Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Erol Ger şu ifadeleri kullandı;
"Okullarımızda güvenlik sorunu artık ertelenemez.
Son dönemde okullarımızda yaşanan şiddet ve saldırı olayları, eğitim camiamız açısından son derece ciddi bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha göstermiştir.
2026 yılı içerisinde İstanbul Çekmeköy, Şanlıurfa Siverek, Kahramanmaraş Onikişubat ve son olarak Manisa Turgutlu’da bir okulda yaşanan saldırı olayları, okullarımızdaki güvenlik meselesinin artık münferit olaylar şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi olarak Manisa Turgutlu’da yaşanan elim olaydan büyük üzüntü duyuyor, yaralanan öğrencilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve acil şifalar diliyoruz.
Bu mesele yalnızca bir okulun, bir öğretmenin, bir yöneticinin ya da bir öğrencinin problemi değildir. Bu mesele aynı zamanda toplumsal bir meseledir.
Çocuklarımızın okula güven içerisinde gidebilmesi, öğretmenlerimizin görevlerini huzur ve güven içerisinde yapabilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.
Toplum olarak şiddeti normalleştiren, tehdit ve hakareti sıradanlaştıran yaklaşımlara karşı daha duyarlı olmak zorundayız. Bir okulda yaşanan saldırıyı yalnızca o okulun problemi olarak görmemeliyiz. Aileden okula, güvenlik birimlerinden Millî Eğitim Bakanlığına kadar herkes kendi sorumluluğunu yerine getirmelidir.
Öğretmen önlüğünden önce öğretmenin güvenliği konuşulmalıdır.
Eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte eğitim gündeminin önemli başlıklarından biri öğretmen önlüğü olmuştur.
Elbette öğretmen önlüğü konuşulabilir. Ancak eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin güvenliği gibi çok daha hayati meseleler ortadayken, eğitim gündeminin bu tür başlıklarla sınırlı kalmasını doğru bulmuyoruz.
Öğretmen önlüğü konuşulurken öğretmenin can güvenliğini konuşmayı ihmal edemeyiz.
Okullarımızı güvenli hâle getirmek, şiddeti önlemek ve eğitim çalışanlarını korumak konusunda Millî Eğitim Bakanlığının, yerel yönetimlerin, güvenlik birimlerinin, ailelerin ve toplumun üzerine düşen sorumluluklar bulunmaktadır. Bu sorumluluklar yerine getirilmeden yalnızca okul içerisindeki tedbirlerle kalıcı bir çözüm üretilemez.
Eğitim sisteminin temel sorunları bütüncül olarak ele alınmalıdır.
Millî Eğitim Bakanlığı artık eğitim sisteminin temel meselelerini bütün paydaşlarla birlikte ele almalıdır.
Öğretmenler, veliler, öğrenciler, eğitim sendikaları, akademisyenler ve diğer ilgili paydaşlar aynı masa etrafında buluşmalı, eğitim sistemimizin bugün karşı karşıya bulunduğu sorunlar bütün yönleriyle değerlendirilmelidir.
Bu kapsamda 12 yıllık zorunlu eğitim uygulaması da ciddi biçimde masaya yatırılmalıdır. Bugün geldiğimiz noktada, eğitim çağındaki her çocuğu aynı eğitim modelinde ve aynı süre boyunca tutmanın gerçekten doğru ve sürdürülebilir olup olmadığını tartışmak zorundayız. Çünkü her öğrencinin akademik ilgisi, yeteneği, beklentisi ve geleceğe dair hedefi aynı değildir.
Burada eğitim hakkı ile zorunlu eğitimin uygulanma biçimini birbirinden ayırarak düşünmek zorundayız. Amacımız öğrenciyi eğitimden koparmak değil, öğrencinin yeteneğine, ilgisine ve gelecekteki mesleğine uygun farklı eğitim imkânlarını zamanında oluşturabilmektir.
