Doğa ve Yaşam Platformu üyesi Cevat Aydemir şu ifadeleri kullandı:

“Biz Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu olarak sadece Eskişehir'de yaşanan ekoyıkım ve ekokırım projeleriyle ilgili sokağa çıkıp imza toplamıyoruz. Aynı zamanda AKP iktidarının özellikle geçen yıl 1 ay süresince çıkardığı maden yasasından sonra şirketlerin önleri açılmış oldu. Biz bu yasadan sonra şirketlere bu kadar hoyratça doğamızı, ormanımızı, suyumuzu, tarım alanlarımızı ve yaşam alanlarımızı peşkeş çeken iktidardan hesap sormak için aslında sokaklardayız.

Eskişehirimizin verimli ve bereketli toprakları, maden şirketlerinin kâr hırsı uğruna heba ediliyor. Bunun için de sokaklardayız, maden sahalarındayız, adliye koridorlarındayız, valilik önlerindeyiz. Dilekçelerimizi, basın açıklamalarımızı sunacağız ve yarın Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde, Danıştay önünde, MAPEG önünde sesimizi yükselteceğiz.

Saat 9.30'da Ankara'da Danıştayda görülecek davada olacağız. Sonrasında saat 14.00 gibi de MAPEG önünde basın açıklamamızı yapacağız.

Tabii ki kararın iptali için oradayız. Cumhurbaşkanlığının acele kamulaştırma kararı vardı. Akbelen'deki ve İkizköy'deki insanların özel mülkleri üzerinden bir çökme vardı. Bu kararın iptali için oradaki köylü dava açmıştı. Köylünün açtığı davada mahkeme bir yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Ancak yürütmeyi durdurma kararı tek başına yetmiyor, mahkemenin iptal de etmesi lazım.

Yarınki duruşmalı karar duruşmasında muhtemelen orada olacağız ve oradaki dostlarımıza dayanışma göstereceğiz. Çünkü bu tür acele kamulaştırma kararları bizler gece yatarken, uyurken saat 12.00'den sonra ortaya çıkıyor ve bir imzayla tapulu mallarımıza çökülüyor. Biz bu çökmelerin, bu işgal projelerinin vazgeçilmesi için yarın Ankara'da olacağız. Bugün sokaktayız, yarın tekrar sokaklarda, meydanlarda devam edeceğiz.

Yine şehrimizle ilgili Beylikova'da biliyorsunuz Beyaz Saray'dan start verilen bir proje var. Bu, Beylikova'nın bütün verimli tarım alanlarını yok etmek üzere kurulmuş bir projedir. Biz bu projeyle ilgili de aslında çalışmalarımızı başlattık. Orada halkla, muhtarlarla görüşmelerimizi yapıyoruz.

Oradan çıkacak nadir toprak elementleri Amerika'ya gidecek ve orada zenginleştirilecek. Buna bir millî proje demelerinin sebepleri falan vardır illaki, onunla ilgili zaten zaman zaman açıklamalar yapıyoruz. Ama halka sorulmadan, halkın rızası alınmadan özel mülkleri, atalarından, dedelerinden kalan tarlaları, bahçeleri bir gece vakti cumhurbaşkanı kararnamesiyle ellerinden alınmış oldu. O süreci de aynı şekilde örgütlemeye çalışıyoruz.

Yine biliyorsunuz Kaymaz'da 25 yıldır bir maden projesi var. Orada aslında maden çıkmıyor artık ama şehrin ve ülkenin diğer noktalarından taşınacak cevherler orada zenginleştirilmeye çalışılıyor. Orada Kaymaz halkı artık siyanürden patır patır ölüyor. Ama bunu devletimiz, Sağlık Bakanlığımız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız görmemekte ısrar ediyor.

Tabii, Danıştaydaki dava Eskişehir'le ilgili değil. Akbelen ve İkizköy'deki acele kamulaştırma davalarıyla ilgilidir. Biraz önce söyledim, oradaki acele kamulaştırma kararına daha önce, 1 ay önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Bugün mahkeme o konuyu karara bağlayacak. Biz de orada dostlarımızla, oradaki arkadaşlarımızla dayanışmak için gidiyoruz.

Tabii ki imza kampanyamız devam ediyor. Biz sadece dediğimiz gibi Eskişehir topraklarındaki bu yağma ve talan projelerine itiraz etmiyoruz. Ülkenin bütün noktalarındaki, bütün bölgelerindeki yağma ve talan projelerine karşı da sesimizi yükseltiyoruz. Dostlarımızın da yeri geldiğinde onların yanında olmaya çalışıyoruz.

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu olarak daha önce yine 2 hafta boyunca imza kampanyası başlatmıştık. İkinci kısım bu. İkinci turda da yine 4 gün boyunca sokaklarda stant açıyoruz. İmza kampanyamıza dilekçelerle bütün halkımızı standımıza bekliyoruz.

Alpu Ovası'nın verimli, bereketli toprakları yok olmasın diye çıktığımız bu yolda özellikle Alpu bölgesindeki, Alpu Ovası'nın korunması gerekirken tam aksini düşünen iktidar, maden şirketine o bölgeyi peşkeş çekmek istiyor. Biz de bu projenin iptal edilmesi için halkımızla dayanışmak istiyoruz. Halkımızdan topladığımız dilekçeleri de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına sunacağız ve bu da dosyamıza girmiş olacak.”