Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu temsilcisi Cevat Aydemir şu ifadeleri kullandı;

“Türkiye’yi yönetemeyen onlar, 24 yıldır başımızda bütün sorunları, bütün dertleri biriktiren onlar. Devleti, kamu kurumlarını yönetemeyenler onlar. Yangınları yönetemeyenler onlar. Doğayı katleden, bütün yaşam alanlarımızı, ormanlarımızı, meralarımızı şirketlere peşkeş çeken onlar. Emekliyi, işçiyi, memuru, genci, kadını mağdur eden, sefalete sürükleyen onlar. Ama biz bütün bunlara rağmen AKP'ye söz söylemeyelim mi? Bu kamu kurumunun en başındaki kişiyi o gün yargılatmayan, o gün koruyan, kollayan da onlar. AKP söz söylemeyin diyor.

Eskişehir Valisine buradan geçen yıl söylediğimiz sözlerle ilgili de Eskişehir Valisinin adım atmamasını isteyen de onlar. Savcısı, hakimi, yargısı tümü AKP'ye bağlı olduğu için AKP adım atmayacaksınız dediğinde hiçbir kurum 1 santim ileriye gidemiyor.

O zaman da suçsuz, günahsız, masum insanlar ormanlarını korumak isterken diri diri yanıyorlar. Buna da katliam diyoruz, buna da cinayet diyoruz tabii ki biz. Biz geçen yıl 23 Temmuz'da kaybettiğimiz 5 orman işçisi, 5 akut gönüllüsü arkadaşımızın kaybından sonra tam da burada bir açıklama yapmıştık. Demiştik ki hesap soruyoruz, bu yetkilileri yargılayın, bu yetkililere soruşturma açın. Bu yetkililer bütün bunlara rağmen bu koltuklarında oturamazlar demiştik. Ama ısrarla oturdular. Ne zamana kadar? 2 gün öncesine kadar. 2 gün önce Orman Bölge Müdürü gitti, yerine yenisi geldi.

Ama yeni Bölge Müdürüne bir çift söz söyleyelim. Sayın Rifat Ataş. Oturduğun koltuk ateşin üstünde. Geçen yıl burada hesap sorulmayan, hiçbir kamu görevlisine rahatı bozulmayan bir sistemin bir çarkının üstünde oturuyorsun. Yarın bir gün tekrar yangınlar başladığında seni de birileri koruyacak, kollayacak ama biz yine senden hesap soracağız. Oturduğun gün biz bunu kulakların duyacağı şekilde, gözlerinin göreceği şekilde buradan haykırıyoruz: Hiç kimse koltuklarında rahat oturamayacak. Hiç kimsenin ömür boyu orada besleneceği, talan edeceği yerler değildir bu kamu kurumları. Hiç kimse korunamayacak, kollanamayacak. Biz sokaklarda, tam da sizin binalarınızın önünde, tam da makam odalarınızın önünde sizi ifşa edeceğiz diyoruz.

Yangın değil katliam, kaza değil cinayet! Yangın değil katliam, kaza değil cinayet! Yangın değil katliam, kaza değil cinayet! Tabii sadece biz mücadele etmemiştik, sadece biz bağırmamıştık, haykırmamıştık. Yine milletvekillerimiz Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuyu gündeme getirmişlerdi. Biz adliye önlerinde, kamu kurumlarının önlerinde açıklama yaparken onlar da mecliste konuyu direkt muhatabına sorarak; ne önlemler aldın, neden yargılamıyorsun, neden kovuşturmaya gerek yok dendi gibi sorular sormuşlardı. Ama süreç geldi bugüne dayandı.”