Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın şu ifadeleri kullandı:
Yeni adli yılı, adaletin hayat bulduğu bu meydanda; mahkemelerin, savcılık makamının ve savunmanın ortak sorumluluğunu simgeleyen adliyemizin önünde karşılıyoruz. Yeni adli yılın ülkemize, milletimize, yargı camiamıza ve bütün meslektaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.
Bugün; adaletin anlamını, hukukun üstünlüğüne olan inancımızı ve savunma makamının vazgeçilmezliğini bir kez daha hatırlatmak için buradayız. Çünkü adalet, yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret değildir.
Adalet; yurttaşın devlete güvenebilmesidir. Haksızlığa uğrayan insanın sesinin duyulacağına inanmasıdır. Güçsüz olanın, güçlü olan karşısında kendisini yalnız hissetmemesidir. Hiç kimsenin kimliği, düşüncesi, makamı veya imkânları nedeniyle hukuk karşısında ayrıcalıklı ya da sahipsiz bırakılmamasıdır.
Adalet, toplumun ortak vicdanıdır. Bu vicdan zedelendiğinde yalnızca bir dosyanın tarafları değil, hepimiz kaybederiz.
Geçtiğimiz adli yıl, mesleğimiz açısından kolay bir yıl olmadı. Artan iş yükü, ağırlaşan ekonomik koşullar, mesleğin itibarsızlaştırılmasına yönelik söylemler, avukatların görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları engeller ve zaman zaman maruz kaldıkları şiddet hepimizi derinden etkiledi.
Genç meslektaşlarımız mesleğe umutla adım atmakta zorlanıyor. Yıllarını bu mesleğe vermiş avukatlar ise emeklerinin ve mesleki birikimlerinin karşılığını almakta güçlük çekiyor. Ancak bütün bu zorluklara rağmen buradayız.
Adliye koridorlarında, cezaevlerinde, karakollarda, duruşma salonlarında; bazen gecenin bir yarısında, bazen bir çocuğun, bir kadının, bir işçinin, bir sanığın veya bir mağdurun yanında… Adaletin insana dokunduğu her yerde avukatlar var.
Çünkü biz yalnızca dava dosyalarını takip etmiyoruz. Biz insanın hakkını, onurunu ve geleceğini savunuyoruz.
Kıymetli meslektaşlarım;
Savunma, yargının şekli bir unsuru değildir. Savunma, adil yargılanmanın temel şartıdır. Avukat da suçun veya uyuşmazlığın tarafı değil; hakkın, hukukun ve adil yargılanma güvencesinin temsilcisidir.
Avukatın müvekkiliyle özdeşleştirilmesi, savunma faaliyetlerinin suçlamaya dönüştürülmesi ve mesleki faaliyetlerinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına gerekçe yapılması, yalnızca bir avukata yönelmiş bir müdahale olarak görülemez. Bu anlayış, doğrudan doğruya yurttaşın savunma hakkını tehdit eder.
Bugün meslektaşımız Avukat Mehmet Pehlivan, yürüttüğü avukatlık faaliyetiyle ilişkilendirilen isnatlar nedeniyle bir yılı aşkın süredir tutukludur.
Bir hukuk devletinde tutuklama, bir cezalandırma yöntemi değildir. İstisnai bir koruma tedbiridir. Somut gerekçelere dayanmalı, ölçülü olmalı ve özgürlük esasından ayrılmayı zorunlu kılan nedenler titizlikle ortaya konulmalıdır.
Bir avukatın görüşmeleri, savunma stratejisinin oluşturulmasına yönelik temasları ve müvekkilini temsil ederken gerçekleştirdiği mesleki faaliyetleri kriminalize edilemez.
Buradan açıkça ifade ediyoruz: Avukatlık faaliyeti suç değildir. Savunma görevi suçlama konusu yapılamaz. Avukat, müvekkilinin yerine geçirilemez.
Avukat Mehmet Pehlivan’ın tutukluluğu yalnızca bir meslektaşımızın özgürlüğüyle ilgili değildir. Bu mesele; savunmanın bağımsızlığı, yurttaşın avukata erişimi ve herkesin etkili biçimde savunulabilme hakkıyla ilgilidir.
Bu nedenle kendisinin özgürlüğüne kavuşmasını ve yargılamanın tutuksuz sürdürülmesini talep ediyoruz. Bu talep bir tarafın değil; hukukun üstünlüğünden yana olan herkesin talebidir.
Çünkü savunmanın susturulduğu yerde yalnızca avukatlar değil, hak arayan bütün yurttaşlar sessizliğe mahkûm edilir. Bugün başkasının avukatına yönelen bir müdahale, yarın hepimizin savunma hakkını zayıflatır.
Bizim tarafımız bellidir: Biz kişinin, makamın veya siyasi düşüncenin değil; hukukun tarafındayız.
