Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Eskişehir Bölge Temsil Kurulu Başkanı Özlem Kararer şu ifadeleri kullandı;

"Geçen sene Ramazan Bayramı’na olan ilgi daha fazlaydı, bu sene ise daha düşük. Geçtiğimiz yıla oranla erken rezervasyon, yani erken rezervasyon dediğimiz dönem de daha zayıf geçti. Ramazan Bayramı’nın kış dönemine denk gelmesi ve çoğunlukla mart sonuna gelmesi de satışları etkiliyor. Çünkü hava sıcak olmuyor. Misafirlerin Antalya bölgesini bayram dönemlerinde tercih etmesinin en önemli nedeni havanın sıcak olmasıydı. İnsanlar “Gidelim, biraz hava değişikliği olsun” diye düşünüyordu. Bunun yanında maddi faktörler de etkili.

Eskiden insanlar iki tatil planlayabiliyordu. Birini bayram dönemine, birini yaz dönemine ayırabiliyorlardı. Artık çoğu kişi sadece yaz tatiline yöneliyor. Bunun nedeni fiyatların çok yükselmiş olması. İnsanlar Ramazan Bayramı için 40-50 bin TL vermek yerine şöyle düşünüyor. “Yaz dönemine biraz daha eklerim, 100 bin TL’lik daha iyi bir otele giderim.” Mantık artık bu yönde ilerlemeye başladı. İnsanlar da bu konuda haklı. Çünkü gelirler ciddi şekilde düştü. Emekli maaşları düşük, asgari ücret de yeterli değil. Şu an asgari ücret yaklaşık 28 bin TL seviyesinde. Bu şartlarda tatil yapmak kolay değil.

Eskiden asgari ücretin iki katına iyi bir otele gidilebiliyordu. Şimdi ise aynı parayla ancak ortalama bir otele gidilebiliyor. İki asgari ücret birleştiğinde bile tatil zorlaşıyor. Özellikle bir de çocuk varsa, iki çocuk olduğunda tatilin maliyeti zaten 75-80 bin TL bandına geliyor. Yani dört kişilik bir ailenin tatil yapması neredeyse çok zor hale geldi.

Asgari ücret tarafında sıkıntı var ama Eskişehir özelinde farklı bir durum da var. Eskişehir’de birçok kişi doğrudan asgari ücretle çalışmıyor. Özellikle büyük fabrikalarda çalışanlar daha yüksek maaş alıyor. Organize Sanayi’deki büyük firmalarda çalışanların çoğu asgari ücretin üzerinde maaş alıyor. Bizim misafir portföyümüzün büyük bir kısmını da beyaz yakalılar, devlet memurları ve Organize Sanayi’de çalışan kişiler oluşturuyor.

Ekonomik şartlar herkesi etkiliyor. Kış döneminde giderler çok fazla artıyor. Örneğin bir evin doğalgaz faturası en az 4-5 bin TL geliyor. Ev kiraysa Eskişehir’de 20 bin TL’nin altında kira bulmak neredeyse imkansız. Bu nedenle ekonomik kriz özellikle kış aylarında daha fazla hissediliyor.

Bir de turizm sektörünün genel bir sorunu var. İnsanlar ekonomik sıkıntı yaşadığında ilk vazgeçilen şey genelde tatil oluyor. Çünkü tatil çoğu kişi tarafından gereksiz bir harcama gibi görülüyor. Ben buna katılmıyorum. Yıllardır aynı şeyi savunuyorum. Tatil aslında zaruri bir ihtiyaçtır. Nasıl ki ev almak veya araba almak bir ihtiyaçsa, tatil yapmak da bir ihtiyaçtır. Çünkü insanın ruh sağlığını koruması için buna ihtiyacı vardır. Nerede tatil yaptığınız çok önemli değildir. Apart otelde de olabilir, üç yıldızlı otelde de olabilir, dört yıldızlı otelde de olabilir. Önemli olan farklı bir yere gitmek, farklı insanlar görmek ve ortam değiştirmektir. Bu insanın psikolojisi için çok önemlidir.

İnsanların “Bu gereksiz bir harcama” diye düşünmemesi gerekir. Örneğin hafta sonu hiçbir şey yapamıyorsanız bile gidip Sapanca’da bir yürüyüş yapmak bile iyi gelebilir. Biraz hava değişikliği bile insanın ruh sağlığı için çok değerlidir.

Eskişehir halkının en çok tercih ettiği tatil bölgelerine baktığımızda ise Antalya bölgesi öne çıkıyor. Özellikle Side çok tercih ediliyor. Eskiden Ayvalık ve Didim tarafları da talep görüyordu. Çünkü insanlar apart otellere gidiyor, dışarıda gezip yemek yiyebiliyordu. Ancak artık dışarıda yemek yemek de oldukça pahalı hale geldi. Alaçatı, Çeşme ve Bodrum zaten çok pahalı bölgeler.

İnsanlar apart otelde kalınca ilk başta daha az para veriyormuş gibi hissediyor. Örneğin konaklamaya 30 bin TL veriyorlar. Ama dışarıda yeme içme derken toplam harcama 70-80 bin TL’yi buluyor. Bu yüzden insanlar artık “Her şey dahil otele gideyim, paramı bir kerede kredi kartıyla taksitli ödeyeyim” diye düşünüyor.

Side’nin tercih edilmesinin bir nedeni de Eskişehir’deki misafir profilinin beklentileri. Eskişehir’de şöyle bir söylem vardır. Biz denizde yüzmeyiz, denizde yürürüz. Bu yüzden en çok aranan özellikler ince kum ve sığ denizdir. Misafirlere taleplerini sorduğunuzda ilk söyledikleri şey genelde budur. İnce kum ve sığ deniz. Yeme içme ve diğer detaylar ise genelde ikinci planda gelir."