Eskişehir'de konuşan İYİ Parti Ekonomi ve Kalkınma Politikaları Başkanı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta şu ifadeleri kullandı;
"Anadolu’num bağrında yükselen, tarihin, kültürün ve medeniyetin asırlardır birbirine kavuştuğu, kurtuluş mücadelesinin kritik kavşaklarından biri olan Eskişehir’de sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek ve saygılarımı sunarak sözlerime başlıyorum.
Başkanımın da ifade ettiği gibi, bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Eskişehir’e gelişinin 106. yıl dönümü tekrar kutlu olsun. Kendisini minnetle, rahmetle, saygıyla yad ediyoruz. Ayrıca başta şehit babaları olmak üzere bütün babaların da babalar gününü kutluyorum.
Şimdi değerli arkadaşlar, 24 yıllık bir AK Parti hükümetleri var. AK Parti hükümetleri tarafından Türkiye yönetiliyor. Toplumun her kesimi, aslında baktığınızda yarına ilişkin umudunu yitirmiş, bugünü nasıl devam ettirebilirim, nasıl ayakta kalabilirim mücadelesi veriyor.
Esnaf vergi ve SSK borcu altında eziliyor, siftahsız iş yerini kapatıyor, her gün rafından 1 tane malı eksiliyor. Çiftçi döktüğü alın terinin karşılığını alamıyor, artık arazilerimiz ekilemez hale gelmiş. Sanayici fabrikasını elden çıkarmak için çabalıyor, önünü göremiyor, belirsizliklerle boğuşuyor.
12 milyona yakın geniş tanımlı işsizimiz var, bu Türkiye İstatistik Kurumu rakamıdır. Yani atıl iş gücü oranı yüzde 30 olmuş, bir Türkiye’yi yaşıyoruz. Gençler Türkiye’den umudunu yitirmiş, gençlerin yüzde 65’i, eğer bir imkanım olsa kalıcı olarak yurt dışına giderim diyor. Bir ülkenin bitmesi demektir zaten bu. Bir ülkenin gençlerinin yüzde 65’i kalıcı olarak yurt dışına gitmek istiyorsa o ülke bitmiş demektir.
Her gün bir kadına şiddet olayıyla, bir çevre katliamıyla, bir hayvan cinayetiyle maalesef uyanıyoruz. Adalet mekanizması çalışmıyor. Artık adalet, hukuk siyasallaştırılmış, sarayın yargısı oluşmuş, böyle bir Türkiye manzarası var. Kimse adalete güvenmiyor, kimse adaletten bir şey beklemiyor.
Kayyum mekanizması, artık bir kayyum devleti olduk. Önce belediyelerle başlandı kayyum atanmaya. Sonra partilere kayyum atanıyor, şirketlere kayyum atanıyor, şimdi de en son gazi meclise, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kayyum atanmaya çalışılıyor. Böyle bir Türkiye manzarası var.
Hatırlayın, DEM milletvekili, aynı zamanda meclis başkanvekili Pervin Buldan’ın bir açıklaması oldu. Biz dedi, Abdullah Öcalan ile ilgili olarak, onun özgürlüğüyle ilgili olarak, onun statüsüyle ilgili olarak çalışmayı, kanun çalışmasını hep beraber yapacağız, kanun taslağını İmralı’ya götüreceğiz, Abdullah Öcalan bakacak, eğer o onaylarsa meclise gelecek dendi. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, gazi meclise yapılmış en büyük saygısızlıktır ve oraya da kayyum atanması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün terörün ve teröristin kutsandığı, bebek katilinin kutsandığı bir Türkiye manzarası var.
Düşmana korku salmayan, dosta da güven vermeyen bir Türk devleti maalesef bugün, bugün Türk devleti haline getirildi Türkiye Cumhuriyeti Devleti AK Parti hükümetleri tarafından. Bakın Türkiye’nin bugün 5. nesil hava savunması yok değerli arkadaşlar. Etrafımızdaki Yunanistan’dan başlamak üzere, bize düşman olabilecek, düşman gözüyle bakılacak her ülkenin 5. nesil savunma sistemi var, Türkiye’nin böyle bir şeyi yok.
