ESKİ'deki görevinden ayrılan Genel Müdür Özen vedasında şu ifadelere yer verdi;

" Daha 18 yaşındaydım.
O yaşlar, eminim birçoğumuzun hayatın herkese eşit olmadığını ilk hissettiğimiz zamanlardır. Özellikle de arkanızda bir dost kayırması yoksa, bir amca ya da dayı sizin için kapıları aralamıyorsa, hayat size en baştan daha sert davranır. Ben ise bugün olduğu gibi o yaşlarda da bu adaletsizliği kabullenen biri değildim. Umudunu kendi yaratan, bunun için çabalayan biriydim. Zaman zaman hayal kırıklıkları yaşadım, ama her seferinde kendime aynı şeyi hatırlattım: “Çok çalışacaksın. Belki yorulacaksın, belki zorlanacaksın ama ne olursa olsun çalışacaksın”. Çünkü ben umudu hep çalışmakta gördüm. Şimdi dönüp baktığımda daha iyi anlıyorum… İnsanlar bana hep aynı şeyi sorardı: “Yorulmuyor musun, neden bu kadar çok çalışıyorsun?” O zaman cevap veremezdim. Meğer cevap yıllar önce, 18 yaşındaki Oğuzhan’a verdiğim o sözmüş.

Yıl 1987…
Kendime verdiğim sözlerle çıktığım bu yol beni daha sonradan hayatım, evim, her şeyim olacak Eskişehir’e, Anadolu Üniversitesi’ne getirdi.

Çok gururluydum… Çünkü Türkiye’nin ilk İletişim Bilimleri Fakültesi’ndeki Basım ve Yayımcılık Bölümü’nü özel yetenek sınavıyla kazanmıştım. Ama aslında o gün sadece bir fakülteye girmemiştim; pek çok iletişim fakültesinin sahip olmadığı teknik imkânlarla, güçlü bir eğitim ortamının içine adım atmıştım. En önemlisi ise kendini eğitime adamış, içlerinde Türkiye’nin en iyi gazetecilerinin, iletişim bilimcilerinin, televizyoncularının ve hocalarının bulunduğu bir ailenin parçası olmuştum. Tüm bunların arkasında ise tabii ki öğrencilerini “prensler ve prensesler” olarak gören, onlara gerçekten değer veren ve bunu hissettiren dönemin rektörü Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ve onun vizyonu vardı.

Sizden bahsetmek, dile kolay 36 yıldır birlikte yaşadıklarımızı, bana öğrettiklerinizi ve kattıklarınızı cümlelerle anlatmak, benim için gerçekten çok zor. Sizinle yolculuğumuz, o yıllarda çalışmalarımın karşılığı olarak bana duyduğunuz güvenle başladı. Türkiye’de ve dünyada ilk kez, Rektörlük Özel Kalem’de masası ve sandalyesi olan ve rektörle birlikte çalışan ilk öğrenci olma şansını bana tanıdığınız o an, hayatımda bambaşka bir kapı açıldı. Daha sonra 1999 yılında başlayan ve yıllar süren o tarihi süreçte, Eskişehir’i adeta bir Avrupa kentine dönüştüren sayısız projelerde ve çalışmalarda yer almak… Ve tüm bu süreç boyunca sizin yanınızda olmak benim için her zaman büyük bir onurdu hocam. Hiçbir talep ve beklenti içinde olmadım. Sizden öğrendiğim anlayışla; devlet için, Eskişehir için karşılık beklemeden var gücümle çalıştım. Bu süreçte bana önce danışmanlık, ardından genel sekreter yardımcılığı ve son olarak ESKİ Genel Müdürlüğü görevlerinde hizmet etme imkânı sunduğunuz için; ve yıllar boyunca sadece hocam değil, yeri geldiğinde bir baba gibi yanımda olduğunuz, bana güvendiğiniz için size gönülden minnettarım. Sizinle bu yolda yürümek benim için her zaman büyük bir şerefti hocam.

Benim için artık bir dönem kapanıyor. Hayatımda yeni bir sayfa açıyorum. Son olarak yürüttüğüm ESKİ Genel Müdürlüğü görevimden vicdanım rahat bir şekilde emekliye ayrılıyorum. Artık benim için farklı bir serüven başlıyor. Öncelikle, uzun yıllar boyunca ihmal ettiğim eşim ve oğluma kendimi affettirmem gerekiyor. Onlarla daha fazla zaman geçireceğim ve bundan sonra hayatıma farklı bir alanda devam edeceğim.

Şu ana kadar bana verilen tüm görevlerde, insanları bakışı ve siyasi görüşlerine göre ayırmadan, eğilmeden, devlet malına göz değdirmeden hizmet etmeye çalıştım. Bu yolda birlikte yürüdüğüm ve bana desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen başta hocam sayın Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Av. Ayşe Ünlüce ve Tepebaşı Belediye Başkanımız Sayın Dt. Ahmet Ataç olmak üzere, tüm değerli çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.
Eğer istemeden kalplerini kırdıklarım varsa beni affetsinler."