Güvenlik-İş Sendikası Eskişehir Bölge Başkanı Engin Uçar şu ifadeleri kullandı;
"5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un kabul edilişinin yıl dönümü olan 26 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası'nı gururla, aynı zamanda mesleki taleplerimizi gür bir sesle haykırarak karşılıyoruz.
Türkiye genelinde sayıları yüz binleri bulan özel güvenlik görevlileri; hastanelerden okullara, havalimanlarından bankalara, kamu kurumlarından fabrikalara kadar hayatın her alanında 7 gün 24 saat kesintisiz görev yapmaktadır. Bizler sadece nöbet noktalarında bekleyen personeller değil; genel kolluk kuvvetlerimizin, yani polisimizin, jandarmamızın ve sahil güvenliğimizin en büyük yardımcı ve tamamlayıcı unsurlarından biriyiz. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği için kendi canımızı siper etmekten çekinmiyoruz.
Pandemide, depremlerde, sel felaketlerinde ve toplumsal olayların tamamında en ön safta yer alan özel güvenlik emekçileri, toplumda hak ettiği saygınlığı ve yasal güvenceleri tam anlamıyla görmeyi beklemektedir. Sektörde çalışan yüz binlerce meslektaşımızın emeğinin görünür kılınması artık bir lütuf değil, zorunluluktur.
Bu anlamlı hafta vesilesiyle, kronikleşen ve çözülmesi gereken temel taleplerimizi bir kez daha karar alıcılara ve kamuoyuna duyuruyoruz.
Görevi başında hayatını kaybeden ya da yaralanan meslektaşlarımızın, kanun nezdinde genel kolluk kuvvetleri gibi "şehitlik" ve "gazilik" unvanlarına sahip olmasını talep ediyoruz.
Çok zorlu şartlar altında, gece gündüz demeden riskli alanlarda görev yapan özel güvenlik işçilerine yıpranma hakkı tanınmalıdır.
Haklarımızın daha net korunduğu, çalışma şartlarımızın, ücret standartlarımızın ve iş güvencemizin modernize edildiği müstakil bir iş kanununa ihtiyaç duymaktayız.
Hayat pahalılığı karşısında ezilen, ödül ve taltif sisteminden mahrum bırakılan çalışanlarımızın ekonomik şartları acilen iyileştirilmelidir.
Görevi başında sözlü ya da fiziki şiddete maruz kalan meslektaşlarımızın yasal olarak daha etkin tedbirlerle korunmasını istiyoruz.
Yıllardır mücadelesini verdiğimiz taşeron sistemi ne yazık ki çalışma hayatındaki en büyük adaletsizliklerden biri olarak varlığını sürdürmektedir. Kamuda, belediyelerde ve çeşitli kurumlarda tescilli hizmet alımı adı altında, hiçbir iş güvencesi olmadan, ihale sürelerine endeksli ve düşük ücretlerle çalıştırılan binlerce özel güvenlik görevlisi bulunmaktadır.
KİT'lerde ve taşeron şirketlerde çalışan meslektaşlarımıza amasız, fakatsız, şartsız doğrudan kadro verilmelidir.
Emeğin sömürülmesine, işçinin yarın kaygısı yaşamasına yol açan bu çağ dışı sisteme derhal son verilmelidir. Aynı işi yapan kamu işçisi ile taşeron işçi arasındaki uçurum kapatılmalıdır.
Son dönemde eğitim kurumlarımızda yaşanan, öğretmenlerimize ve öğrencilerimize yönelik şiddet olayları ile uyuşturucu ve çeteleşme gibi tehlikeler, okullardaki güvenlik zafiyetini en net şekilde ortaya koymuştur. Eğitim yuvalarımız geçici projelerle ve geçici çözümlerle korunamaz.
Her okula kadrolu ve sürekli özel güvenlik görevlisi istihdamı zorunlu hâle getirilmelidir.
Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin can güvenliği, bütçe tasarruflarına kurban edilemeyecek kadar değerlidir. Okul güvenliği millî bir meseledir ve bu görev yalnızca profesyonel özel güvenlik personeli tarafından yürütülmelidir.
Bizler halkımızın içinde; kiminin annesi, kiminin babası, kardeşi ya da evladıyız. Güvenliğin sağlandığı her yerde sessizce ve fedakârca görev yapan özel güvenlik emekçilerinin sesine kulak verilmelidir. Tüm paydaşları, sorunlarımızın çözümü için ortak akılla hareket etmeye davet ediyoruz.
Bu vesileyle, görevleri başında şehit düşen tüm özel güvenlik kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Gece gündüz demeden milletimizin huzuru için nöbet tutan tüm onurlu özel güvenlik görevlisi meslektaşlarımın 26-30 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası'nı en içten dileklerimle kutluyorum."





