Kanal 26'da konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı:
"Biliyorsunuz, mutlak butlan kararı çıktığında biraz o zaman basına da bu konuda birkaç demeç vermiştik. İlk mutlak butlan kararı çıktığında biz il başkanlığımızda genişletilmiş bir toplantı yaptık. Hem belediye başkanlarımız hem de ilçe başkanlarımızla beraber milletvekillerimiz de vardı.
Hep beraber şöyle bir karar aldık. Çünkü mutlak butlan kararı verilmişti ama henüz siyasetin nasıl şekilleneceği belli değildi. Yani mevcut partide, Cumhuriyet Halk Partisinin içinde mücadele etmeye devam mı edilecek, yoksa yeni bir yol çizilip yeni bir parti mi kurulacaktı? Henüz bunlar net olmadığı için arkadaşlarımızla şöyle bir karar aldık: Bundan sonraki süreci beraber yönetelim, beraber yürüyelim. Bu süreçteki gelişmelerde beraber toplanalım, karar verelim ve o şekilde hareket edelim diye.
Hatta ben, mutlak butlanın hemen galiba ertesi günü ya da bir gün sonrasında, Büyükşehir Belediye başkanlarımızla beraber genel merkeze gittim. Orada hem Genel Başkanımız Özgür Özel ile hem de kendi aramızda birtakım değerlendirmeler yaptık. Orada da yine birlikte konuyu nasıl ilerletebileceğimizi konuştuk. Fakat o günlerde yeni bir parti kurulacağı çok dillendirilmiyordu. Mevcut partinin, yani Cumhuriyet Halk Partisinin içinde devam etmek ve süreci izlemek gibi bir hava vardı. Tabii o anda ne olacağı da çok bilinmiyordu. Daha henüz karar yeni verilmişti.
Sonra ilerleyen süreçte, bildiğiniz üzere, Genel Başkanımız Özgür Özel bir salı günü grup toplantısında artık yeni bir parti kurulacağını duyurdu. Bunu duyurmasıyla beraber ben de belediye başkanlarımızı cuma günü toplantıya davet ettim. Partinin kurulacağını duyurdular ama henüz parti ne zaman kurulacak, geçiş nasıl tamamlanacak, bunlar konuşulmamıştı. Biz arkadaşlarımızla değerlendirdik. Zaten Odunpazarı Belediyesi ertesi gün meclis üyeleriyle beraber ayrılmıştı. Biz de diğer arkadaşlarla toplandık ve toplantıda şöyle bir şey konuştuk: Parti bir kurulsun, bu süreci bir görelim. Parti kurulduktan sonraki duruma göre ilerleyelim diye.
Ama toplantıdaki belediye başkanlarımızın genel eğilimi yeni partiye geçmek şeklindeydi. Orada sadece Sivrihisar Belediye Başkanımız Habil Dökmeci, gönlünün Cumhuriyet Halk Partisinde kalmaktan yana olduğunu dile getirdi. Ama bizlerle de yol arkadaşlığına meclis içinde devam edeceğini söyledi. Sonraki süreçte birkaç defa daha toplandık.
Parti kuruldu. Kurulduktan sonra arkadaşlarımızla şöyle konuştuk: Eylülde meclisler başlayacaktı. Ağustos ayı içinde yavaş yavaş istifa edip yeni partiye geçişler başlasın. Büyükşehirlerin durumu biraz farklı. Büyükşehirler, ilçe belediyesi veya il belediyesi gibi değil. Büyükşehir belediyelerinin kendi meclis üyesi yok. Tamamen ilçe belediyelerinden oluşuyor. Yani ilçe belediye başkanları ve oy oranına, sıralamaya göre meclis üyelerinin katılımıyla oluşuyor.
Şimdi bir kere dikkat ederseniz zaten il belediyeleri çabuk geçti, ilçe belediyeleri çabuk geçti. Büyükşehirlerde ben üçüncü geçen büyükşehirdim mesela. Yani bunların hepsini düşünmek zorundayız. Meclisteki dengeler değişecek mi, komisyonlardaki çoğunluklar değişecek mi? Bunların hepsini tabii ki düşünmek durumundayız. Ama eylülde meclisler başlayacağı için eylüle kadar vaktimiz vardı. Yaptığımız birkaç toplantıdan sonra daha fazla beklemeyelim ve hep beraber geçelim diye konuştuk.
