MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli şu ifadeleri kullandı;
"Milli Eğitim Bakanlığı, 12 Şubat 2026 tarihinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri konulu bir genelge yayınladı. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yaptı. Takdir ve tebrik ediyoruz. Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen Kabe'de Hacılar Hu Der Allah isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşlerimizi de gönülden alkışlıyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığının mezkur genelgesinde özetle, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2. maddesine atıfla Türk milli eğitiminin genel amacının; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedildi. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar ve ihmal edebilir?
Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 1. maddesi açıktır. Buna göre ilköğretim, öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, insanın ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanıyor. Genelgede ifade edildiği üzere bu modelin merkezinde erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrencilerimiz tarafından içselleştirilerek günlük yaşamlarına davranışa dönüşmesi esastır.
Hülasayıkelam, Ramazan ayı boyunca öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade buldu ve talimat mahiyetiyle de ilan edildi. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşünün. Türkiye'nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mı? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller mi?
Merhum Cemil Meriç'in ifadesiyle söylersek; yeni yobazlık, kendimize ait mukaddese kulaklarımızı tıkayış ve kendimizden kaçış olarak tanımlanmayacak mı? Maarifin kalbinde Ramazan şenliklerinin neresinde sakınca var? Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yönetici taifesi hele bir anlatsın da duyalım, öğrenelim. Din düşmanı olmayıp yalnızca İslam düşmanlığında mevziye giren, bu nedenle ruhunu iblisin emanetine veren çürük aydınlar ne istediklerini açık yüreklilikle hele bir söylesinler.
Kültürel mirasımızı güçlendiren, paylaşma ve birlikte olma bilincini teşvik eden samimi faaliyetlerin neresinde pürüz, neresinde laiklikle çelişen bir çarpıklık söz konusu? Yabancı ülkelerde her pazar kiliseye giden çocukları mesele yapmayıp da Ramazan ayının mehabetini ve muhabbetini aşılayan ahlaki ve manevi sorumluluğu tartışmaya açmaya cüret eden sütü hamuru lekeli güruha nasıl sessiz kalalım?
Nasıl hiçbir şey olmamış gibi tepkisiz duralım? Yahu bunlarda hiç mi utanma duygusu kalmadı? De ki ya kıyafetsiz müfteriler, Allah var. Sözde uzman ve akademisyenlerden mürekkep 168 kişi bir araya gelerek laikliğe birlikte savunuyoruz başlığıyla imzaladıkları bir bildiriyi kamuoyuyla paylaşmışlar. Bana sorarsanız bu 168 kişiyi yan yana, üst üste koyup toplasanız bir insan bile etmezler ve demezler.
Aşağıda, paylaştığın ses kaydının TDK kurallarına uygun ve doğal bir konuşma diline sadık kalınarak hazırlanmış tam metni yer almaktadır:
Diyorlar ki laikliği savunmak suç değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok.
Milli Eğitim Bakanlığının az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı Türkiye’de gerici şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz.
Çocuklarımıza ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız."