Eskişehir'de konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi Nazan Güneysu şu ifadeleri kullandı;
"Biz Akın Gürlek’in siyasi bir kimlik olduğunu zaten biliyoruz. Sonrasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandı ve kendisine verilen görevi yerine getirdi.
15 buçuk milyon vatandaşın oyuyla Cumhurbaşkanı adayı seçilmiş olan değerli başkanımız Ekrem İmamoğlu, diğer belediye başkanlarımız, bürokratlarımız, parti meclisi üyemiz, milletvekilimiz ve yol arkadaşlarımız maalesef adaletsiz ve hukuksuz bir şekilde Silivri’de cezaevinde tutulmaktadır. Hastalığı belgelenmiş yol arkadaşlarımız dahi, yalnızca zulüm olsun diye ısrarla cezaevinde tutulmakta.
Tüm bunların kaynağı malum kişidir. Akın Gürlek, İstanbul’daki görevini tamamlamış olmalı ki şu anda tüm Türkiye için görevlendirilmiştir. Peki, şaşırdık mı? Hayır. AKP iktidarı döneminde liyakatsiz atamalara maalesef alıştık. Bunu en yakından yaşayan ve öğrenen de elbette Cumhuriyet Halk Partisi kadroları olmuştur.
Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, yolumuzdan bir adım geri dönmeyeceğiz. Verdiğimiz sözden en küçük bir taviz vermeyeceğiz. Bütün yol arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşana kadar sahada olmaya devam edeceğiz. Vatandaşlarla buluşuyoruz. Vatandaşın bu ülkede adaletin olmadığına ve hukuk sisteminin işlemediğine dair inancı tamdır; bunu hem köylerde hem de şehir merkezlerinde açıkça görüyoruz.
Asıl büyük sorun şudur: Bu adaletsizliği ve hukuksuzluğu dünyaya nasıl anlatacağız?
“Görevi sona eren Adalet Bakanı’nı nasıl hatırlayacaksınız, nasıl yad edeceksiniz?” diye soruluyor. Türkiye’nin en büyük hukuksuz davalarının Cumhuriyet tarihine kazındığı bir dönemde görev yapmış bir Adalet Bakanı’ndan söz ediyoruz. Cumhuriyet tarihi boyunca en yüz kızartıcı dava süreçlerinden birinde Adalet Bakanlığı yapmış bir isim olarak hafızalarımızda yer edecektir, değil mi?
Burada yalnızca hukukun işleyişini siyasi kararlarla yorumlamak yeterli değildir. Ülkede artık “Bu da nasıl olur?” dediğimiz pek çok ağır sorun bulunmaktadır. Kadın cinayetleri, çocuklara yönelik istismar vakaları, kaybolan insanlar, aydınlatılamamış cinayetler… Türkiye’de hukuk ve adalet, maalesef adının ilk harfiyle bile anılamayacak bir noktaya gelmiştir. İçimizi acıtan da budur.
Erken seçim istiyoruz. Sayın Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi, erken seçim sandığını bir an önce vatandaşın önüne getirmek bizim görevimizdir. Sahada vatandaşın değişim isteğini açıkça görüyoruz. Emekliler geçinemiyor; açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiş durumdalar. Gençler, ailelerinin ekonomik sorunları nedeniyle üniversite eğitimlerini dondurup aile bütçesine katkı sağlamak için çalışmak zorunda kalıyor. Sosyal hayat neredeyse bitmiş, kültürel etkinlikler azalmıştır.
102 yıllık Cumhuriyet tarihinde ülke nasıl bu noktaya geldi? Daha doğrusu, son 20 küsur yılda ülke bu hâle nasıl sürüklendi? Neleri kaybettik ve bunlar nasıl kaybedildi? Bunları düşünmek zorundayız.
Biz Atatürk’ün liderliğinde ve Cumhuriyet’in aydınlığında çok güzel bir ülkede yaşadık. Bunun değerini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle ülkemizin Cumhuriyet’in kurucu değerlerine yeniden dönmesi için mücadele ediyoruz. Genel Başkanımız bu konuda son derece kararlıdır. Haftada iki miting ve bir grup toplantısıyla büyük bir emek ortaya koymaktadır.
Bizler de bu tarihi süreçte, bu önemli görevlerde yer almaktan gurur duyuyor; Genel Başkanımızın attığı her adımın arkasında onurla duruyoruz. Bu ülkeye eziyet edenlere ve zulmedenlere, iktidarımızda mutlaka hukuk içinde hesap soracağız."