Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı;

"Kentsel dönüşümün kendi içinde sosyolojik, psikolojik ve ekonomik olmak üzere üç önemli boyutu bulunuyor. Bu üç unsur birlikte değerlendirilmediği sürece sonuç alınması mümkün değil. Dolayısıyla yönetim erkinin işin ekonomik, sosyolojik ve psikolojik boyutunu birlikte ele alması gerekiyor. Bu konular henüz netleşmediği için vatandaşların hem yerel yönetime hem de merkezî hükümete yönelik güven sorunu yaşadığını görüyoruz.

Riskli binalarla ilgili kanun koyucu 60 artı 30 günlük bir süre veriyor. Ancak yerel belediyeler, gelecekte ortaya çıkabilecek siyasi sonuçları ve oy kaygısını düşünerek bu riski almak istemiyor. Merkezî hükümetin temsilcileri de aynı şekilde hareket ediyor. Herkes sürecin vatandaşın rızasıyla yürütülmesini istiyor. Fakat bazı durumlarda vatandaş da ikna edilemiyor. Bunun çözümü ada bazlı emsal ve kat artışıdır. Vatandaşın binası yenilenirken cebinden para çıkmaması gerekiyor.

Yeşiltepe'de süreç şu anda bu şekilde devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Ahmet Başkan taziye için geldiğinde kendisine de söyledim. Belediye o dönem 2,40 emsali kabul etmişti. Ben emsalin 3 olması gerektiğini ifade etmiştim. Emsal 3 olsaydı sorunun çok daha rahat çözülebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle itirazlar ortaya çıktı ve süreç kesintiye uğradı. Öncelikle bu konuda çok net bir düzenleme yapılmalı. Ada bazlı emsal ve kat artışı sağlanmalı, vatandaşın cebinden para çıkmamalı.

Eskişehir açısından bir başka önemli konu da 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'dur. Bu kanun 2012 yılında çıktı. Aradan 14 yıl geçmesine rağmen Eskişehir'de kentsel dönüşüm konusunda ciddi bir mesafe alınamadı. Aslında belediyeler bu konuda daha kolektif bir çalışma yürütebilirdi ancak bunu başaramadılar. Merkezî hükümetin de sürece daha güçlü destek vermesi gerekiyordu. Bu destek de yeterince sağlanmadı. Devlet desteği olmadan kentsel dönüşüm sorununu çözmek kolay değil.

Bir diğer önemli konu ise Yarısı Bizden kampanyasıdır. Devlet bu kampanyayı belirli illerde başlattı. Daha önce de ifade ettiğim gibi Eskişehir'in bu kapsama alınması gerekiyordu ancak hâlâ alınmadı.

Eskişehir'in bu konuda haklı gerekçeleri bulunuyor. Eskişehir, coğrafi konumu itibarıyla deprem riski yüksek illerle doğrudan bağlantılı bir şehir. Bursa ve Balıkesir gibi illerle aynı bölgesel etkileşim alanındayız. İstanbul'a da yakın bir konumdayız. Dolayısıyla Eskişehir'in coğrafi konumu bile Yarısı Bizden kampanyasının kapsamına alınması için önemli bir gerekçedir.

1999 depreminde Eskişehir'de 86 kişi hayatını kaybetti. Dolayısıyla mevcut yapı stokunun durumu son derece önemli. Türkiye genelinde kentsel dönüşümün çok büyük bir maliyet gerektirdiğini kabul ediyoruz. Bu nedenle dönüşümün kademeli olarak yapılması anlaşılabilir. Ancak Eskişehir'in bulunduğu coğrafi konum ve çevresindeki deprem riski yüksek iller dikkate alındığında şehrimizin bu kapsama alınması gerektiğini düşünüyorum.

Kira yardımları da kesinlikle yeterli değil. Daha önce bina bazında kentsel yenileme yapılıyordu. Şimdi ise bizim de uzun süredir talep ettiğimiz şekilde ada bazlı ve daha geniş alanları kapsayan dönüşüm modelleri gündeme geldi. 2012 yılında Türkiye genelinde 76 bölge riskli alan ilan edilmişti. Eskişehir'deki bazı mahalleler de bu kapsama alınmıştı. Ancak Türkiye genelinde bu alanların çok sınırlı bir bölümünde çalışma gerçekleştirilebildi.

Bir başka önemli mesele de zemin ve bina ilişkisidir. Örneğin bulunduğumuz binanın karşısında bir inşaat çalışması var. İnşaat sırasında zaman zaman binada titreşim hissedilebiliyor. Aynı şekilde ana caddelerde ağır tonajlı araçlar geçtiğinde bazı binaların sallandığını görüyoruz.

Bunun temel nedenlerinden biri, geçmişte zemin ve bina ilişkisinin doğru kurulamamasıdır. En büyük problemlerden biri budur. Bu nedenle sürekli parsel bazlı inceleme yapılması gerektiğini söylüyorum. İnşaat Mühendisleri Odası da yakın zamanda buna dikkat çekti. Büyük bir bölge için tek bir zemin değerlendirmesi yaparak sağlıklı sonuç alamayız. Her parselde ve her adada farklı sonuçlarla karşılaşılabilir.

Bina ile zemin arasındaki ilişkinin doğru kurulması gerekiyor. Yapının temelinin örselenmemiş, sağlam zemine ulaştırılması büyük önem taşıyor. Eskişehir'de bu konuda hâlen problemler bulunuyor. Yapıyı sağlam zemine oturtmadığınız sürece benzer sıkıntılarla karşılaşmaya devam edebiliriz."