ESKİŞEHİR HABER

Eskişehir'de konuşan Sinan Kuluöztürk Sağlık-Sen’in büyümesini ve çalışmalarını anlattı

Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Sinan Kuluöztürk, Eskişehir Şubesinin başarısını değerlendirerek sağlık çalışanlarının sorunları için yürütülen çalışmaları anlattı.

Abone Ol

Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Sinan Kuluöztürk şu ifadeleri kullandı;

"Seçimler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından bir tanesidir. Ama bizler bugün burada bir iradeyi haykırmak, bir inancı büyütmek, kardeşliğimizi yeniden ayağa kaldırmak için bu kongreler yapılır. Kongreler yeni göreve gelecek arkadaşlarımızın yeni sorumluluklar doğrultusunda alacakları yükleri sağlık hizmet kolunda, sağlık ve sosyal hizmet kolunda yapacağı çalışmalar o alandaki arkadaşlarımızın sorunlarıyla birebir ilgilenip dertleriyle dertlenen, sorunlarıyla hemhal olan bir kadronun göreve talip olmasıdır. Ben Eskişehir Şubesinde bugüne kadar üye sayısıyla, artışıyla her zaman olduğu gibi bu yıl da büyük bir çoğunluğu kendi ilinde kaydederek büyük bir başarıya imza atan teşkilatımızı da kutluyorum.

Eskişehir Şubemizin başarılarını genel merkez olarak takdir ediyoruz. Yapmış olduğu çok güzel çalışmalar var. Hani derler ya birileri vardır kendilerini anlatmaya gerek duymazlar. Onları dostları anlatır, onları arkadaşları anlatır, onları eserleri anlatır. Ve bugün Eskişehir Şubesinde de Hasan Hüseyin Köksal Başkanımızın yapmış olduğu çalışmalarda salonun renkli olması gerçekten de baktığımız zaman mutluluk verici. Muhalefet ve iktidarı bir arada toplayıp sağlık çalışanlarının sorunlarını dillendirip büyük bir cesaretle o dili, o kelimeleri kullanan değerli başkanımızı Hasan Hüseyin Köksal’ı ve Eskişehir Şubesini ben burada kutluyorum.

Bizler bu toprakların derdini kendi derdi bilmiş, sevincini sevinç bilmiş, kaderini kendi kaderi saymış bir sivil toplum örgütüyüz. Bu ülkenin başına gelen her türlü olaylarda Sağlık-Sen’in dik duruşu tarihe şahitlik etmiştir. Bunu hatırlayacak olursak 28 Şubat’ta askeri postalların seslerinin karşısında hiçbir zaman geri adım atmayarak Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ın önderliğinde mücadelesini devam ettirmiştir. Gezi olaylarında yine Sağlık-Sen’in dik duruşu tarihe şahitlik etmiştir. Baktığınız zaman içerisinde 15 Temmuz’da Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunlar ve kara bulutların karşısında Türk bayrağını alarak dalgalan ey şafaklar gibi diyerek sokaklarda Sağlık-Sen’in rozetleri, Sağlık-Sen’in kalbi her zaman attığını görüyoruz.

Bugün 31 yılını dolduran Sağlık-Sen ailesinin yanında bir umut doğrultusunda, bir değerler doğrultusunda kurulan bir sivil toplum örgütü. Ama sağımıza ve solumuza baktığımız zaman içerisinde kendi amaçları ve çıkar ilişkileri doğrultusunda kurulan sendikaların yapmış olduğu çalışmalardan tablosunu biraz önce gördünüz. 71 tane sendika var. 71 tane sendikanın içerisinde bir tane sendika o 70 sendikayı 70’e katlamış gibi. Kendi çıkarları doğrultusunda yapmış oldukları eylemler ve söylemleri hiçbir zaman sağlık çalışanlarının, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sorunlarını halledeceğini düşünmüyoruz. Düşünmediğimiz gibi de yapmış olduğu bu çalışmaları sağlık çalışanlarının da takdir etmediğini tabloda da gördünüz.

