Kanal 26'da konuşan Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce şu ifadeleri kullandı;

"Seçmen, oy verdiği kişinin yanı sıra o partinin ideolojisine ve siyasi anlayışına da oy veriyor. Seçmenin verdiği bu yetkiyi daha sonra başka bir siyasi partiye taşımak, milletin iradesine ve seçmenin tercihine saygısızlıktır.

Elbette bir siyasetçi siyasi parti değiştirebilir. Allah bizlere nasip etmesin. Ben her zaman şunu söylüyorum: Benim Anahtar Parti'den öncem yok, Anahtar Parti'den sonram da yok. Ancak bir siyasetçi parti değiştiriyorsa, belediye başkanlığı ya da milletvekilliği görevinin de sona ermesi gerektiğini düşünüyorum. Aday olacak kişiler de bunu en başından bilerek aday olmalı.

Yani bir siyasetçi, "Ben bu partiden birinci ya da ikinci sıradan aday olamam ama başka bir partiden üçüncü sıraya girersem seçilirim, ardından da istediğim partiye geçerim." şeklinde hesaplar yapmamalı. Çünkü bu tür davranışlar vatandaşın siyasetçiye olan güvenini ciddi şekilde zedeliyor. Siyaset kurumuna yönelik beklentileri azaltıyor ve vatandaşta siyasetçilerin kendi sorunlarına çözüm üretemeyeceği düşüncesini oluşturuyor.

Özgür Özel'in açıklamalarına gelince. Siyasetçilerin, özellikle de genel başkanların vatandaşlara karşı önemli sorumlulukları var. Siyasetçi bir idol olmak zorunda değil ama topluma örnek olacak bir duruş sergilemeli. Ne yazık ki bugün geldiğimiz siyasi ortamda vatandaş, siyasetçinin elini sıkmaktan, onunla oturup bir çay içmekten bile çekinir hale geliyor.

Siyasetçinin kullandığı dile dikkat etmesi gerekiyor. Parti değiştirmeyi, rozet değiştirmeyi yanlış bulabiliriz. Ben de doğru bulmuyorum. Ancak bir siyasi parti genel başkanının bu geçişleri eleştirirken "namussuz" gibi ifadeler kullanmasını da doğru bulmuyorum. Bu tür ithamları hoş karşılamıyorum. Siyasetin belli bir seviyede yürütülmesi gerektiğine inanıyorum.

Bir de bu rozet değişimlerine farklı bir açıdan bakmak istiyorum. Başkanımın da söylediği gibi, bazı kişiler sanki çamaşır makinesinden çıkmış gibi aklanıp paklanıyor. Peki, Türkiye'deki herkesin yakasına aynı rozeti, iktidar partisinin rozetini taksanız ne değişecek? Bununla neyi amaçlıyorsunuz? Ben bunu bir zayıflık göstergesi olarak görüyorum.

Siz rozet değiştirdiniz de enflasyonu mu yendiniz? Siz rozet değiştirdiniz de harman zamanı çiftçinin yüzünü mü güldürdünüz? Siz rozet değiştirdiniz de kadınların sokaklarda güven içerisinde yürümesini mi sağladınız?

Siz sürekli siyasi transferler yapıyorsunuz ama bizim gençlerimiz yurt dışına transfer oluyor. Siz siyasi transferler yapıyorsunuz ama sanayicimiz yurt dışına gidiyor. Tekstilcimiz üretimini yurt dışına taşıyor. Ülkenin yetişmiş insanları, üreticileri ve yatırımcıları başka ülkelerde gelecek ararken, biz burada siyasi partiler arasındaki transferleri konuşuyoruz.

Benim asıl sorguladığım mesele bu. Son dönemde giderek yaygınlaşan bu siyasi transfer kültürü vatandaşın hangi derdine derman oluyor? Hangi ekonomik sorunu çözüyor? Hangi toplumsal sıkıntıyı ortadan kaldırıyor?

Yakında seçimler yapılacak. Peki, seçim meydanlarına çıktığınızda bu transferlerle birlikte vatandaşa ne söyleyeceksiniz? Yine "Enflasyonu yeneceğiz, gençlerimizin sorunlarını çözeceğiz, çiftçimizi destekleyeceğiz." mi diyeceksiniz? Buyurun, çözün. Elinizden tutan mı var? Önünüzü kesen mi var? İmkânlarınız var, yetkiniz var. O halde vatandaşın gerçek sorunlarına çözüm üretin.

Siyasi partiler arasındaki bu transfer yöntemini kesinlikle doğru bulmuyorum. Bir siyasetçinin seçildiği partiden ayrılarak başka bir partiye geçmesi halinde, belediye başkanlığı ya da milletvekilliği görevinin de sona ermesi gerektiğine sonuna kadar inanıyorum. Çünkü seçmenin iradesi, siyasetçilerin kişisel hesaplarının ve siyasi tercihlerinin üzerinde tutulmalıdır."