Dış politika zikzaklarla dolu. Kurumlar devreden çıkmış, kişilerle, bireysel ilişkilerle giden, hatta bireysel menfaat üzerinden giden bir dış politika var. Ege adaları işgal edilmiş, işgal edilmekle kalmamış, silahlandırılmış, Türkiye’nin sesi çıkmıyor, Türkiye’yi yönetenlerin sesi çıkmıyor. Bütün kurumları tahrip edilmiş bir Türkiye manzarası var.
Uluslararası endekslere bakıyorsunuz, Türkiye Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 180 ülke içerisinde yolsuzluğun en fazla olduğu 124. ülke konumuna yükselmiş. Yağma, talan almış başını devam ediyor. Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke içerisinde 118. sıradayız, yani hukukun olmadığı ülkeler arasındayız. Bakın bu endeksler bizim değil, bunlar uluslararası kuruluşların yaptığı endeksler. Buralarda bir adım ileri gidince hemen AK Parti hükümetleri buralara, AK Parti yetkilileri referans veriyordu. Dolayısıyla bunlar gerçekten sağlam endeksler ancak maalesef burada her gün kötüleşiyor. Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, sizleri çok ilgilendiriyor, 180 ülke içerisinde 163. sıradayız, basının hiçbir şekilde neredeyse özgür olmadığı bir ülkeyiz. Hükümetin Denetlenmesi Endeksi’nde en berbat olanı da bu, 143 ülke içerisinde 136. sıradayız. İşte o yüzden tek, tek, tek adam yönetimi dediğimiz o. Artık hiçbir şekilde denetlenmeyen, hiçbir gücün sınırlandırılmadığı bir yönetim tarzı maalesef Türkiye’ye hakim olmuş. Tabii böyle bir ortamda teşebbüs hürriyetinden, mülkiyet güvencesinden, fikir hürriyetinden, düşünceyi ifade özgürlüğünden bahsetmek mümkün değil.
Ulusalda böyle sorunlarımız var iken yerelde işler iyi mi gidiyor. Bugün madem Eskişehir’deyiz, Eskişehir ile ilgili birkaç örnek verelim. Yağma, talan her yerde olduğu gibi Eskişehir’de de devam ettirilmek isteniyor. Devlet Hastanesi 44 bin metrekarelik arazisiyle bugün satışa çıkartılmış durumda, bununla ilgili Cumhurbaşkanı kararnamesi çıktı. Ama yereldeki AK Parti yetkililerine bakarsanız böyle bir şeyin olmadığını söylüyorlar, fakat bir yandan da prosedür çalışıyor. Bu yetmezmiş gibi, buna itirazlar devam ederken Hava Hastanesi 66 bin metrekarelik alan da satışa çıkartılıyor, bununla ilgili de Cumhurbaşkanı kararnamesi çıkartılıyor. Ama yerelde bakarsanız böyle bir şey yok deniliyor, fakat iş, işlem devam ediyor, bunların satıldığını maalesef hep beraber göreceğiz.
Tıp Fakültesi hizmet binasının birçok kısmı depreme karşı dayanıklı değil. 2 milyon insana, çevre illerle birlikte hizmet veren hastane, bugün depreme karşı dayanıksız bir şekilde risk altında. Buraya yatırım yapılacak mı diye soruyorsunuz, her defasında evet diyorlar, fakat yapılan bir yatırım yok.
Eskişehir, Alpu, Mihalıççık yolu, sadece 42 kilometrelik yol artık ölüm yolu olarak adlandırılıyor. 20 yıldır sözler verilmesine rağmen 1 tane bir şey yapılmış değil. Benzer şekilde Seyitgazi, Kırka yolu da aynı şekilde sözler veriliyor, yapacağız deniliyor ama hiçbir şey yapılmıyor. Güney, kuzey çevre yolu, 17 yıldır buraya ilişkin de sözler verilmiş durumda ama yine yapılan bir işlemin olmadığını görüyoruz.
