi lazım. Bizimle ilgili taraflarla ilgili biz şu anda işlem yürütüyoruz. Bakanlık da eğer bunlara hızlıca bir çözüm bulursa burada yetkiyi belediyelere devretme yetkisi de var bakanlığın kanunda. Devrederse ya da bakanlık kendisi yürütürse biz de her türlü desteği vermeye hazırız. Ama bundan ayrı, bu bölgelerden ayrı bir de şehrin bütününde dönüşmesi gereken binalar var. Bunlar hangileri? Ağırlıkla bahsettiğimiz 99 öncesi yapılmış olan bitişik nizam olan eski mevzuata, bu depremden sonra 99 depreminden sonra çıkan yönetmeliklerden önce yapılmış olan ve bizim şehrimize göre yüksek katlı sayılabilecek 8 kat civarında olan ve hatta çoğu da biliyorsunuz ana caddeler üzerinde olduğu için sonradan alt katları ticarete dönüşmüş, hatta kat kotlarının bile bitişik nizamda birbirini tutmadığı riskli bulduğumuz binalar var.

Bu konuda üç belediye başkanlığı olarak bir çalışma, bir ön çalışma, bir altyapı çalışması yaptık. Bu çalışmada yaklaşık 52 mahallede 52.000 bina tarandı; bu da bir hoş tesadüf oldu. 52.000’e yakın bina tarandı ve asıl sorunlu olan mahalleler aslında bunlar; yani dönüşümün tamamlanması gereken. Burada da 5.000 binanın çok acil ama 10.000 binanın da mutlaka dönüşmesi gerektiğini görüyoruz. Bununla ilgili sürecin çok acil işletilmesi lazım. Bu sene bu raporlar geldi, İnşaat Mühendisleri Odası ile yaptığımız çalışmalar geldi. Şimdi Kent Konseyi’nin çatısı altında şehrin bu konudaki bütün paydaşlarıyla toplantılar yapılıyor, çalıştay yapılacak ve teknik raporlar alınıp bu sene kentsel dönüşüm strateji belgesini hazırlamış olacağız. Ve bu strateji belgesi biliyorsunuz bakanlığa sunuluyor ve buradaki önerilere göre de bu şehrin dönüşmesini talep edeceğiz.

Biliyorsunuz dönüşüm alanları ne yazık ki Türkiye'de çok hızlı ilerlemedi. Başka şehirlerde de bakanlığın ilan ettiği büyük dönüşüm alanları var; burada bakanlığın gücünün de zaten yerel yönetimlerin gücünün yetmesi çok zor. Ama bakanlıklar da şu anda 11 şehirdeki deprem bölgesine endeksli oldukları için şu anda bu bölgelere çok yatırım yapacak durumda değiller. O nedenle biz belki de bunu kentsel dönüşüm strateji belgesinde ilkelerini ortaya koyacağız ama ben bir ön düşünce öngörüş olarak, benim bugüne kadar kentsel dönüşümle ilgili yapılan çalışmalarda anladığım; belki de bir an önce kentsel dönüşüm alanlarını ilan etmek yerine bir imar planı yaparak ya da bir imar notu düzenlemesi yaparak buraların dönüşümünün önünü açmak. Yani vatandaşla yatırımcının kendi anlaşabileceği imar planlarını belirleyip bu bitişik nizamların, bu büyük yapılanmaların olduğu o hepimizin bildiği caddelerdeki dönüşümlerin bir an önce yapılabilmesi için buraların imar planlarını ya da imar plan notlarını düzenleyip vatandaşla yatırımcı arasındaki ilişkinin bir an önce kurulmasını beklemek.

Mesela bunu düşündüğümüz zaman şöyle deniyor: "İşte o zaman şehir kaç yılda dönüşür? Yani nasıl işleyecek bu sistem?" diye. Ben de diyorum ki: "Biz bunu 99’dan hemen sonra yapsaydık 25 yılda bu şehir zaten kendiliğinden dönüşmüş olacaktı." Hiçbir şey için geç değil. Evet, deprem her an olabilir ama 8 mahallede bizim yaşadığımız bir dönüşüm alanı tecrübemiz var; en ufak bir dava süreci baltalayabiliyor, en ufak gelen bir yürütmeyi durdurma kararı süreci baltalayabiliyor. Dolayısıyla bizim artık kaybedecek zamanımız olmadığını düşünüyorum. Ve bakanlığın da şu anda buna bütçe ayırmayacağını düşünerek, yerel yönetimlerin zaten bu kadar büyük çapta bir dönüşüme gücünün yetmeyeceği açık. Dolayısıyla bizim bir an önce buradaki imar planlarını, imar plan notlarını hazırlayıp vatandaşla yatırımcının bir an önce şehri bu riskli binaları dönüştürmesini beklemek; ama çok riskli diye kabul ettiğimiz bazı binalar var onlarda da bakanlık ve yerel yönetimler vatandaşa bu konuda destek olmalı.

Örneğin İstanbul'da bakanlığın denediği bir yöntem var pilot uygulama var; "yarısı sizden yarısı bizden". Eğer biz bu strateji planı tamamladıktan sonra bakanlığın kapısını çalıp yerel yöneticiler ve buradaki tüm milletvekilleri, yöneticiler, bütün siyasi partiler şunu yapabilmeliyiz ki; Eskişehir'de kurulan platform da bu konuda hakikaten çok istekli çalışıyor. Gidip bakanlığa, "Bakın biz stratejik belgemizi hazırladık bu şehrin kentsel dönüşüm anayasasını oluşturduk. Bundan sonrası vatandaşa ve yatırımcıya; bakanlığa da büyük getirmesin ama bunun hızlı dönüşebilmesi için en azından bu çok riskli kabul ettiğimiz, çok acil dönüşmesini kabul ettiğimiz binalarla ilgili yarısı sizden yarısı bizden ya da başka uygun kredi yöntemleriyle bir an önce dönüşmesini sağlamak olmalı." diye düşünüyorum."