Bunu kabullenemeyenlerin demokrasi dersi vermesi ise gerçekten ironik

İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz’ın, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün hakkında yaptığı paylaşım, bir eleştiri değildir.

Abone Ol

Bir belediye başkanına yönelik siyasi bir değerlendirme hiç değildir. Bu, açıkça bir kadının yaşam tarzına, kıyafetine ve inancına yönelmiş bir saldırıdır.

Buradan sormak istiyorum. Sayın Korkmaz, Zeynep Akgün’ün hangi icraatını eleştirdiniz? Hangi hizmetini sorguladınız? Hangi belediyecilik hatasını ortaya koydunuz? Cevap ortada. Hiçbiri yok.

Onun yerine ne yaptınız? Bir kadının başörtüsünü hedef aldınız. Kıyafeti üzerinden siyaset yaptınız. Çünkü konuşacak bir icraat eleştiriniz yoktu. Çünkü siyaset üretemediniz. Çünkü en kolayı seçtiniz: Kadını hedef aldınız.

Bakın, bu ülke başörtülü kadınların kamusal alandan dışlandığı günleri çok ağır bedeller ödeyerek geride bıraktı. Acılarla, mücadelelerle geride bıraktı. Ama görüyoruz ki bazıları o eski zihniyeti hâlâ taşıyor. Mehmet Emin Korkmaz’ın yaptığı da tam olarak budur. Üzerine “modernlik” etiketi yapıştırılmış eski bir ayrımcılık.

Daha da acı olan şu:
Bu dili kullanan kişi, kendisini “demokrat” ve “özgürlükçü” olarak tanımlayan bir siyasi çizgiden geliyor. Ama özgürlük, sadece kendine benzeyeni savunmak değildir. Özgürlük; başörtülü bir kadının da seçilmesini, yönetmesini ve temsil etmesini içine sindirebilmektir.

Bir kadının kıyafeti üzerinden “buradan ilçe yönetilir mi?” diye sormak, sadece o kadına değil; onu seçen halkın iradesine de hakarettir. Zeynep Akgün o koltukta başörtüsüyle değil, sandıkla oturuyor. Bunu kabullenemeyenlerin demokrasi dersi vermesi ise gerçekten ironiktir.

Şunu açıkça söylemek istiyorum. Mehmet Emin Korkmaz’ın sözleri Zeynep Akgün’ü değil, kendisini anlatmaktadır. Çünkü insan, kullandığı dil kadar kimliğini ortaya koyar.

Eğer bugün susarsak, yarın başka bir kadın hedef alınır. Başka bir kimlik hedef alınır. Başka bir yaşam tarzı hedef alınır.

Bu yüzden bu mesele bir parti meselesi değildir. Bu bir onur meselesidir. Bu bir eşitlik meselesidir. Bu bir insanlık meselesidir.

Zeynep Akgün’ü savunmak; Kadınların aşağılanmasına karşı durmaktır. İnanç üzerinden siyaset yapılmasına itiraz etmektir. Bu çürümüş dili reddetmektir.

Ve son sözüm şudur: Bir kadının nasıl giyindiğini dert edenler, nasıl yönettiklerini konuşamayanlardır.