Bu durum, tam da Cumhur İttifakı'nın arayıp da bulamadığı bir tabloydu. Her ne kadar "Bu konu CHP'nin kendi iç meselesidir, bizimle ilgisi yok." deseler de en çok kimin işine yarıyorsa, aslında konuyla en çok onun ilgisi vardır.
Ortaya çıkan tablo o kadar karmaşık ki, yakın gelecekte neler yaşanabileceğini kimse kestiremiyor. Özgür Özel ekibinin bir bölümünün kurulabilecek yeni bir partiye geçebileceği konuşuluyor. Ancak Özgür Özel'in ve çoğunluğun CHP'de kalarak partiyi bırakmayacağı düşünülüyor. Gidişat da bu yönde ilerliyor.
Diğer yandan, Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresinin de seçimlere kadar partiyi bırakmamak için mücadele edeceği ve bu amaç doğrultusunda gereken her adımı atacağı değerlendiriliyor. Böyle bir durumda CHP'nin kamuoyunda üçe bölünmüş bir görüntü vermesi kaçınılmaz olabilir. Vatandaşın desteği de buna göre şekillenecektir. Daha önce Özgür Özel liderliğindeki CHP'nin ulaştığı yüzde 37'lik oy oranının yeniden yakalanması zor görünüyor. Bu seçmenin bir kısmı sandığa gitmeyebilir, bir kısmı ise farklı partilere yönelebilir.
Yerel ölçekte düşündüğümüzde ise önümüzdeki günlerde Eskişehir'de CHP açısından neler yaşanacağını şimdiden kestirmek kolay değil. Ancak parti üyeleriyle yaptığımız görüşmelerde, yeni bir parti kurulması hâlinde ilk etapta oraya geçme eğiliminde olmadıkları görülüyor. Üyeler, CHP'de kalarak partiyi korumaktan ve kurultay sürecinde de mücadele etmeye devam etmekten yana tavır sergiliyor.
Partililer ayrıca delege seçimlerinin, il ve ilçe başkanlığı seçimlerinin, hatta kurultay delegesi seçimlerinin delegeler yerine tüm üyelerin oyuyla yapılmasını savunuyor. Böylece "Delegeler para aldı, bu yüzden mutlak butlan kararı çıktı." şeklindeki iddiaların da ortadan kalkacağı ifade ediliyor. Parti içindeki tüm seçimlerin üyelerin katılımıyla ve ön seçim yöntemiyle yapılması ise parti içi demokrasinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi anlamına gelecektir.