Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu şu ifadeleri kullandı;
"Geçtiğimiz günlerde Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri dikkate alınarak hazırlanan İstihdam İzleme Bülteni'nin 163. sayısı yayımlandı. Buna göre toplam sigortalı çalışan sayısı Mart 2026'da, bir yıl önceye göre yüzde 2.2 yükseldi. Ancak İmalat, tekstil ve giyim sektörleri bu yükselişten nasibini alamadı. İmalat sanayinde istihdam yıllık bazda yüzde 2.4 geriledi. En yüksek istihdam kaybı 65 bin 866 kişiyle giyim eşyalarının imalatında yaşandı. Bu sektörü, istihdamın 36 bin 34 azaldığı tekstil ürünlerinin imalatı ile istihdamın 15 bin 581 azaldığı fabrikasyon metal ürünleri imalatı izledi. Diğer taraftan, giyim eşyalarının alanında kapanan işyeri sayısında da artış yaşandı. TEPAV raporunda Mart 2026 itibariyle ücretlerin ortalama 40,3 arttığı belirtildi. Giyim ve tekstil sektöründeki ücret artışları ise yüzde 29,9 ile TÜİK’in Mart 2026 için açıkladığı yıllık yüzde 30.87’lik enflasyonun da altında kaldı.
Bu rakamlar bize bir şeyler söylüyor kuşkusuz. Tekstil işçileri hem enflasyonun altındaki ücret artışlarıyla açlıkla sınanıyor hem de her an işinden olma kaygısıyla başına her gelene razı olmak durumunda kalıyor. Son 3 yılda tekstil ve giyim sektöründeki toplam istihdam kaybının 400 bin civarına ulaştığı biliniyor. Tekstil sektörü çok çeşitli sebeplerle daralıyor ve daralırken de ilmiği işçilerin boynuna doluyor. Krizden aslında etkilenmeyen büyük firmalar bile sektördeki bu daralmayı bahane ederek işçilerin üzerindeki baskıyı artırıyor, ücretleri baskılıyor. Çalışma şartları ağırlaşıyor, iş yükü artıyor. En ufak bir hak talebi veya sendikalaşma girişimi işten atılmaya bahane ediliyor. Üstelik işten çıkarmalar büyük oranda tazminatsız ya da tazminatlarda kesintiye gidilerek yapılıyor. Yani kıdem tazminatı gibi yasal güvence altında olan haklar bile aslında bu sektör için fiilen ortadan kalkmış durumda. Tekstildeki daralma patronlar için işçilerin birikmiş haklarına, tazminatlarına çökmenin ve bu yolla aslında yeni bir sermaye birikiminin fırsatına dönüştürülmüş durumda.
Tekstil sektöründe toplam çalışma yaşamında da olduğu gibi sendikalı iş yeri çok az. Sadece Eskişehir’e dönüp baktığımızda bile büyük tekstil devi Sarar dışında hiçbir tekstil fabrikasında sendika olmadığını görüyoruz. Sendikalı olmasına rağmen Sarar’daki çalışma koşullarının ağırlığından yakınıyor işçiler. Her sözleşme dönemi küçülme bahanesiyle ücret artışlarını minimumda tutan Sarar patronu ücretleri en alt seviyede eşitlemiş durumda neredeyse. Kıdemli işçi ile yeni işe başlayan işçi arasında bir ücret farkından söz etmek çok zor. Geçtiğimiz yıllarda sendikalarından memnun olmadıkları için sendika değiştirmeye girişen işçilerin tamamının işine son verildiğini de biliyoruz. Çalışma alanın hijyen koşullarından uzak olması, yemeklerin kötülüğü ise neredeyse artık her fabrikanın normali olmuş durumda. Sendikasız diğer küçük tekstil firmalarında da durum bu anlatılanlara benzer. Hatta çoğu zaman daha da vahim.
Tekstil iş kolu kadın çalışan oranın daha yüksek olduğu bir iş kolu. TEPAV raporuna göre giyim eşyalarının imalatı sektöründe kadın çalışan sayısı geçen yıla göre 36 bin 960 düştü. Bu sektörü 11 bin 241 kadın istihdamı kaybı ile tekstil ürünlerinin imalatı takip etti. Yani yine yaşanan bir krizin faturasını kadınlar daha ağır ödedi.
Tüm bu tablo işçiler için insanca çalışma ve yaşam koşullarının gittikçe daha da ağırlaştığını ve bu tabloya sessiz kalmanın işçilerin boğazındaki ilmeğin her gün biraz daha sıkılması anlamına geldiğini gösteriyor. Emek partisi olarak Eskişehirli tüm işçi ve emekçileri bize dayatılan bu sefalet ve açlık düzenine karşı birleşmeye ve “artık yeter” demeye davet ediyoruz. Kurtuluşumuz kendi ellerimizdedir, bu bilinçle hareket etmedikçe bu zorbalık düzenini değiştiremeyiz."




