ESKİŞEHİR HABER

Emre Genç'ten deprem, vergiler ve kentsel dönüşümle ilgili dikkat çeken değerlendirmeler

Emre Genç, belediye meclisinde yaptığı konuşmada deprem, kamu kaynakları ve kentsel dönüşüm başlıklarında açıklamalarda bulundu.

Abone Ol

Odunpazarı Belediyesi CHP Grup Başkanvekili Emre Genç şu ifadeleri kullandı;

"Geçtiğimiz dönemde AK Parti sıralarında Sayın Murat Özcan böyle bir kitapçık hediye etmişti. Kitapçığın içinde hatta farklı illere ait bilgileri de görmüştük. O zaman da söylemiştim, öğrenciyken ödev yazarken böyle yüksek puntoları yazıp ödev biraz kalın olsun diye yapılırdı, bunlar da ona benziyor diye. Şimdi bunu da tabii ki inceleyeceğiz ama bir yandan da siyasetin gelmiş olduğu parti devleti olan bir noktayı görüyoruz. Biz şu anda resmi olarak hiçbir kamu kuruluşundan bu verileri almakta zorlanırken Yerel Yönetimler Başkanlığı il müdürlerini arayarak neler yaptıkları ile ilgili bilgi dökümanı yapıyor. Kamuoyunun yorumuna bırakıyoruz.

6 Şubat depremi konuşulması gerekir mi? Konuşulması gerekir. Büyük bir acı yaşadık. Allah bir daha öyle acılar göstermesin derken deprem bölgesinde ya da deprem tehlikesi altında kaldığımızı unuttuk.

Bir kere şunu belirtmek istiyoruz. 1999 yılından 2023 yılına kadar toplanan deprem vergisinin tutarı 89.1 milyar TL. 764.000 konut yapılıyor bununla alakalı olarak yapıldığında. Hani bu şu anda yapılan konutlar diyoruz ya, bu konutlarla ilgili olduğunda. Şimdi bir kere bu yönüyle bakmamız lazım. Bölgede 271.000 vatandaşımız hâlâ konteynerlerde yaşıyor ve konteynerlerde yaşamaya devam ediyor. Sayın Cumhurbaşkanı o zaman tüm açık kaynaklarda "bana 1 yıl verin" dedi. "1 yıl içerisinde tüm konutları teslim edeceğim" diye söz verdi. Hani az önce AK Partili meclis üyemiz şunu dedi "devlete güven". Biz devletimize zaten güveniyoruz. Nereye gideceğiz? Devlete güvendiğimiz için bu vergileri ödüyoruz. Bu her türlü konuyla ilgili hem dolaylı hem doğrudan vergilerimiz alınıyor. Ama 1 yılın sonunda geldiğimizde yaklaşık Malatya'da mesela baktığımızda 2.200 derslik ihtiyacı varken şu an sadece 850 tanesi yapılmış.

Hatay'da şu anda daha dersliklerle ilgili eğitimle ilgili konteyner kentlerde eğitim faaliyetleri devam etmekte. Bölgede ticaretle ilgili büyük sıkıntılar var. Evet yapılıyor bununla ilgili olarak konutlar teslim ediliyor ama şunu da net olarak bir söyleyelim. Depremzededen ücretsiz bir konut teslimi söz konusu değil. Depremzede gene çoğunluğuyla ilgili olarak da 200.000 lira peşinatla aylık 8.000 küsur liralık bir taksitle, faiz açık olmak üzere konut teslimi gerçekleştiriliyor. Şimdi bunlar varken "biz ücretsiz verdik" demiyoruz. Deprem bölgesinde bir sürü sıkıntılarımız var. Evet ekonomi kötü, eleştiriyoruz birçok şey söylüyoruz. Ama birazcık da özellikle Eskişehir geneli içerisinde de söylememiz lazım. Şimdi depremle ilgili her 6 Şubat'ta bu konuşmalar çıkıyor. Devlet bunu yaptı, devlet şunları gerçekleştirdi. Sosyal devletin gereklilikleridir bunlar. Tabii ki oradaki vatandaşlarımızın depremin ilk anındaki oradaki koordinasyonsuzluğu da gördük. Oradaki sıkıntıları da gördük. Daha kaç canımız hayatını kaybetti onu net olarak alamadık. Binaların altından çıkartamadık. Bir sürü sorunlar çıktı.

