Eskişehir Adliyesi ve Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinin katkılarıyla gerçekleştirilen “Sanal Ortamda Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele” panelinde konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Argun Demir Kandemir şu ifadeleri kullandı:

Önce kendimi tanıtayım. İsmim Cihan Salgın, Vergi Başsavcısıyım. Bilişim Suçları Soruşturma Bürosunda Mehmet Fatih Salgın ile beraber görev yapmaktayız. Meslekte 18. yılım. 18 yıl önce sizler gibi bu sıralarda oturduğumuzda hayallerimiz vardı. Sizin de mutlaka hayalleriniz var. Bu hayallerinizi gerçekleştirdiğiniz yolda hukuki bir sorunla veya herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmamanız bizim en büyük temennimizdir.

Soru kısmında Mehmet Fatih Başsavcım ve ben buradayız. Lütfen çekinmeden sorun. Bazen arkadaşlarımız soru sormaktan çekiniyorlar, bunun farkındayız. Sorularınızı hukuk diline takılmadan, isminiz önemli olmaksızın sorabilirsiniz. Hatta ‘başka bir arkadaşımızın başına gelmiş gibi’ düşünerek de sorabilirsiniz. Sorularınızı cevaplamaktan mutluluk duyacağız.

Özellikle son 3 yılda bilişim teknolojilerinde, siber ve dijital alanda yaşanan gelişmeler maalesef yeni suç tiplerini ve yeni mağduriyetleri ortaya çıkarıyor. Bu mağduriyetleri görmezden gelemeyiz, sırtımızı dönemeyiz. Çünkü yaşanan bu gelişmeler, özellikle bilişim alanında çığ gibi, kartopu gibi üzerimize gelen bir dijital suç şebekesi tablosunu karşımıza çıkarıyor. Bu tablo karşısında siz gençleri korumak zorundayız.

Cumhuriyet savcılarının temel görevi suç işlendikten sonra başlar. Ancak son 2-3 yıldır Adalet Bakanlığımızın ve başsavcılığımızın öncülüğünde bilgilendirme ve bilinçlendirme toplantıları yapıyoruz. Adalet Bakanlığımızın yakın zamanda hâkim ve savcı yardımcılıkları için benimsediği harika bir yaklaşım var: Hâkim ve savcı, hayatın gerçeğine sırtını dönmeden, kural katılıkları içinde sıkışıp kalmadan, adliye kapısından çıkmış taze ekmek gibi buram buram insan kokusu taşıyan çözümler getirmek zorundadır. Biz bu çözümleri üretirken tabii ki dijital ve hukuki delillerle bağlı olmak zorundayız.

Hâkimler ve savcılar dertlenirse bilinçlenir, bilinçlenirse bilgilendirir. Bu buluşma biraz dertleşme, biraz bilinçlenme, belki de bilgilendirme buluşmasıdır. O yüzden lütfen anlatacaklarımızı dinlerken ‘Bana bir şey olmaz, benim başıma gelmez.’ diye düşünmeyin. Basından siz de takip ediyorsunuz. Kamu görevlileri, profesörler, milletvekilleri dahi bu nitelikli dolandırıcılığın ve yasa dışı bahislerin mağduru ya da faili olabiliyorlar. Bu farkındalıkla dinlerseniz çok faydalı olacağını düşünüyoruz. Umarım sunumun sonunda buradan bilinçli bir farkındalıkla ayrılırsınız.

Sunumumuz iki ana konu başlığı altında gerçekleştirilecektir. Asıl konumuz kumar, yasa dışı bahis ve sanal kumardır. Ancak oraya giden yolda suçluların en çok kullandığı araç, IBAN kullandırma ve IBAN dolandırıcılığıdır.

Peki, IBAN kullandırma nedir? Kendi adınıza kayıtlı olan bir banka hesabını, Papara veya PayFix gibi bir elektronik para hesabını ya da kripto cüzdanınızı başkasının kullanımına geçici bir süreyle devretmeniz ve karşılığında bir ücret almanız, bu ister sürekli olsun ister kısa süreli ya da komisyona bağlanmış olsun, bunların hepsi ‘IBAN kullandırma’ suçunu oluşturur. Sunum içerisinde, KVKK’ya takılmamak için isimleri değiştirilmiş, tamamen yaşanmış gerçek üniversite örneklerini sizlerle paylaşacağız.

