Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Birtürk Özkavak şu ifadeleri kullandı;

"Bazı branşlara tıp öğrencilerinin ilgi göstermediği açıklandı. Özellikle çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümüne ilginin az olduğu belirtiliyor. Aslında bu tercih sorunu, ülkedeki sağlık politikalarıyla ve mevcut sağlık sistemiyle doğrudan bağlantılı. Sağlık alanındaki bütün sorunlar uzmanlık tercihlerine de yansıyor. Pediatri olsun, genel cerrahi ya da cerrahinin diğer bazı dalları olsun, bunlar gerçekten çok ağır ve yoğun bir eğitim süreci gerektiren alanlar. Bu branşları tercih eden genç hekim adayları hem büyük bir iş yükünün altına giriyor hem de istedikleri nitelikte bir uzmanlık eğitimi alamama kaygısı taşıyor.

Üniversitelerde verilen eğitim konusunda da ciddi endişeler var. Deneyimli öğretim üyeleri artık üniversitelerde kalmak yerine farklı alanlara yönelmek zorunda kalabiliyor. Bunun yanında ekonomik zorluklar da önemli bir etken. Genç hekimler dört ya da beş yıl boyunca çok ağır çalışma koşullarında görev yapmalarına rağmen, bunun karşılığında istedikleri ekonomik şartlara ulaşamıyor. Düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyorlar.

Bütün bunlara ek olarak sağlık çalışanlarının değersizleştirilmesi, sağlıkta şiddet ve ağır çalışma koşulları da önemli sorunlar arasında yer alıyor. Bu nedenle uzmanlık eğitimi alacak genç hekimler, daha uygun çalışma koşullarına sahip branşları tercih ediyor. Örneğin dermatoloji ya da biyokimya gibi alanlara yönelim artıyor. Ağır çalışma koşullarının bulunduğu branşlar ise daha az tercih ediliyor. Ne yazık ki hekimleri bu alanlara yönlendirecek, zorlu çalışma koşullarını telafi edecek teşvik mekanizmaları bulunmuyor. Bu da uzun süredir devam eden bir sorun. Yeni ortaya çıkmış bir durum değil.

Örneğin göz hastalıkları alanında da hekim ihtiyacı konuşuluyor. Birçok branşta benzer sıkıntılar yaşanıyor. Çünkü sağlık politikaları planlı bir şekilde yürütülmüyor. "Ülkenin sağlık ihtiyaçları nelerdir, hangi alanda ne kadar uzmana ihtiyaç var, eğitim nasıl planlanmalı?" anlayışıyla hareket edilmiyor. Sağlık hizmetlerinin büyük ölçüde piyasa dinamiklerine bırakıldığı bir sistemde, uzmanlık tercihleri de doğal olarak bundan etkileniyor. Bu ne yazık ki mevcut sistemin bir sonucu.

Taban puanlarının yüksek olması da o branşa olan talebin sonucudur. Bir alan ne kadar fazla tercih edilirse, kontenjan sayısı sabit olduğu için puanlar da doğal olarak yükseliyor. Bunun o branşın bilimsel değeriyle doğrudan bir ilgisi yok. Yani "göz hastalıkları daha önemli, beyin cerrahisi ya da kadın hastalıkları ve doğum daha az önemli" gibi bir durum söz konusu değil. Tamamen tercih yoğunluğuna bağlı olarak oluşan bir tabloyla karşı karşıyayız.

Yani daha rahat çalışma koşullarına sahip bölümler tercih ediliyor. Ama tek neden bu değil. Ancak ülkemizdeki sağlık sisteminin mevcut koşulları, genç hekimleri daha yönetilebilir çalışma şartlarına sahip branşlara yönlendiriyor.

Eskişehir'de aile hekimi sayısı yeterli mi sorusuna gelince. Bu sorunun cevabı, nasıl bir sağlık sistemi istediğinizle doğrudan ilgili. Eğer önceliğiniz insanların hastalanmasını önlemek, aşılama hizmetlerini, gebe takiplerini, bebek ve çocuk sağlığını önemsemekse mevcut hekim sayısıyla bunu karşılamak mümkün değil.

Sadece poliklinik hizmeti verilsin, insanlar ilaçlarını yazdırsın anlayışıyla bakıldığında bile mevcut sayı yeterli değil. Ancak sistem buna göre şekillendirildiği için böyle yürütülüyor. Sonuçta bu tamamen sağlık politikalarına ve bakış açısına bağlı. Eğer hedefiniz herkesin ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasıysa, mevcut aile hekimi sayısıyla bunu sağlamak mümkün görünmüyor."