Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın şu ifadeleri kullandı:

“Avukatların görev başında saldırıya uğradığı, gazetecilerin tutuklandığı ve kadınların yaşam hakkının ellerinden alındığı bir ülkede mesele tek tek olaylar değil, hukuk devletinin kendisidir.

Bugün burada üç temel hakkı birlikte savunmak için bulunuyoruz. Bu haklar savunma hakkı, basın özgürlüğü ve kadınların yaşam hakkıdır.

Maalesef son günlerde yaşananlar birbirinden kopuk olaylar olarak görülemez. Avukatlar görevlerini yaparken saldırıya uğruyor. Gazeteciler gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalıyor. Kadınlar en yakınlarındaki erkeklerin şiddetiyle yaşamlarını yitiriyor.

Bu tablo hepimize aynı soruyu sorduruyor. İnsanların haklarını arayabildiği, gerçeğin özgürce konuşulabildiği ve herkesin yaşam güvenliğine sahip olduğu bir ülke nasıl kurulacak?

Bunu defalarca söyledik. Avukat, uyuşmazlığın tarafı değildir.

13 Ekim'de Aksaray Barosu üyesi Avukat Çiğdem Akbulut Çökmez, Aksaray Adliyesinde, aynı gün Afyonkarahisar Barosu üyesi Avukat Fahri Fevzi Kartal ise duruşma salonunda mesleki görevlerini yerine getirirken saldırıya uğradı.

20 Ekim'de Van Barosu üyesi Avukat Turan Yazan adliye içinde, 21 Ekim'de İstanbul Barosu üyesi Avukat Muhammed Baykan Karataş ve Avukat Selim Durna, Küçükçekmece'de yürüttükleri haciz işlemi sırasında saldırı ve tehdide maruz kaldı.

Birkaç gün içinde farklı şehirlerde, farklı görev alanlarında yaşanan bu saldırılar bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor. Avukatın can güvenliği, savunma hakkının güvencesidir.

Avukat, temsil ettiği kişinin yerine konulamaz. Üstlendiği davanın ve yürüttüğü takibin tarafı değildir. Hukuki bir işlemde duyulan öfkenin avukata yöneltilmesi kabul edilemez.

Avukatın adliyede, duruşma salonunda ya da haciz mahallinde can güvenliğinden endişe ederek görev yapması yalnızca avukatların değil, hak arayan herkesin güvenliğini tehdit eder.

Buradan Türkiye Büyük Millet Meclisine, Adalet Bakanlığına ve ilgili kurumlara çağrımız nettir. Avukatların güven içinde çalışabilmesi için etkili yasal düzenlemeler ve fiilî koruma tedbirleri derhal hayata geçirilmelidir.

Saldırılar etkin biçimde soruşturulmalı ve failler hakkında hukukun gerektirdiği yaptırımlar uygulanmalıdır. Savunmanın güvenliği kişisel imkânlara ve tesadüflere bırakılamaz.

Maalesef bir meslektaşımızı daha kaybettik. İzmir Menemen'de görev yapan meslektaşımız Avukat Özge Penbegül'ün öldürüldüğünü büyük bir acı ve öfkeyle öğrendik.

Basına yansıyan bilgilere göre meslektaşımızın nişanlısı olan polis memuru tarafından öldürülmesi, bu olayın ağırlığını daha da artırıyor. Kadınların yaşam hakkını savunan hukukçular olarak bugün bir meslektaşımızın yaşam hakkının elinden alınmasıyla karşı karşıyayız.

Kadın cinayetlerinin ardından aynı cümleleri kurmaktan ve aynı yükümlülükleri hatırlatmaktan yorulduk ancak mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.

Kadınların yaşam hakkını korumanın bir temenni değil, devletin anayasal yükümlülüğü olduğu unutulmamalıdır. 6284 sayılı Kanun etkin uygulanmalı, koruyucu ve önleyici tedbirler eksiksiz alınmalı, hiçbir ihmalin ve cezasızlık algısının yeni acılara zemin hazırlamasına izin verilmemelidir.

Artık kadınların öldürülmesinin ardından yeni vaatler duymak istemiyoruz. Kadınların yaşatılması için hukukun gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz.

Eskişehir Barosu olarak Avukat Özge Penbegül'ün ailesine, yakınlarına ve meslektaşlarımıza başsağlığı diliyoruz. Olayın hukuki sürecinin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

Gazetecilik suç değildir ve gerçekler tutuklanamaz.

Savunma makamı şiddetle karşı karşıyayken basın emekçileri de gözaltı, tutuklama, adli kontrol, erişim engelleri ve yayın yasaklarıyla görevlerini yapamaz hâle geliyor.

Gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı'nın tutuklu bulunmaları, basın özgürlüğü bakımından ciddi kaygı yaratmaktadır.

Bir gazetecinin haber kaynaklarıyla görüşmesi, iddiaları araştırması, kamu görevlilerine soru sorması ve kamu yararını ilgilendiren konuları gündeme taşıması gazetecilik faaliyetinin özüdür.

Bu faaliyetin yargı tehdidi altında yürütülmesi yalnızca gazetecilerin değil, toplumun haber alma hakkını da zedeler.

Anayasa'nın 26 ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesiyle güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğü, demokratik toplumun vazgeçilmez koşuludur.

Bu özgürlük yalnızca çoğunluğun hoşuna giden söz ve haberleri değil, rahatsız eden, sorgulayan ve eleştiren yayınları da korur.

Tutuklama bir cezalandırma ya da yıldırma aracına dönüşmemelidir. Gazetecilerin özgürlüğünden yoksun bırakılması, haberlere erişimin engellenmesi ve eleştirel yayınların susturulması, halkın haber alma hakkına müdahaledir.

Basın özgür değilse toplum gerçeğe ulaşamaz ve kamusal denetim görevini yapamaz.

Bu ülkede avukatlar savunma yapmaktan, gazeteciler haber yapmaktan ve kadınlar yaşamaktan korkar hâle gelmişse korunması gereken yalnızca belli meslek grupları değil, hukuk devletinin kendisidir.

Eskişehir Barosu olarak saldırıya uğrayan meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu ve bu saldırıların takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.

Avukatlara yönelik şiddetin önlenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin ve somut güvenlik tedbirlerinin hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

Gazeteci Murat Ağırel ve İsmail Arı'nın tutukluluk hâllerine son verilmesini, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlükleri kısıtlanan basın emekçileri üzerindeki hukuka aykırı tedbirlerin kaldırılmasını, sansürün ve erişim engellerinin sona erdirilmesini istiyoruz.

Baroların görevi yalnızca meslektaşlarının haklarını korumak değildir. Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, savunma hakkını ve temel özgürlükleri savunmak da Avukatlık Kanunu'ndan kaynaklanan sorumluluğumuzdur.

Avukatın can güvenliği savunma hakkının, gazetecinin özgürlüğü halkın haber alma hakkının ve kadının yaşam hakkı ise devletin en temel yükümlülüğünün güvencesidir.

Bu nedenle kimden gelirse gelsin şiddetin, baskının, sansürün ve hukuka aykırılığın karşısında durmaya devam edeceğiz.

Avukatların korkmadan savunma yapabildiği, gazetecilerin korkmadan haber yaptığı, kadınların korkmadan yaşadığı ve yurttaşların korkmadan hakkını aradığı bir ülke istiyoruz.

Savunmayı şiddetle, basını tutuklamayla, kadınları cezasızlıkla susturamazsınız."