Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Mesut Sadık Yurtman şu ifadeleri kullandı;
"Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) olarak, 1993 yılından bu yana kentimizin havasını, toprağını ve can damarımız olan Porsuk Çayı başta olmak üzere su kaynaklarımızı korumak için mücadele veriyoruz.
Ancak biliyoruz ki doğayla barışık bir dünya kurmanın yolu sadece bugünün tehditlerine karşı durmaktan değil, yarının nesillerini de bu bilinçle yetiştirmekten geçer.
Küresel iklim krizi kapımızda değil, artık hayatımızın tam ortasındadır. Aşırı sıcaklar, kuraklık tehlikesi ve bozulan ekosistemler, en çok çocuklarımızın geleceğini ve eğitim hakkını baltalamaktadır.
Tam da bu yüzden okullarımızı sadece teorik bilgilerin verildiği binalar olmaktan çıkarıp, iklim krizine dirençli ve ekolojik dönüşümün merkezi olan “Yeşil Okullar” haline getirmek zorundayız.
Gelişmiş eğitim sistemlerinde, Finlandiya, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde iklim okuryazarlığı sadece sınıf içinde kalmıyor. Öğrenciler doğrudan “Yeşil Okul” projelerinin bir parçası oluyorlar.
Eskişehir'in eğitim yuvaları “Sıfır Karbon” ve “Yağmur Hasadı” ile tanışmalı.
Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) olarak, kentimizdeki okullarda acilen yaygınlaştırılmasını talep ettiğimiz ve öncülük etmeye hazır olduğumuz Yeşil Okul Projeleri kapsamındaki temel önerilerimiz şunlardır.
Dirençli su yönetimi ve yağmur hasadı. Kuraklık tehdidi altındaki şehrimizde okullarımızın çatıları yağmur suyu hasadı ünitelerine dönüştürülmeli, toplanan sular okul bahçelerinin sulanmasında ve temizlikte kullanılmalıdır. Çocuklarımız suyun her bir damlasının değerini okulda yaşayarak öğrenmelidir.
Dijital ve pratik karbon ayak izi eğitimi. Sınıflarda karbon ayak izini hesaplamayı öğrenen öğrencilerimiz, okullarının enerji tüketimini izleyebilmeli ve atık üretimini en aza indirecek sıfır atık projelerini bizzat yönetmelidir.
Ekolojik okul bahçeleri. Bahçelerde betonlaşma yerine permakültür ve sürdürülebilir yerel tarım alanları oluşturulmalı, çocuklar toprağa dokunarak üretimi ve biyolojik çeşitliliği kavramalıdır.
Doğayla barışmadan geleceği inşa edemeyiz.
Küresel iklim krizi nedeniyle dünyada milyonlarca çocuğun eğitimi sekteye uğrarken, bizler Eskişehir'de sadece iklim olaylarıyla değil, insan eliyle dayatılan vahşi madencilik projeleriyle de geleceğimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Bir yanda çocuklarımıza okullarda çevre bilinci aşılamaya çalışıyor, “İklim Okuryazarlığı” dersleri veriyoruz. Diğer yanda ise o çocukların büyüyüp yaşayacağı toprakları, içeceği suları kendi ellerimizle holdinglerin insafına terk ediyoruz. Bu ne büyük bir çelişkidir.
Alpu Ovası koruma altındadır, siyanür yuvası yapılamaz.
Büyük Ova Koruma statüsündeki, Eskişehir'in en verimli tarım ambarı olan Alpu Ovası bugün çok büyük bir tehdit altındadır.
Taşzemin Madencilik tarafından Alpu'nun Esence, Uyuzhamam ve Aktepe mahallelerinde yapılması planlanan Esence Altın-Gümüş Maden Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi Projesi, asırlık Kırım Tatar köylerimizin kültürünü, tarımını ve yaşam alanlarını haritadan silmeye kararlıdır.
Geçtiğimiz temmuz ayında halkın öfkesi ve protestosuyla yetkililerin alanı terk etmek zorunda kaldığı ÇED toplantısı, halkın bu projeye rızası olmadığının en açık kanıtıdır.
Milyonlarca ton kazı yapılarak doğanın altüst edileceği bu proje alanı, Eskişehir'in can damarı olan Porsuk Çayı’na sadece birkaç yüz metre mesafededir. Porsuk Çayı'nın, İğneli ve Mekkeboğazı derelerinin yanı başında dinamitler patlatılacak, ağır metaller toprağımıza ve suyumuza karışacaktır.
Madenlerin tozunu değil, Yeşil Okulların temiz havasını solumak istiyoruz.
Bizler çocuklarımıza okul sıralarında yağmur hasadını, enerji tasarrufunu ve doğayı korumayı öğretmek isterken, maden sahasına sadece 30 metre mesafede yaşayan Esence'deki evlatlarımız her gün siyanür korkusuyla, patlatılan dinamitlerin tozuyla mı okula gidecek.
Porsuk Çayı zehirlendiğinde, Eskişehir'deki okullarımızda hangi temiz su hakkından, hangi sürdürülebilir gelecek projesinden bahsedeceğiz.
Doğayla savaşarak kazanılmış hiçbir zafer yoktur. ESÇEVDER olarak talebimizi net bir şekilde yetkililere haykırıyoruz.
Alpu Ovası’nı gıda krizinin eşiğindeki ülkemizde bir maden çöplüğüne dönüştürmekten vazgeçin. Esence Altın-Gümüş Madeni projesinin ÇED sürecini derhal sonlandırın.
Porsuk Çayı'nı ve havzasını her türlü kirletici sanayi ve maden faaliyetine karşı mutlak koruma altına alın.
Eskişehir'deki bütçeleri ve enerjiyi maden şirketlerini zengin etmeye değil, okullarımızı iklim krizine dirençli, kendi enerjisini üreten, yağmur suyu hasadı yapan “Yeşil Okullar” haline getirmeye harcayın.
Güneş Kent Eskişehir’in “Güneşli Okulları”. Eskişehir’in yüksek güneş enerjisi potansiyeli değerlendirilmeli, okulların çatıları Güneş Enerji Santralleri (GES) ile donatılmalıdır.
Okullarımız kendi elektriğini üreten, karbon salımını sıfırlayan ve enerji fazlasını yerel şebekeye vererek kendi bütçesini yaratan ekolojik merkezlere dönüşmelidir.
Atıksız okul, sıfır karbon kantinleri. Okullardaki tüm organik atıklar kurulacak kompost ünitelerinde gübreye dönüştürülmeli, tek kullanımlık plastikler tamamen yasaklanmalıdır.
Sınıflarda teorik olarak okutulan iklim dersleri, okul kantininde ve koridorunda pratik birer yaşam biçimi haline getirilmelidir.
Unutmayalım, temiz bir çevre ve nitelikli bir gelecek her çocuğun hakkıdır."





