Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkan Yardımcısı Salih Eğerci şu ifadeleri kullandı;

“Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi, kamusal sorumluluğu ve bilimsel birikimi doğrultusunda, Türkiye enerji sektöründe son yıllarda hız kazanan mevzuat değişikliklerini, elektrik fiyatlarındaki artışların ekonomik ve toplumsal sonuçlarını ve enerji politikalarının ülke sanayisi, emekçi kesimler ve hane halkları üzerindeki etkilerini yakından izlemekte; kamuoyunu bilgilendirmeyi temel bir görev olarak görmektedir.

Enerji, yalnızca teknik bir üretim ve iletim faaliyeti değil; aynı zamanda sosyal refah, ekonomik kalkınma, sanayileşme ve yaşam hakkı ile doğrudan ilişkili stratejik bir kamu hizmetidir. Bu nedenle enerji alanında alınan her karar, yapılan her mevzuat düzenlemesi ve uygulanan her fiyat politikası, toplumun tüm kesimlerini etkilemektedir.

2000’li yıllardan itibaren hız kazanan serbestleştirme ve özelleştirme politikaları, enerji sektöründe kamusal planlamanın tasfiyesine, piyasa mekanizmalarının belirleyici hale gelmesine ve kamu yararı ilkesinin geri plana itilmesine yol açmıştır. Elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve perakende satışı aşamalarında yapılan yasal ve idari düzenlemeler, sektörü büyük ölçüde özel sermayenin kâr beklentilerine bağımlı hale getirmiştir.

Son dönemde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından çıkarılan tebliğ ve yönetmeliklerle;

Serbest tüketici limitlerinde yapılan değişiklikler, Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) kapsamının genişletilmesi, Kamu kurumları ve büyük tüketicilerin piyasa fiyatlarına daha fazla maruz bırakılması, Elektrik dağıtım ve perakende satış şirketlerine sağlanan mali avantajların sürdürülmesi enerji piyasasında eşitsizlikleri daha da derinleştirmiştir.

Bu düzenlemeler, enerji hizmetinin bir kamu hakkı olduğu gerçeğini göz ardı etmekte; enerjiye erişimi, gelir düzeyine ve piyasa koşullarına bağlı bir ayrıcalık haline getirmektedir.

Elektrik fiyatlarında yaşanan artışlar, yalnızca enerji sektörüne özgü bir sorun değil; enflasyon, üretim maliyetleri, istihdam ve yoksullukla doğrudan bağlantılı yapısal bir ekonomik sorundur. Son yıllarda; Konut aboneleri, Küçük esnaf ve ticarethaneler, Sanayi kuruluşları, artan elektrik faturaları karşısında ciddi bir mali baskı altına girmiştir.

Elektrik fiyatlarındaki artışlar, başta gıda, ulaşım ve barınma olmak üzere tüm temel tüketim kalemlerine yansımakta; zincirleme bir biçimde hayat pahalılığını artırmaktadır. Özellikle dar gelirli yurttaşlar için enerji harcamaları, hane bütçesinin sürdürülemez bir bölümünü oluşturur hale gelmiştir.

Sanayi sektöründe ise yüksek enerji maliyetleri; Rekabet gücünün zayıflamasına, Üretim daralmasına, İstihdam kayıplarına, KOBİ’lerin kapanma riskiyle karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır.

EMO’nun defalarca vurguladığı üzere, enerji fiyatları üzerinden uygulanan dolaylı vergiler ve piyasa kaynaklı maliyet artışları, toplumun geniş kesimlerine adaletsiz bir yük bindirmektedir.

Kamu kurumları ve yerel yönetimler de enerji fiyat artışlarından doğrudan etkilenmektedir. Belediyeler, hastaneler, üniversiteler ve diğer kamu hizmet birimleri, artan elektrik giderleri nedeniyle bütçelerinde ciddi açıklarla karşı karşıya kalmaktadır.

Bu durum; Kamusal hizmetlerin niteliğinin düşmesine, Yatırım ve bakım harcamalarının ertelenmesine, Yerel yönetimlerin mali bağımsızlığının zayıflamasına neden olmaktadır.

Enerji Yönetim Birimleri’nin yaygınlaştırılması, enerji verimliliği uygulamalarının desteklenmesi ve kamu kurumlarının piyasa dalgalanmalarına karşı korunması yönünde somut adımlar atılmadığı sürece, bu sorunlar derinleşerek devam edecektir.

Elektrik Mühendisleri Odası, enerji sektöründe yaşanan sorunların temelinde;

Kamusal planlamanın terk edilmesi, Enerjinin metalaştırılması, Denetimsiz ve şeffaflıktan uzak piyasa yapısının yattığını ifade etmektedir.

Enerji alanında yapılan mevzuat değişiklikleri, çoğu zaman meslek odalarının, sendikaların ve bilim insanlarının görüşleri alınmadan hayata geçirilmekte; katılımcı ve demokratik süreçler işletilmemektedir. Bu yaklaşım, hem teknik hatalara hem de toplumsal maliyetlerin artmasına yol açmaktadır.

EMO, enerji politikalarının;

Kamu yararı,

Toplumsal eşitlik,

Çevresel sürdürülebilirlik,

Bilimsel ve teknik gereklilikler

temelinde yeniden ele alınması gerektiğini savunmaktadır.

Elektrik Mühendisleri Odası olarak çözüm önerilerimizi defalarca söyledik, raporlar hazırladık. Ve tekrar söylüyoruz:

Elektrik enerjisinin temel bir kamu hizmeti olduğu kabul edilmelidir.

Elektrik fiyatlarının belirlenmesinde piyasa dalgalanmaları yerine kamusal denetim ve planlama esas alınmalıdır.

Dar gelirli yurttaşlar için kademeli, adil ve erişilebilir tarife yapıları oluşturulmalıdır.

Kamu kurumları ve yerel yönetimler, yüksek piyasa fiyatlarından korunmalıdır.

Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları, toplumsal fayda gözetilerek desteklenmelidir.

Enerji mevzuatı hazırlanırken EMO ve ilgili meslek örgütlerinin görüşleri dikkate alınmalıdır.

Enerji alanında yaşanan sorunlar teknik olduğu kadar politiktir. Bu sorunların çözümü, kamucu, planlı ve toplum yararını esas alan bir enerji politikasıyla mümkündür.

Elektrik Mühendisleri Odası, geçmişte olduğu gibi bugün de ve gelecekte de, bilimin ve tekniğin ışığında, toplumun çıkarlarını savunmaya; enerji alanında yaşanan adaletsizliklere karşı kamuoyunu bilgilendirmeye devam edecektir."