“IBAN vermekten kastımız; banka hesabı bilgilerini paylaşmak, bankacılık şifresini vermek, mobil bankacılık yetkisini devretmek veya kripto cüzdan hesabını başkasına açmaktır. Siz bunları paylaştığınızda birileri buradan haksız kazanç sağlıyor. Çok teknik detaya boğulmak istemiyorum ama Türk Ceza Kanunu’nun 282. maddesinde bu suçlar için hapis cezası 4 yıldan başlamaktadır. 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Özellikle devlet memurluğu açısından kanunda özel düzenlemeler vardır. Üst sınırı 1 yıldan fazla hapis cezası aldığınızda memuriyet engellenmektedir. Hepinizin bir hayali var. Bu sıralardan geçerek kamu görevlisi, hâkim, savcı ya da kamu avukatı olmak isteyeceksiniz. Ancak bu tür suçlardan üst sınırı 1 yıldan fazla ceza aldığınızda, cezalar ertelense dahi bu suçlar yüz kızartıcı suçlar kapsamına girdiğinden devlet memurluğuna kesin olarak engeldir. O yüzden banka hesabı kullandırma konusundaki hassasiyetimizi en üst düzeyde gözeterek hayatımıza devam etmeliyiz.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı olarak geçen yıl da birçok üniversitede bu sunumları gerçekleştirmiştik. Bugün de bu bilinci sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Bu yapıların ve dolandırıcılık sistemlerinin önüne geçildiğinde aradaki köprü kesilecek. Böylece bu suçların, özellikle yasa dışı bahis ve kumar paralarının aklanmasının ve finansal suçların işlenmesinin engellenmesi söz konusu olacaktır.

Peki, bu suç şebekeleri gençleri nasıl kandırıyor? Biraz uygulama örneklerinden gidelim ki teoride kalmasın, daha rahat anlaşılsın.

Organize suç örgütleri ve yasa dışı faaliyette bulunanlar, son dönemde kendilerine hedef kitle olarak üniversite gençliğini, işsiz grupları, ev hanımlarını, ekonomik sıkıntı yaşayan kitleleri ve kolay para kazanma hayali kuranları seçiyorlar. Sosyal medyada verilen ilanlarla bu kişilere ulaşıyorlar.

Şimdi size vereceğim örnekler tamamen gerçek olaylardan uyarlanmıştır. İsimler değiştirilmiştir ancak şu an cezaevinde yatan öğrencilerin gerçek hikâyeleridir. O yüzden ‘Güvendim, verdim. Ne olacak?’ diye düşünmeyin.

Samimi arkadaşınız, ev arkadaşınız, kuzeniniz, komşunuz, sıra arkadaşınız ya da sevgiliniz bir gün gelip size şöyle diyebilir: ‘Ya benim hesabımda bloke var. Öğrenciyim, ailem para yolladı. Hesabını verir misin?’

Anahtar kelimemiz ‘bloke’dir. Eğer birinin hesabında bloke varsa o hesapta yasal olmayan bir faaliyet vardır. Ya icra borcu vardır ya da suç gelirlerinin aklanması nedeniyle bloke konulmuştur. Biri sizden hesap istiyorsa sebebini mutlaka sorun. Hayatın olağan akışına aykırıysa, rica etse dahi hesabınızı vermeyin, sorgulayın.

Bizler hukukçuyuz, her şeye şüpheyle yaklaşacağız. Meslekte 18 yılı geride bırakmış bir başsavcı olarak söylüyorum: Önüme gelen her dosyada herkesten şüphe ederim. Felsefi olarak sorgulayıcı bir bakış açısına sahip olmak zorundayız. Biri sizden hesap istiyorsa ve gerekçesi mantıklı değilse arkadaşınız kırılsın, net olun. Çünkü geleceğinizde çok büyük sorunlar yaşayabilirsiniz.

Biz savcılık olarak şikâyet geldiğinde paranın izini süreriz. Nasıl ki olay yerinde parmak izi arıyorsak, bilişim dolandırıcılığında da paranın izini ararız. Paranın izini sürdüğümüzde IBAN’lar ve elektronik cüzdanlar üzerinden faili buluruz. Dijital ayak izinizin kötü amaçlı kullanılmasını istemiyorsanız hesaplarınızı kimseye vermeyeceksiniz.