Bu arada bir iki belediyemiz artık yavaş yavaş istifa etmeye başlamıştı zaten. Habil Başkanımız da başından beri o konuda tutarlıydı. Bu şekilde söyledi. O, Cumhuriyet Halk Partisinde kaldı. Bizler de meclis üyelerimizle beraber geçtik ve süreci tamamladık. Şu anda Cumhuriyet Halk Partisinde, Büyükşehir için söyleyeyim, dört tane meclis üyemiz var. Ama biz şöyle bir karar aldık: Cumhuriyet Halk Partisi ve yeni parti mecliste beraber devam ediyor. Komisyonlarımızda da beraber devam ediyoruz. Meclis çatısı altında da beraber devam ediyoruz.
Geç geçenlere bazen tepki oluyordu biliyorsunuz ya da Cumhuriyet Halk Partisinde kalanlara veya geçenlere. Ben olumlu ya da olumsuz hiçbir tepki yaşamadım bu dönemde. Biraz da şuna bağlıyorum: Belki milletvekilleri, il başkanı, daha siyasi kadrolar için farklı tepkiler olabilir. Ama vatandaş biraz da belediye başkanını farklı görüyor. Belediye başkanını daha çok, seçildikten sonra her kesimin belediye başkanı, şehre hizmet eden kişi gibi görüyor.
Ben hem o geçiş döneminde hem de geçtikten sonra 'Niye CHP'de kaldın, niye yeni partiye geçtin, niye geçmedin?' gibi herhangi bir olumsuzluk yaşamadım.
Bizler zaten Büyükşehir Belediye Başkanları olarak parti yönetimlerinde görev alamıyoruz. Kurultay delegesi olabiliyoruz. Geçmiş dönemde, iptal edilen kurultayla ilgili bir kurultay delegeliğim vardı. O nedenle bu süreçte böyle bir görev olursa o olur. Onun dışında, biliyorsunuz, bizler görev alamıyoruz ama şuralarda görev alabiliyoruz:
Cumhuriyet Halk Partisinde mesela SODEM'di galiba, bir kuruluş vardı. Sosyal demokrat belediyeciliğin nasıl yönetileceğine ilişkin kurulmuş bir komisyon vardı. Orada görevliydim ben. Toplam 14 ya da 15 kişiden oluşuyordu, yanlış hatırlamıyorsam.
Yine Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği bazı görevler vardı. Avrupa Konseyinde yerel yönetimlerde görevliyim. Yine Dünya Belediyeler Birliğinin Avrupa ayağı olan CEMR'de görevliyim. Bu görevler devam ediyor. Yine Belediyeler Birliğinin encümenindeki görevim devam ediyor. Bir taraftan da zaten Eskişehir'de hizmetler devam ediyor.
Büyükşehir Belediye Başkanlığı zaten başlı başına çok önemli ve büyük bir görev. Bunun dışında daha fazla göreve, yoğunluğumu Eskişehir'e vermek istediğim için çok sıcak bakacağım bir şey değil."
Benim için gerçekten çok zor oldu. Ama ben kiminle konuşsam... Hatta çok yakında Ankara'daydım. Türkiye Belediyeler Birliği Encümen Toplantısı vardı. Biz de yaz döneminde encümen toplantısı olmadığı için uzun süredir ilk defa bir araya geldik belediye başkanlarımızla. Herkes biraz geçiş sürecini anlattı.
Kimse için kolay olmadı. Kolay oldu diyen belki vardır tabii, ben herkes adına konuşamam ama en azından konuştuğumuz arkadaşlar için hiç kimse için kolay olmadı. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi 103 yıllık bir parti.
Ama bazen ülkedeki siyasi koşullar farklı seçenekler getirebiliyor. Tabii Cumhuriyet Halk Partisinde çok güzel anılarımız var. Çok güzel dostluklarımız var. Çok güzel bir mücadele verildi. Özellikle ben, bildiğiniz üzere, Aralık 2023'te üye olmuştum partiye. Emekli olduktan, görevimden ayrıldıktan sonra aday olmak üzere üye oldum.
Ama öncesinde hem eşim Aydın Ünlüce dolayısıyla hem de ailemin bağları dolayısıyla çok uzun yıllardır parti içindeydim. Hiç kimse için kolay değil. Umuyorum ki gelecekte tekrar birleşilir, tekrar bir arada yol yürünür diye düşünüyorum.
Volkan Enver Kılıç ile son günlerde konuşmadım. Yani neye dayanarak söyledi, bilmiyorum. Ben öyle bir hava görmedim tabii. Hem yeni parti içinde, tabii Eskişehir'de de yeni partiye yoğun bir geçiş oldu. Bir de dediğim gibi ara ara belediye başkanlarımızla, meclis üyelerimizle konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Ben öyle bir eğilim görmedim ama neye dayanarak söylediğini bilmiyorum o anlamda. Belki bir açıklama yapmıştır, düşündüğü ya da aldığı herhangi bir bilgi varsa onu bilmiyorum.
