Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Adına konuşan Dr. Nazan Aksaray şu ifadeleri kullandı;

"Her fırsatta dile getirmeye çalışıyoruz. Ülkemizde maalesef sağlık yönetilemiyor. Sağlık ortamı Sağlık Bakanlığı’nın eliyle sorunlar yumağına dönmüş durumdadır.

Hastalarımız randevu bulamıyor, hekimlere “Hastalara 3-5 dakikada bakacaksın.” diye emredilen kabul edilemez sistemde gereken hizmeti alamıyor, ilaç bulamıyor, aşı bulamıyor, hastane yatağı bulamıyor, kısaca halkımız sağlığa erişemiyor.

Sistem kamudan hastaları özel hastanelere yönlendiriyor ancak, açlıkla boğuşan milyonlarca insanımızın özel sektöre başvurmalarının olanaksız olduğu açık bir gerçektir.

Bu ay “Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı”. Sağlık Bakanlığı bu nedenle bu ayın başlarında yaptığı paylaşımda rahim ağzı kanserinin erken tanısı için tarama yaptırmayı öneriyor. Elbette bu çok önemlidir. Ancak ondan daha önemlisi hiç hasta olmamanın sağlanması, yani kişilerin bu hastalığa neden olan virüse karşı aşılanmasıdır.

Rahim ağzı kanserinden korunma için dünyada kabul görmüş ve 100’den fazla ülkede ücretsiz olarak uygulanan HPV aşısı maalesef ülkemizde rutin aşılama programında yoktur. Bir kişi için aşılama maliyeti yaklaşık 14000 TL olan bu aşıyı yoksul halkın alabilmesi mümkün değildir. Bu haliyle de bu kötü sağlık sistemi yoksullara hastalığı hatta ölümü reva görmektedir.

Aşıyı ödemeyen Bakanlık, hastalık ortaya çıkınca, elbette hasta hekime ve tedaviye ulaşabilirse, tetkikleri, tedaviyi, ameliyatı, gerekirse yoğun bakım ücretini ödemeyi kabul etmektedir. Bakanlık halkı aşıyla hasta olmaktan korumak yerine tercihini, toplumun hastalanmasından yana yapmaktadır. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir.

Sağlık Bakanlığı 2023 yılından bu yana toplumun baskısı ile adeta çocuk kandırır gibi, HPV aşısının aşılama programına alınacağını söylemektedir. Sayın Bakan’ın 2025 yılı sonuna dek bu aşının aşılama programına alınacağını söylediğini ayrıca kendilerine hatırlatmak isteriz.

Yaşanan bir diğer önemli sorun grip aşılarına ilişkin.

Sizlerin de yakından takip ettiğiniz gibi grip olgularının sayısı ülkemizde ve şehrimizde giderek artıyor.

Biz hekimler elbette herkesin gripten korunmasını istiyoruz. Ancak özellikle gripten korunması gereken, 65 yaşın üzerindeki bireylerin, kalp, akciğer hastalığı veya bağışıklık sisteminde herhangi bir nedenle bozukluğu olan hastalarımızın, gebeliğin ilk 3 ayından sonraki döneminde olan kadınların, devamlı aspirin kullanmak zorunda olan 6 ay-18 yaş arasındaki çocukların her yıl Eylül ayının ortalarından itibaren aşı olmalarını öneriyoruz.

SGK grip aşılarını bu grup hastalara reçete edilmesi halinde 1 Şubat’a dek ödüyordu. -du diyoruz çünkü bu yıl maalesef grip aşısı da yok. Grip aşısı Aralık ayının ortalarına dek eczanelere aralıklı olarak, az sayıda gelebildi ve geçtiğimiz yıllara göre ancak çok az sayıda hastamız aşı olabildi.

Pek çok hastamız hala aşı olmak için bekliyor ve maalesef SGK’nın geri ödeme süresi 1 Şubat’ta sona eriyor.

Biz hekimler maalesef korunabilir bir hastalık nedeniyle hastalarımızı yoğun bakımlara yatırmak zorunda kalıyoruz ve maalesef bazen tüm çabalarımıza karşın kaybediyoruz.

Bu arada Sağlık Bakanı ne yapıyor? Hastane açıyor, hastane inşaatlarını ziyaret ediyor.

Biz bir hastanın 12.2 kez sağlık kurumuna başvurması ile övünen, bireyleri hastalıktan korumak yerine hastaneler açan bir sağlık bakanı istemiyoruz. Biz halkımızın hasta olmamasını, hastanelere de, yoğun bakımlara da ihtiyacın azalmasını istiyoruz.

Burada önemli bir sorunu da dile getirmek isteriz. Bakanlık, ilaç ve aşı tedarikinde, ilgili firmalar için sabit ve düşük kur politikası uygulamaktadır. Bu nedenle aralarında kanser ilaçlarının da olduğu pek çok ilaç gibi, grip aşıları da bulunamamaktadır.

Mevcut hükümetin stratejik önemi olan ilaç ve aşı üretimine dair bir politikasının olmaması çok önemli bir sorundur.

Oysa bu topraklarda 1700’lü yıllarda geleneksel yollarla, 1800’lerin son dönemlerinde ise bilimsel yöntemlerle aşı üretilmiş, genç Cumhuriyetin en önemli kurumlarından olan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü 1928 yılında kurulmuş ve 1931 yılından itibaren üretimin durdurulduğu 2004 yılına dek ülkemizin ihtiyacı olan aşıları olanakları ölçüsünde üretmiştir.

Cumhuriyet’in büyük yokluklarla kurduğu Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı maalesef 2011 yılında kapatılmıştır.

Yurt dışına aşı ihraç eden bir ülke iken, bugün gelinen noktada, uygulanan yanlış ve kötü politikalarla maalesef aşısını üretemeyen, halkımızın uluslararası endüstriye ve aşısızlığa mecbur bırakıldığı bir ülke durumundayız.

Aşı gibi stratejik bir üründe dışa bağımlılığı asla kabul etmemiz mümkün değildir.

Sağlık Bakanına sesleniyoruz.

Önceliğiniz koruyucu sağlık olmalıdır. Aşı olamadığı için yurttaşlarımızın hastalanmalarını, vefat etmelerini istemiyoruz.

Ödeme politikanızı düzenleyin ve bir an önce aşıların tedarikini sağlayın.

Grip aşısının SGK tarafından karşılanma süresini uzatın.

Aşı üretimini dışa bağımlılıktan bir an önce kurtarın.

Tüm bu taleplerimiz bulunamayan ilaçlar için de geçerlidir.

Ancak bizler, bu taleplerimizin, basit bir aşı tedarikini sağlayamayan mevcut sağlık yönetimi anlayışı ile mümkün olmayacağını gayet iyi biliyoruz. Bu nedenle Sağlık Bakanı’nı istifaya davet ediyoruz."