Bizim ölçümüz de bellidir: Anayasa, kanun, insan hakları ve evrensel hukuk ilkeleri.
Yargıya duyulan güvenin güçlendirilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Hukuk devletinde yargı kararları, yalnızca verildiğinde değil, eksiksiz ve zamanında uygulandığında anlam taşır.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulması bir tercih değil; Anayasa’dan ve uluslararası hukuktan doğan bir yükümlülüktür. Hukuki güvenlik, herkes için bağlayıcı olan kuralların yine herkes için uygulanmasıyla sağlanır.
Yargıya duyulan güvenin yolu; bağımsız ve tarafsız bir yargıdan, gerekçeli ve öngörülebilir kararlardan, makul sürede yargılanma hakkından, masumiyet karinesine saygıdan ve savunmanın hiçbir baskıyla karşılaşmadan görevini yapabilmesinden geçmektedir.
Adaletin hızlı olması önemlidir; ancak hız, hakkaniyetin önüne geçmemelidir. Yargının güçlü olması önemlidir; ancak yargının gerçek gücü, eleştiriden uzak kalmasında değil, toplumun güvenini kazanmasındadır.
Devletin güçlü olması önemlidir; ancak hukuk devleti, gücünü yurttaşına karşı kullanmakla değil, kendi gücünü hukukla sınırlandırabilmekle yücelir.
Cübbemizde düğme yoktur; çünkü hiçbir gücün önünde iliklenmez. Cübbemizde cep yoktur; çünkü adalet kişisel çıkar için savunulmaz.
Cübbemizdeki yeşil, kırmızı ve sarı renkler hukuk, ceza ve idari yargıyı; cübbenin bütünü ise savunmanın yargı içindeki vazgeçilmez yerini simgeler. Fakat cübbemize asıl anlamını veren, onu taşıyan avukatın cesareti ve vicdanıdır.
Sizler, en zor koşullarda dahi insan hak ve özgürlüklerini savunan; yurttaşın devlet karşısındaki sesi olan; adaletin gerçekleşmesi için emek veren bir mesleğin mensuplarısınız.
Yaptığınız iş değerlidir. Verdiğiniz emek kıymetlidir. Taşıdığınız cübbe, yalnızca bir meslek kıyafeti değil; hak arama özgürlüğünün ve insan onurunun simgesidir.
Yeni adli yıldan beklentimiz yalnızca temennilerden ibaret değildir.
Avukata yönelik şiddetin etkin biçimde soruşturulmasını ve caydırıcı şekilde cezalandırılmasını; CMK ve adli yardım hizmetlerinin emeğe yaraşır, sürdürülebilir koşullara kavuşturulmasını; genç avukatların ağır ekonomik yükler altında yalnız bırakılmamasını ve savunmanın yargının diğer kurucu unsurlarıyla gerçek anlamda eşit koşullarda görev yapabilmesini istiyoruz.
Bunlar avukatların ayrıcalık talepleri değil, yurttaşın adalete erişiminin güvenceleridir.
Yeni adli yılda arzumuz; avukatların görevlerini korkmadan yapabildiği, hâkimlerin Anayasa’ya, kanuna, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre karar verebildiği, savcıların maddi gerçeğin ve adaletin peşinde olduğu, yurttaşların mahkeme kapısından güvenle girdiği bir yargı düzenidir.
Biz, Eskişehir Barosu olarak bu hedef doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz. Meslektaşlarımızın çalışma koşullarını iyileştirmek, genç avukatların geleceğe güvenle bakmasını sağlamak, mesleki dayanışmamızı büyütmek ve savunmanın bağımsızlığını korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Çünkü biliyoruz: Savunma güçlüyse adalet güçlüdür. Avukat özgürse yurttaş güvendedir. Barolar susmuyorsa hukuk devleti hâlâ nefes alıyor demektir.
Yeni adli yılın; hukukun üstünlüğünün güçlendiği, adalete güvenin arttığı, hiçbir avukatın mesleki faaliyeti nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmadığı ve hiçbir yurttaşın adalet arayışında kendisini yalnız hissetmediği bir yıl olmasını diliyorum.
Başta Eskişehir’de görev yapan kıymetli meslektaşlarım olmak üzere; hâkimlerimize, savcılarımıza, adliye çalışanlarımıza ve adaletin gerçekleşmesi için emek veren herkese sağlıklı ve başarılı bir adli yıl temenni ediyorum.
Hep birlikte, daha adil bir ülkenin mümkün olduğuna inanıyoruz.
Çünkü adalet bir beklenti değil, bir haktır. Savunma bir ayrıcalık değil, güvencedir. Ve hukuk devleti, hepimizin ortak geleceğidir.
Yeni adli yılımız kutlu olsun.





