Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal şu ifadeleri kullandı:

“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan ve 22 Ocak 2026 tarihli ve 33145 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile imar planı lejantlarında cemevlerinin ‘ibadet alanları’ başlığı altında değil, ‘kültürel tesis alanı’ içerisinde tanımlanması yasal mevzuata aykırı olduğu gibi bizleri de incitmiştir.

Şöyle ki, yönetmeliğin Mekânsal Kullanım Tanımları ve Esasları başlıklı 5. maddesinin (f) fıkrası aynen şöyledir:

Kültürel tesis alanı: Toplumun kültürel faaliyetlerine yönelik hizmet vermek üzere kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans, kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera gibi fonksiyonların yer aldığı kamu veya özel mülkiyetteki (Ek ibare: RG-22/1/2026-33145) alanlar ile cemevi yapılarının bulunduğu alanlardır.

Aynı planlarda cami, kilise ve sinagog açıkça ibadethane olarak yer alırken, ibadethanelerimiz olan cemevlerimizin maalesef ‘İbadet Alanları’ başlığı altında tanımlanmaması, ülkesini canından çok seven Alevi-Bektaşi toplumunu derinden üzmüştür. Anayasa’nın kendilerine yüklediği tüm ödevleri başta askerlik olmak üzere yerine getiren, vergisini ödeyen Alevi-Bektaşi kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kurumsallaşmış bir ayrımcılığa maruz bırakıldıklarına bir kez daha tanık olmaktadır.

Cemevlerinin kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans, kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera salonları ile aynı tanım içerisinde görülmesi hukuken ve fiilen kabul edilemez.

Buradan açıkça ifade ediyoruz ki cemevleri ibadethanedir! Yönetmeliklerdeki bu inkâr ve ayrımcılık kabul edilemez!

İmar planlarında yapılan bu sınıflandırma sadece teknik bir detay değildir. Zira bu tercih ile Aleviliğin bir inanç olarak değil, folklorik ya da kültürel bir unsur olarak görüldüğü, resmî kurumlarca bir kez daha hukuka aykırı şekilde ilan edilmektedir.

Bir yandan ‘Cemevlerine hukuki ve resmî statü kazandırıyoruz.’ denirken, diğer yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları yok sayılarak yürürlükteki teknik ve hukuki mevzuatta cemevlerinin ibadethane olarak tanımlanmaması maalesef samimiyetin sorgulanmasına, eşit yurttaşlık temelinin zedelenmesine ve inanç özgürlüğünün engellenmesine yol açmaktadır.

Alevi-Bektaşi toplumu, ülkemizin temel yapı taşlarından biri ve bu toprakların asli inanç topluluklarındandır. Cemevleri de ibadethanemizdir!

Kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz.”