Mutlak butlan kararının iptali konusunda zaten Genel Başkanımız Özgür Özel bir açıklama yapmıştı. Bu karar iptal edilirse, siz de hukukçusunuz, biliyorsunuz, bu bir tedbir kararıdır. Dolayısıyla bu tedbir kararı kalksa bile daha sonra esas karar verilirken tekrar mutlak butlan kararı verilebilir. Ya da orada mutlak butlan kararı verilmese bile üst mahkemelere itiraz durumunda farklı kararlar çıkabilir.
O yüzden bence artık yeni parti yolunda gitmeli diye düşünüyorum. Çünkü o hukuksal süreç, sizin de bildiğiniz üzere, bir tedbir kararı. Yani onun kalkması, kararın kesinleşmesi, bir daha bu konuda karar verilmeyeceği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla böyle bir hukuki ve siyasi belirsizlik içinde siyaset yapmak da zor.
Zaten seçime, zamanında yapılsa bile, bir buçuk yıllık bir süreç var. Ki erken seçim ihtimali olabilir. Dolayısıyla bence artık yeni partinin bunlara takılmaması lazım. İktidar yolunda yürüyüşüne devam etmesi lazım. Ama bu arada mutlak butlan kararı iptal edilir, esas karar çıkar, sonra üst mahkeme süreçleri devam eder. Tabii biz de onları mutlaka dikkatle takip ederiz.
Özgür Özel tek aday olarak devam edecek gibi gözüküyor. Şu anda gördüğümüz kadarıyla yok. Ben şimdiye kadar parti içinde, dedikodu boyutunda bile, kimsenin böyle bir şeyi dillendirdiğini görmedim, duymadım.
Bence bu konudaki en doğru cevabı Mansur Yavaş verecektir. Niyet okumayı, onun yerine konuşmayı, özellikle bu siyasi karmaşada birilerinin adına konuşmayı çok doğru bulmuyorum. Ama şunu söyleyebilirim: Biz, yeni partinin kurulma aşamasında ve mutlak butlan kararı çıktığı zaman, dediğim gibi, Büyükşehir Belediye Başkanlarımızla beraber Ankara'da birkaç defa toplantı yapmıştık. Mansur Bey de bu toplantılara dahildi. Sohbet etmiştik.
Mansur Bey, benim kişiliğine güvendiğim, belediyeciliğini beğendiğim, aynı zamanda olgun ve kişiliğiyle her zaman hepimizin saygınlığını kazanmış bir belediye başkanımız. Ben yanlış bir şey yapacağını zaten düşünmüyorum. Kendisi şartları, koşulları değerlendiriyordur. Zamanı geldiğinde en doğru açıklamayı da kendisi yapacaktır. Onun adına konuşmak çok doğru değil.
Ben yapı olarak şöyle düşünüyorum: Demirel'in söylediği bir söz vardı, "Devletin tepesinde, ülkenin tepesinde kavga olmaz." diye. Biraz böyledir.
Ülke çıkarları ya da şehrinizin çıkarları gerektiğinde bütün siyasi partilerin oturup bir araya gelmesine; ulusal siyasetten bahsedeceksek ülke çıkarları neyi gerektiriyorsa, yerel siyasetten bahsedeceksek şehrin ihtiyaçları ve gereksinimleri neyi gerektiriyorsa partiler arası diyaloğa karşı birisi değilim.
O nedenle ben Mansur Yavaş'ın yaptığında hiçbir yanlışlık görmüyorum. Kendisinin söylemi dışında herhangi bir söylem üretmeyi de doğru bulmuyorum. Mansur Yavaş, hepimizin tanıdığı üzere dürüst bir politikacı. Her zaman düşüncelerini söylemiş, söylemekten de çekinmeyen birisi. Dolayısıyla onun sözleri neyse bence yaklaşımındaki, oraya gitmekteki, görüşmekteki tek amacı da budur. Bu görüşmenin Ankara'ya hizmet için olduğunu da söylediğine göre bu konuda tartışılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Anket sonucunu gördüm. Elbette başarılı belediye başkanları arasında tatlı bir rekabet olması güzel bir şeydir. Çünkü meslekler arasında da vardır, siyasette de vardır. Tatlı, güzel bir rekabet hoş bir şeydir. Ben, dediğim gibi, Mansur Yavaş'a duyduğum sevgiyle her zaman onun yanında, arkasında olmaktan son derece gurur duyarım. Elbette ki birinci olmak da çok keyifli olmalıdır."