Dolayısıyla hem yerelde hem ulusalda umutların tükendiği, umutların söndüğü, umutların tükendiği bir ortamda biz Türkiye’nin sahipsiz olmadığını göstermek için bayrak açıyoruz İYİ Parti olarak. Sayın Genel Başkanımızın başlattığı ve 27 Haziran’da Tandoğan mitingiyle taçlandırılacak bu bayrak açma, işte az önce bahsettiğimiz bu olumsuzlukların üzerinden, bu olumsuzluklara karşı Türkiye’nin sahipsiz olmadığını göstermek içindir. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı Tandoğan’da beraber olacağız. Üniter yapımıza, kardeşliğimize, milli kimliğimize ve cumhuriyetimize saldırılara karşı Tandoğan’da hep birlikte olacağız. Milletin birliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne savaş ilan edenlere karşı Tandoğan Meydanı’nda olacağız. Terörü, teröristleri, vatan hainlerini kutsamak isteyenlere karşı Tandoğan Meydanı’nda olacağız. Şehit ailelerinin bitmeyen acıları ve dinmeyen gözyaşları için, intihar eden polislerimiz için, grev yapan, açlık grevi yapan öğretmenlerimiz için Tandoğan Meydanı’nda olacağız. Haber yaptığı için gözaltına alınan gazeteciler için, siyaset yaptığı için içeri atılan, siyasi hakları ve hürriyetleri gasp edilenler için, eşitlik için, hürriyet için, demokrasi için Tandoğan Meydanı’nda olacağız.
Okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudunu yitirmiş gençler, tenceresini kaynatamayan emekliler, açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiş emekçiler, toprak akıttığı terin karşılığını alamayan çiftçiler, siftahsız dükkan kapatan, hacizlerle, icralarla boğuşan esnaflar için Tandoğan Meydanı’nda olacağız. Enflasyonu yanlış ölçerek hakkı gasp edilenler için Tandoğan Meydanı’nda olacağız. Özetle adaletsizliğe karşı adalet için, saltanata karşı cumhuriyet için, kayyumlara karşı demokrasi için, kutlayanlara karşı milli egemenlik için, çözülmeye karşı bütünlük için 27 Haziran’da Tandoğan Meydanı’nda olacağız. Parti ayrımı yapmadan, al bayrağı şerefi ve namusu bilen, cumhuriyet ve devlet sevdalısı her vatandaşımızı da sizler aracılığıyla Tandoğan Meydanı’na davet ediyoruz. Bu büyük buluşma inanıyorum ki Türk milletinin yeniden doğuşu olacaktır diyorum.
Bizim normal şartlarda arsa satışı için demiyorum yani özelleştirmeye kategorik olarak karşı olan bir siyasi parti değiliz değerli arkadaşlar. Fakat şu anda AK Parti’nin yaptığı her özelleştirmeye karşıyız. Niye derseniz AK Parti çünkü özelleştirme yapmıyor. AK Parti hükümetleri yağma yapıyor. AK Parti hükümetleri milletin yıllarca biriktirdiği bu malları, tesisleri, fabrikalarını yok pahasına sattı. Şimdi onların bitti neredeyse tamamı.
Artık arasalar, arsalar, araziler satılmaya çalışılıyor. Geçen Plan Bütçe Komisyonu’nda bununla ilgili bir kanun teklifi görüşülürken orada aynen bunu ifade ettim. Hiçbir şey satmayın kardeşim. Hazinenin malı devletin malı devlette kalsın. Çünkü sizin amacınız gerçekten buraları ekonomiye kazandırmak değil yandaşınıza yağma yaptırmak, şehirleri bozmak, şehirlerin kimliğini bozmak, efendim şehirde nefes alabileceğimiz alanlara bina yapmak, parayı taşa toprağa gömmek ve yağmalamaktır. Dolayısıyla bu tür yapılan satışların biz tamamına karşıyız. Bu şekilde olmaması lazım. Hele hele devletin arsa arazi satışının olmaması gerekir. Elbette bazı yerlerde özel sektörün verimliğinden faydalanmak için özelleştirme yapılır ama bunların yaptığı özelleştirme filan değil, bunların yaptığı yağmadır."