Demek ne yapmak lazım? Her seferinde aynısını söylüyoruz. Siyaset yapmayalım. Bir çözüm getirelim, bir çalışma gerçekleştirelim. Ne yapalım mesela biz rezerv alanlarını niye TOKİ'ye sattınız? "Rezerv alanı burası, rezerv alanı özellikle kentsel dönüşümden bahsedildiği zaman burada konut yapılacak ve bu rezerv alanlarında vatandaşlar oturacak sonra o bölge yenilenip tekrar devamı gelecek" dediğimizde "Siyaset yapıyorsunuz" diyorlar. E şimdi bunu söylemeyelim mi? Bu rezerv alanını biz niye TOKİ'ye verdik? TOKİ niye birilerine sattı bunu? Bununla beraber gittiğimizde. E şimdi Eskişehir ile ilgili baktığımızda fay hattı, daha fayın nereden geçtiği belli değil. Az önce meclis üyeniz bahsetti Osman Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi ile ilgili olarak sürekli gündeme geliyor. Binanın önüne gelen fay nedense üniversitenin oradan geçiyor. Kimine göre var, kimine göre yok. Eğer bir gerçeklik varsa bunu çözümleyelim.

Şimdi AK Parti ilçe başkanı yeni göreve başladı ve kentsel dönüşümle ilgili olarak söylemiş "küçük sanayinin değişmesi lazım" diye. Yetki kendilerinde, buyursunlar değiştirsinler. Onunla ilgili kamuoyunun yakın takipçisiyiz diyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de yakın takipçisiyiz. Bakanla fotoğraf çekip kamuoyunda "bu kentsel dönüşüm sanayi ile ilgili çözümlüyoruz" demekle olmuyor bu işler. Eleştiriyi tabii ki yapıyoruz. Bu şehirde yaşıyoruz baktığımız zaman ve tek taraflı da hareket etmiyoruz bununla birlikte. Tabii ki bu şehrin içerisinde bazı yatırımlar, bazı gerçekler yapılıyor ama yapılırken de hâlâ söylüyoruz işte çevre yolu ne oldu? Seyitgazi'deki Seyitgazi yolu ne oldu? Bunların hepsinden bahsediyoruz. Bahsetmeye de devam edeceğiz ve takipçisi olacağız bununla ilgili olarak.

Biz kamu kaynaklarını etkin ve verimli kullanalım derken hemen yan tarafımızda Adalet Bakanlığına tahsis edilmiş olan ve bina yapılacak yerde şu anda araç parkı yapılıyor. Buraya madem bina yapılacaktı... Şu anda Eskişehir Adliyesi 5 parçaya bölündü. Yazık günah değil mi? Kira ödeniyor. Kimin cebinden çıkıyor bu? Kamu kaynaklarını etkin ve verimli kullanmak dururken bizlerin cebinden çıkıyor. E şimdi bir yandan tasarruf genelgesi gönderiyorsunuz, "tasarruf yapın" diyorsunuz, bir yandan bakıyorsunuz ki bütçelerinde özellikle bakanlık bütçelerinde bütçe açığı veriyorsunuz. Böyle bir uygulama mümkün değil. Ve toplanan vergiler ne oldu diyoruz, "anlatırız" diyorlar. E şimdi anlatın bilelim. Şimdi kamu kaynaklarını etkin ve verimli kullandığınız zaman herhangi bir sıkıntı olmaz.

