Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına KESK Eskişehir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Uygar Kurtcu şu ifadeleri kullandı.

Siyasi iktidarın ekonomi politikaları, halkımızı derin bir sefalet ve geleceksizlik sarmalına sürüklemeye devam etmektedir. Bir yanda vergi yükü altında ezilen, ay sonunu getiremeyen milyonlarca emekçi varken, diğer yanda iktidar imkânlarıyla ve şaibeli finansal mekanizmalarla servetine servet katan bir azınlık bulunmaktadır.

Son dönemde borsa, fon ve sermaye piyasalarında patlak veren skandallar, kamu kaynaklarının ve iktidar gücünün şahsi servet artırımı için nasıl kullanıldığını bir kez daha ifşa etmiştir.

Milyonlarca yurttaş asgari ücretle yaşam mücadelesi verirken, iktidarla doğrudan ilişkili isimlerin bir gecede muazzam kazançlar elde etmesi kabul edilemez.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin şaibeli fon işlemleriyle elde ettiği yaklaşık 2,2 milyar liralık meblağ, 2026 yılı net asgari ücreti olan 28.075 TL dikkate alındığında yaklaşık 78 bin asgari ücretlinin bir aylık maaşına, tek bir asgari ücretlinin ise yaklaşık 6 bin 530 yıllık emeğine denktir.

Bir tarafta hayatını idame ettiremeyen halk, diğer tarafta tek kalemde binlerce yıllık asgari ücreti cebe indirenler vardır. Şimdi ise usulsüzce elde edilen bu milyarları geri ödeyerek, hesaba para yatırıp olayın üstünü kapatmaya ve kendilerini temize çıkarmaya çalışıyorlar.

Buradan açıkça haykırıyoruz. Cebinize indirmek için bir an olsun çekinmediğiniz bu meblağları geri vererek, kirli ilişkilerinizi pazarlık konusu yaparak kendinizi aklayamazsınız. Suçun ve vurgunun üstünü iade kılıfıyla örtemezsiniz.

Fatma Betül Sayan Kaya bu kazançları elde ederken tabii ki yalnız değildir.

Açık kaynaklara yansıyan iddialar ve yürütülen adli ve idari soruşturmalar kapsamında, adı geçen isimlerin, kamu görevlilerinin ve siyasi aktörlerle olan yakınlıklarının yargı makamları önünde şeffaflıkla açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Eski SPK Başkanı ve eski AKP Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün oğlu İbrahim Ömer Gönül hakkında, adli makamlarca görevi kötüye kullanma şüphesiyle soruşturma yürütüldüğü basına yansımıştır. Eski AKP Bakanı Vecdi Gönül’ün oğlu olan İbrahim Ömer Gönül, borsayı denetlemekle görevli Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) başkanlığı görevini yürütmüştür.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın, sermaye piyasalarındaki şüpheli işlemler ve manipülasyon iddiaları doğrultusunda başlatılan soruşturma kapsamında mal varlığına geçici tedbir konulduğu, tedbir kararının ertesi gün kaldırıldığı aktarılmaktadır.

Tam bu süreçte, iki gün önce Mustafa Yazıcı’ya ait Adil Varlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı, arabasında ölü bulunmuştur. Ali Emre Ballı aynı zamanda Finansal Kurumlar Birliği Başkanıdır.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin, tasfiye sürecine giren Tera Portföy bünyesindeki fonlarda yatırımlarının bulunduğuna dair iddialar kamuoyuna yansımıştır.

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı ve BDDK Üyesi Mustafa Balcı’nın oğlu İskender Balcı’nın, iddialara konu olan şirketin yönetiminden operasyon öncesinde ayrıldığı bildirilmiştir.

Eski AKP Gençlik Kolları Yöneticisi ve Pusula Holding yöneticisi Serdar Turan’ın, borsa ve fon işlemlerine yönelik yürütülen adli operasyonlar kapsamında tutuklandığı basına yansıyan bilgiler arasındadır.

AKP Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı Özdemir Ataseven’in, finansal piyasalardaki usulsüzlük iddialarına yönelik adli soruşturmalar kapsamında tutuklandığı ifade edilmektedir.

Eski AKP İstanbul Gençlik Kolları Yöneticisi Muhammed Yarız’ın da soruşturma dosyasında ve iddialarda söz konusu finansal ağ içerisinde yer aldığı öne sürülmektedir.

Tera Yatırım ve Pusula Portföy gibi finansal kurumların adının geçtiği bu iddialara ilişkin olarak, kamu kaynağı kaybı veya finansal usulsüzlük şüphesi taşıyan her bir işlemin bağımsız yargı önünde hukuki süreçlere uygun şekilde incelenmesi ve adli tahkikatın titizlikle tamamlanması gereklidir.

Sermaye piyasaları ve fon işlemleri adı altında yürütülen bu sistem, halkı soymanın ve zenginlere devasa kaynaklar aktarmanın kılıfı hâline getirilmiştir.

Yüksek enflasyon karşısında üç kuruş birikimini ve parasının değerini korumaya çalışan dar gelirli vatandaşlar, emekçiler ve küçük yatırımcılar, borsa oyunlarıyla, suni fiyatlamalarla ve manipülatif fon çarklarıyla göz göre göre soyulmaktadır.

Halkın dişinden tırnağından artırdığı üç kuruş birikim, iktidar gücünü arkasına alan devasa zenginlerin haksız kazancına ve servet transferine kurban edilmiştir. Borsayı bir kumarhaneye, yatırım fonlarını ise halkın cebini boşaltma aracına çeviren bu soygun düzenini kabul etmiyoruz.

Bu çürümüş düzenin bedelini en ağır şekilde halkımız ödemektedir. Ekonomik imkânsızlıklar, borç kıskacı ve geleceksizlik nedeniyle yaşamına son veren yurttaşlarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır.

İhmal ve denetimsizlik yüzünden yaşamını yitiren madencilerimizin, arkalarında bıraktıkları yetimlerin ve gözü yaşlı çocuklarının gözyaşlarının hesabı bu iktidardan sorulacaktır.

Bütçeden kamusal eğitime pay ayrılmadığı için çocuklarımız okula aç gitmekte, beslenme çantaları boş kalmaktadır. Alınmayan güvenlik önlemleri nedeniyle evlatlarımız okullarında can güvenliğinden yoksun şekilde yaşamını kaybetmektedir.

Açıklanan Orta Vadeli Program (OVP), krizin faturasının yine emekçilere, memurlara, emeklilere ve küçük esnafa kesileceğinin ilanıdır.

Ücretleri baskılayan, dolaylı vergileri artıran bu program halkı daha da yoksullaştıracaktır. Bir yanda vergi affı getirilen holdingler ve bir gecede milyonlar kazanan iktidar sahipleri, diğer yanda ağır vergi yükü altında ezilen milyonlar vardır.

Tüm bu yaşananlar sadece bir kesimin vurgunu ve ona bağlı oluşan bir kriz değil, rejimin kendi krizidir.

Bizler bir kez daha haykırıyoruz. Krizi biz yaratmadık, bedelini biz ödemeyeceğiz.

Rant ve sefalet düzenine karşı insanca yaşam, adil paylaşım, parasız ve güvenli eğitim, güvenli çalışma koşulları için mücadelemizi büyütecek, bu soygun ve vurgun düzenine son vereceğiz.