Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu şu yazılı açıklamayı yaptı:

"Yaşam alanını kaybeden hayvana ölümle karşılık verilemez. 21 Ekim 2026 akşamı Amasya'nın Göllü Bağları Mahallesi'ndeki bir sitede, bina içine giren bir yaban domuzu polis görevlilerince ateşli silahla vurularak öldürülmüştür. Basına yansıyan bilgilere göre olay yerine polis ve itfaiye ekiplerinin yanı sıra Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri de sevk edilmiş, çevrede güvenlik önlemleri alındıktan sonra binaya girilmiştir.

Tanımadığı seslerin, ışıkların ve kalabalığın arasında sıkışan, kaçacak yer bulamayınca bir binaya sığınan bu hayvan, yaban hayatını korumakla görevli kurumun ekipleri olay yerindeyken öldürülmüştür. Sığındığı yer, son nefesini verdiği yer olmuştur. Bu durum, kamuoyuna açıklanması gereken ciddi soruları gündeme getirmektedir.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 4. maddesi, bütün hayvanların eşit doğduğunu ve kanun çerçevesinde yaşama hakkına sahip olduğunu, yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmamasının esas olduğunu düzenlemektedir. Anayasa'nın 56. maddesi ise çevrenin korunmasını devlete ve vatandaşa yüklenmiş bir ödev olarak tanımlamaktadır. Kamu gücünü kullanan her müdahale gibi, yaban hayvanlarına yönelik müdahaleler de ölçülülük ilkesine bağlıdır.

İnsan yaşamı bakımından yakın ve başka yolla bertaraf edilemeyen bir tehlikenin bulunduğu durumlarda zorunlu müdahalenin hukuken ayrıca değerlendirileceği açıktır. Ancak güvenlik önlemlerinin tamamlandığı, hayvanın kapalı bir alanda bulunduğu ve uzman ekiplerin olay yerinde olduğu bir durumda öldürücü güce başvurulması, bu zorunluluğun gerçekten var olup olmadığı sorusunu kaçınılmaz kılmaktadır. Bir hayvanın yaşamı, en kısa yoldan sonuca ulaşmanın bedeli olamaz.

Bu nedenle ilgili kurumların aşağıdaki hususları kamuoyuna açıklaması gerekmektedir.

Hayvanın müdahale anında insanlar için somut ve yakın bir tehlike oluşturup oluşturmadığı.

Uyuşturucu atımlı tüfekle yakalama ve doğaya geri bırakma seçeneğinin değerlendirilip değerlendirilmediği; değerlendirilmediyse gerekçesi.

Olay yerindeki Doğa Koruma ve Milli Parklar personelinin ve veteriner hekimlerin görüşünün alınıp alınmadığı, müdahale kararının kim tarafından verildiği.

Yerleşim alanında, bina içinde ateşli silah kullanılmasının site sakinleri ve görevliler bakımından yarattığı riskin nasıl değerlendirildiği.

Komisyonumuz; olayın idari ve adli yönden etkin biçimde incelenmesini ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını talep etmektedir.

Yaban hayvanlarının yerleşim yerlerine inmesi tek başına bir asayiş meselesi değildir. Ormanları, dereleri ve otlakları imara, yola ve tarıma açtıkça, yaşam alanı elinden alınan hayvanların kapımıza gelmesini şaşkınlıkla karşılamaya hakkımız yoktur. Onları evlerimizin önünde karşıladığımızda verdiğimiz cevap, doğayla nasıl bir ilişki kurduğumuzu da gösterir. Sorunun kalıcı çözümü, yaban hayatını tehdit olarak gören bir yaklaşımda değil, yaşam alanlarını koruyan bir planlama anlayışındadır.

Komisyonumuz olayın takipçisi olacak, yaşamı insan eliyle sona erdirilen her hayvan için sesini yükseltmeye devam edecektir."