Akademik eğitime devam etmek istemeyen öğrenciler için mesleki eğitim, çıraklık, uygulamalı eğitim ve farklı beceri alanlarına yönlendirecek güçlü, nitelikli ve itibarlı alternatifler oluşturulmalıdır.
Çocuğu yalnızca okulda tutmayı değil, onu eğitimin, üretimin ve geleceğe hazırlık sürecinin aktif bir parçası hâline getiren bir sistem oluşturmalıyız.
Okula aidiyet duymayan, eğitim sürecine ilgisi azalan ve mevcut sistem içerisinde kendisine bir gelecek göremeyen öğrenciyi yalnızca zorunluluk nedeniyle sınıfta tutmanın öğrenciye, öğretmene ve eğitim ortamının huzuruna ne ölçüde katkı sağladığı da açık biçimde değerlendirilmelidir.
Elbette bu tartışma öğrencilerin eğitim hakkının ortadan kaldırılması anlamına gelmemelidir. Tam tersine, her öğrencinin eğitim hakkını koruyan ancak bütün öğrencileri tek bir kalıba sokmayan, farklı yetenek ve ihtiyaçlara göre seçenekler sunan bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır.
12 yıllık zorunlu eğitim, dokunulmaz bir başlık olarak değil, eldeki veriler, toplumsal ihtiyaçlar, öğrencilerin beklentileri ve eğitim sistemimizin geleceği ışığında yeniden değerlendirilmesi gereken bir konu olarak ele alınmalıdır.
Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığını, eğitim sisteminin geleceğini bütün paydaşlarla birlikte konuşmaya ve kapsamlı bir istişare süreci başlatmaya davet ediyoruz. Çünkü mesele çocuklarımızı yalnızca okulda tutmak değil, onları hayata, mesleğe, üretime ve geleceğe hazırlamaktır.
Okullarda güvenlik, eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.
Okul güvenliği yalnızca öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin omuzlarına bırakılamaz. Okullarımızda şiddetin önlenmesi, öğrencilerimizin ve eğitim çalışanlarının korunması için kurumlar arası iş birliği güçlendirilmelidir.
Ailelerin, okul yönetimlerinin, öğretmenlerin, rehberlik servislerinin, güvenlik birimlerinin, yerel yönetimlerin ve Bakanlığın sorumlulukları açık biçimde ortaya konulmalı ve gerekli tedbirler gecikmeden hayata geçirilmelidir.
Biz eğitim sistemini günlük tartışmalarla değil, geleceğin Türkiye’sini düşünerek konuşmalıyız. Önlükten önce güvenliği, güvenlikten önce eğitim sisteminin bütününü konuşmalıyız.
Artık sorunları ertelemek yerine bütün paydaşların katıldığı geniş bir istişare sürecini başlatmanın zamanı gelmiştir.
Bu vesileyle Manisa Turgutlu’da yaşanan saldırıda yaralanan öğrencilerimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, acil şifalar diliyoruz.
Dileğimiz, hiçbir öğrencimizin okul yolunda, sınıfında veya teneffüste şiddetle karşılaşmaması, hiçbir öğretmenimizin görevini yaparken kendisini tehdit altında hissetmemesidir.
Manisa Turgutlu İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde yaşanan elim olayın, bir çocuğumuzun okulda yaralandığı son olay, milletimizin ve eğitim camiamızın duyacağı son acı haber olmasını temenni ediyoruz.
Öğrencilerimizin güven içerisinde eğitim aldığı, öğretmenlerimizin huzur içerisinde görev yaptığı, eğitim çalışanlarının kendisini güvende hissettiği bir eğitim ortamını hep birlikte inşa etmek zorundayız.
Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi olarak Millî Eğitim Bakanlığını ve ilgili tüm kurumları acilen harekete geçmeye, okullarımızdaki güvenlik sorunlarını bütün yönleriyle ele almaya ve kalıcı çözümler üretmeye davet ediyoruz."