Evet asrın felaketi mi? Asrın felaketi. Birçok bölgeyi etkiledi mi? Etkiledi. Ama devlet olarak bunun A, B, C planlarını yapmamız lazım. Biz çadırı bulamadık, çadır bulamadık. Yani daha bunun ötesi var mı? Bunu eleştirdiğiniz zaman kolay mı? Yani lütfen o bölgede 1 gün, 2 gün bir vakit geçirseydiniz, bölgeyi görseydiniz de oradaki yaşanan sıkıntıları görseydiniz. Ve gelelim kendi bölgemize, İMO ile bir protokol yaptık binaların hani depremle ilgili olarak siyaset yapılmasın diyoruz. "Yapamazsın" dediler. E biz binanın riskli mi değil mi, işte herhangi bir sıkıntısı var mı diye bunu söyledik. Raporlarda dediler ki "Bu olmaz burada bir kamu zararına neden oluyoruz." Sonra sorun çözüldü. Şimdi bazı konulara baktığımızda samimi olmak lazım özellikle bu depremle ilgili olarak. 5 Şubat'taki meclis toplantımızda tabii ki gündeme gelecekti ama bugün açtıkları için söylüyoruz. Deprem gerçeği kapımızda. El birliğiyle hareket edilmesi lazım. "Belediyeler ne yaptı" demekle olmuyor bu iş de devlet ne yaptı? Önemli olan bu. Bizim A, B, C planlarımız mevcutta var mı? Şu anda bölgemizde AFAD'ın bulunmuş olduğu bina depreme dayanıklı mı değil mi? Buradan soruyorum. O bina depreme dayanıklı mı değil mi? Yeni bir bina yapılıyordu hizmete girecekti ne oldu bu bina? Yarın bir gün deprem olduğunda koordinasyonu nereden sağlayacağız kendi bölgemizde? Yarın bir gün İstanbul depremi gerçekleştiği zaman Eskişehir'deki A planımız nedir? Ne uygulaması gerçekleştirilecek?

Evet bu kitapta güzel resimler güzel fotoğraflar var. Hizmetler gerçekleştirilmiş olabilir, yatırımlar da yapılacak. Sonuçta bu şehir içerisinde hareket ediliyor, bu şehir içerisinde çalışmalar yapılıyor. Eleştirilerimiz her zaman olacak ama eleştirilerimizden lütfen kimse rahatsız olmasın. Bir yanıyla az önce de bahsettik. Özellikle şu hususu da belirtmek istiyorum; şimdi bu kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması özellikle her dönem kendini göstermektedir. Şimdi biliyorsunuz bir tasarruf tedbiri yayınlandı. Harfiyen de uygulamamız gerekiyor ancak açık kaynaklarda da gösteriyor ki birçok bakanlıkta şu anda bu tedbirlerin hiçbirine uyulmadığı görülmektedir. Ancak ne hikmetse en son gelen tasarruf tedbirleri denetiminde biliyorsunuz bugün Kandil, öncelikle herkesin Kandil'i mübarek olsun ama Ramazan ayı ile ilgili olarak masa, sandalye konulması, yemek, iftar yemeklerinin verilmemesi gibi bir hususla alakalı olarak bir uyarının geldiğini görmekteyiz. Bu konuda özellikle bunu da anlamış değiliz. Neden Ramazan ayında biz bir iftar programı yaptığımız zaman ya da şehit yakınlarına, gazilere ya da STK'lara bir iftar organizasyonu gerçekleştirdiğimizde ya da bir pazarda bir iftar düzenlediğimizde bu tasarruf tedbirlerine takılır, bunu da anlamış değiliz. Kamuoyunda özellikle bu konuyla ilgili tabii ki sizlerin de söyleyeceği hususlar vardır ama bunu da belirtmek istiyoruz. Yani biz tasarruf belediyelerde yapılsın, belediyeler kentsel dönüşümle ilgilensin, belediyeler şunları gerçekleştirsin. Biz üzerimize düşeni yapıyoruz ama devlet de üzerine düşeni yapmalı. Şehir bu şehir bizim, bu şehirde yaşıyoruz. Özellikle bu deprem gerçeği ve diğer hususlarla ilgili olarak da gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini düşünüyorum."