Üniversite öğrencisisiniz. Kafelerde lüks araçlarla gezen, iyi yaşayan bir grup görüyorsunuz. Zamanla sohbet ediyorsunuz, ‘Nereden kazanıyorsunuz?’ diye soruyorsunuz. Kripto borsası üzerinden olduğunu söylüyorlar. Sizi de davet ediyorlar. Görüntülü görüşmeyle, selfie çekilerek 2 dakikada hesap açılıyor. Orada atılan o ilk imza, geleceğinizin karartılmasının ilk adımıdır.

Ekonomik olarak zor durumda olan kitleleri sosyal medya, Instagram, Twitter, Telegram ve TikTok üzerinden avlıyorlar. Uzmanlar, bir insanın sosyal medyada bir videoya odaklanma süresinin yapay zekâ destekli akışlarla saniyelere düştüğünü söylüyor. Dolandırıcılar bunu bildikleri için karşınıza ‘Kolay para kazanmak ister misin?’, ‘Banka hesabı kiralamak ister misin?’ ilanları çıkarıyorlar.

‘Hesap senin ama sorumluluk bende’, ‘Birkaç gün kullanıp kapatacağız, herkes yapıyor.’ gibi kalıp yalanlarla sizi ikna etmeye çalışıyorlar. Bunların hiçbiri hukuki değildir.

“Yaşanmış gerçek bir örnek verelim: Tıp Fakültesi öğrencisi Ayşe. Birlikte olduğu erkek arkadaşı Ahmet, ‘Hesabımda bloke var, e-ticaretle uğraşıyorum, bana banka hesabı lazım.’ diyor. Sevgilisine güvenen Ayşe, hesabını veriyor. O hesap üzerinden 4 farklı olayda, iPhone cep telefonu satışı kisvesi altında sazan sarmalı yöntemiyle 400 bin lira haksız kazanç elde ediliyor.

Mağdurlar şikâyetçi oluyor. Paranın izini sürdüğümüzde IBAN Ayşe’ye ait çıkıyor. Ayşe ifadeye çağrıldığında, ‘Ahmet’e verdim.’ diyor. Ahmet ise ayrıldıklarını söyleyip suçlamayı reddediyor. Elimizde somut deliller var: IBAN Ayşe’nin, mobil bankacılık ona ait, paranın bir kısmı ATM’den çekilmiş. Deliller Ayşe’yi gösterdiği için Ayşe 4 farklı dosyadan yargılandı ve maalesef 10-12 yıla yakın hapis cezası aldı. Dosyası şu an istinaf aşamasında.

İşte bu yüzden sevgilinize veya en yakın arkadaşınıza dahi bu devirde sınırsız güvenip IBAN’ınızı veremezsiniz.

Bir diğer yöntem ise sosyal medyadaki sahte linklerdir. Instagram’da, ‘Şikâyetvar sitesinde hakkındaki şu resmi gördün mü?’ diye bir link atarlar. Merakla tıklarsınız ve telefonunuzdaki tüm hesaplar ele geçirilir.

Yine üniversite öğrencisisiniz, burs ilanlarına başvuruyorsunuz. Sahte burs siteleri form doldurtuyor, ardından sizi arayıp, ‘Hesap doğrulaması için Papara hesabı açmamız lazım.’ diyorlar. Hesabınıza 100 TL gönderip, ‘Bunu geri gönderin.’ diyorlar. Aslında o 100 lira, sizin adınıza açılan dijital cüzdanın ilk doğrulama ödemesidir. Sonra o hesaplar yasa dışı bahis ve dolandırıcılıkta kullanılıyor.

Yurt dışı vize danışmanlığı, faizsiz evlilik kredisi veya banka kredisi reklamlarında da aynı taktikler uygulanıyor. Güvenli internet için adres çubuğundaki kilit işaretine ve HTTPS uzantısına mutlaka dikkat edin. Güvenli olmayan hiçbir linke tıklamayın. WhatsApp’tan, Telegram’dan gelen bilinmeyen linkleri tıkladığınızda kendinizi bir suçun faili olmaya aday hâline getirmiş olursunuz.

Sözlerimi bitirirken tekrar ediyorum: Banka hesaplarınızı kullandırmayın, IBAN’ınızı kiralamayın, geleceğinizi karartmayın. Şüpheci ve sorgulayıcı bir hukukçu gibi hareket edin."