Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Başkanı Dr. Nazan Aksaray şu ifadeleri kullandı;

"Hepinizin bildiği gibi, şehrimizin sağlık tarihine mal olmuş, yoksul halkın sağlığı için uzun yıllar hizmet veren Devlet Hastanemiz, şehir hastanesi açıldıktan sonra, depreme dayanıksız denilerek yıkılmıştı.

Halkımızın kolayca ulaştığı, hizmet aldığı hastanenin eksikliği şehrimizde her geçen gün kendini daha hissettirdi ve artarak hissettiriyor.

Hastalarımız şehrin çok uzağında olan şehir hastanesine gidemiyorlar. Hasta olarak toplu taşıma ile ulaşmak adeta zulüm, taksi ücretlerini ödemek ise mümkün değil.

Güçlükle oraya ulaşabilenler çok kira geliri olsun diye yapılan, hastane mimarisinden uzak, dev koridorlu şehir hastanesinde kayboluyorlar.

Hastalarımız randevu bulamıyorlar, yatak bulamıyorlar.

Tüm bu sıkıntıları yaşayan biz hekimler, sağlık çalışanları ve halkımız bu araziye devlet hastanesinin yeniden inşa edilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirdik.

Önceki dönem Vali ile görüştük. Proje hakkında kendisinden olumlu bilgiler aldık ve bir an önce yapılmasını beklerken dün resmi gazetede yayımlanan bir kararla, halkımızın nasıl kandırıldığına, halkımızın sağlığının Sağlık Bakanlığı için aslında hiç de önemi olmadığına tanık olduk ve elbette şaşırmadık.

Sağlığı topyekin özelleştiren, paran yoksa sağlık yok, diyen bu iktidarın bu kararı hiç de şaşırtıcı olmadı bizler için.

Kısaca kararı özetlemek gerekirse,

17.03.2026 tarih ve 33199 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 11079 karar sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Eskişehir İli Odunpazarı İlçesi Yenidoğan Mahallesi 28773 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yani önünde bulunduğumuz Eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirilmesine karar verildiğini öğrenmiş bulunuyoruz.

Kararın içeriğinde 27 ilimizde benzer özellikte toplam 55 taşınmazın özelleştirilmesine karar verildiğini görüyoruz.

Anayasa’nın 47. maddesinde “Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.” der.

09 Temmuz 2018 tarih ve (3. Mükerrer) 30473 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinde, "24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un e) bendinin 3. maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, Geçici 28. maddesinden sonra gelmek üzere geçici 29. madde eklenmiş ve bu madde ile, “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır." kuralına yer verilmiştir.

Bu kural iki bakımdan Anayasa’nın 47. maddesine açıkça aykırıdır. Öncelikle özelleştirme esas ve usullerinin kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Cumhurbaşkanına bu yetki 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. Maddesi ile verilmiştir. Anayasada kanunla düzenlenmesi gerektiği belirtilen bir konunun kanun hükmünde kararname ile düzenlenmesi hukuk devleti ilkesinin ihlalidir. Ayrıca herhangi bir esas ve usul belirlenmeden Cumhurbaşkanı’nın yetkilendirilmesi de açıkça Anayasa’ya aykırıdır. Cumhurbaşkanı Anayasa ile öngörülen şekilde yetkilendirilmeden özelleştirme kararı vermektedir. Bu durum bir hukuk devletinde kabul edilemez.

Anayasa ve Türk Tabipleri Birliği Kanunu gereğince halk sağlığını korumak biz hekimlerin görevidir. Özelleştirilmesine karar verilen taşınmaz, imar planında hastane alanı olarak ayrılmış bir yerdir.

Bir kez daha hatırlatıyoruz. Şehrimizin hastane ihtiyacı özellikle hastalarımızın ulaşılabileceği hastane ihtiyacı hat safhadadır.

Bu taşınmazın özelleştirme programından çıkartılması ve acilen hastane inşaatına başlanması gerekmektedir. Hastane arazilerinin özelleştirilerek kamu mülkiyetinden çıkartılmasını ya da kamu mülkiyetinin kısıtlanmasını halk sağlığı bakımından kabul etmemiz mümkün değildir.

Bu karardan geri dönmenin istenirse hemen mümkün olacağını gayet iyi biliyoruz. Yeter ki burada rant değil, dayatılan yoksulluğa, açlığa rağmen ayakta durmaya çalışan milyonlarca insanımızın sağlığı düşünülsün.

Son olarak bizler için, Devlet Hastanemize yeniden kavuşmanın bir önemi de; depremde dayanıksız birimleri nedeniyle hepimizi endişelendiren Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Binası’nın güçlendirme veya yeniden yapılma çalışmaları sırasında yeni yapılan Devlet Hastanesinin geçici süre ile kullanımı düşüncemizdir. Bunu da ayrıca ifade etmek isteriz.

Kısaca, Devlet Hastanemizi geri istiyoruz ve mutlaka onu burada yeniden göreceğiz. Halkımız şehir-şirket hastanesinden değil, kamudan hak ettiği hizmeti alacak.

Bu noktada gereken tüm hukuki mücadeleyi de vereceğimizi buradan ifade etmek isteriz. 23 yıldır rant uğruna sağlığı talan eden, halkımızı sağlıksızlığa mahkum eden bu kötü sağlık sistemini mutlaka durduracağız. Bunu hekimler, sağlık çalışanları, halkımız hep birlikte omuz omuz omuza mücadele ederek başaracağız."