Sağlık-Sen Genel Merkezi olarak göreve geldiğimiz dönemden sonra sağlık çalışanlarının üyeden gelenin üyeye gider mantığıyla yapacağımız çalışmaları sağlık alanındaki sosyal sendikacılık ve akademik sendikacılık olarak ikiye ayırdık. Sosyal sendikacılığa baktığımız dönemde göreve geldiğimiz zaman diliminde Ankara’da bir otel, bir misafirhane talepleri olduğu zaman da dönüp cevap vereceğimiz herhangi bir yerimiz yoktu. Bizden önceki dönemlerde sağlık kuruluşlarının misafirhanelerinde haricindeki diğer kuruluşların misafirhanesinden tedarik edilirdi. Ama bugün baktığınızda Sağlık-Sen Ankara’da 2 tane oteli ve İstanbul’da 1 tane oteli olmak üzere 3 tane oteli var. Kendi eviniz gibi hissedebileceğiniz, çalışanlarımızın sizi yabancı görmeden kendi evinize gelmiş gibi hissedeceğiniz, gidip çok rahatlıkla kalabileceğiniz mekanlarınıza hizmeti açtık.

Yine okula giden ve dershane ihtiyacı olan çocuklarımıza AYT, TYT ve LGS kurslarını açtık. Burada bir tane öğrencimizin bir soruya faydası olur düşüncesiyle Hakkari’nin bir tane ücra köşesindeki online girip de o dersi öğrenmek için, o soruyu çözebilmek için Sağlık-Sen’in sizlerin katkıları doğrultusunda mücadele etmek için gayretlerimiz devam etti. Bunların yanında Ankara’ye gelen hastalık sorunuyla gelen arkadaşlarımızın Ankara’yı bilmiyorsa veya gideceği yeri bilmiyorsa Sağlık-Sen Taksi'yi kurduk. Eskişehir’den geldiğinizde gelmiş olduğunuz terminalden sizi alıyor, ilgili hastaneye götürüp ilgili hastanede işiniz bittikten sonra tekrar geri dönüşü sağlıyoruz. Bunlar sosyal sendikacılığın bir parçası.

Akademik sendikacılığa baktığımız dönem içerisinde hekim dışı sağlık çalışanının 39 branşı var. 39 branşla ilgili yapmış olduğumuz birebir akademik çalışmalar yaptık. Her alandaki arkadaşlarımızın sahada çalışan kardeşlerimizin kendilerinin yaşamış oldukları sorunları genel merkezde heyetler halinde her 39 branşla ilgili yapmış olduğumuz çalışmaları bir rapor haline getirdik. O rapor haline getirmiş olduğumuz sorunları ilgili yerlere götürüp kendilerine izahını da yaptık.

Hasan Hüseyin Köksal Başkanımın konuşmasından bir video gösterdi. Evet sahaya çıktığımız zaman en büyük sorunlarımızdan bir tanesi memur ve işçi ayrımının yapılması. Siyasi partimizin değerli temsilcileri keşke gitmeseydi de onların da kendilerinin burada olduğu söylenmemize şahitlik edeceği bir ortam olsaydı. Ama ne yazık ki herkesin programı olduğundan dolayı kalkıp gitti. Değerli arkadaşlar, işçi sendikası ve memur sendikacılığı arasındaki fark 95 yılında kurulup da 31 yılını dolduran Sağlık-Sen 2010 yılına kadar kanarya sevenler dernekleri gibiydi.

Toplu sözleşmeye 2010 yılında başladı. 4688 sayılı Sendikalar Kanunu'na baktığınız dönem içerisinde de 2001 yılında 4688 sayılı Sendikalar Kanunu çıktı. Daha ondan öncesi kanun yok. Seni sendika olarak tanımıyor bilene. Kanunun sadece hükümetler ve devletin çizmiş olduğu periyotlar doğrultusunda sendikacılık yapabiliyordu.

4688, 2001 yılında çıktıktan sonra 2010 yılına kadar demin ifade ettiğim gibi Kanarya Sevenler Derneği gibisin. Götürüp taleplerini toplu görüşmede iletiyorsun. İlgili hükümet benim işime gelmedi, yapmıyorum diyor. Ama referandumda görüşme, toplu sözleşmeye geldi. Ama işçi sendikalarına baktığımız dönem içerisinde 1947'lerde işçi sendikaları kurulmuş.
Emek gücüyle, beden gücüyle sahalarda ve kömür ocaklarında direklerini dikerek TEDAŞ'larda, köy hizmetlerinde geçmiş dönemlerde mücadele eden bir sendikaydı. Bizim ikimizin arasındaki farkı ortaya koyduğumuz zaman içerisinde kimin ne kadar aldığı bizi ilgilendirmez.

Sağlık çalışanlarının yıllarca dil ekşitip KPSS sınavlarına çalışıp, ondan sonra hizmet kollarında göreve başlaması, ondan öncesi okullarda yıllarca dirsek çürütmesinden dolayı kimin ne kadar aldığı bizi ilgilendirmez. Hamili yakından işe girenlerle 4 yıl okuyup da yıllarca KPSS sınavlarına girip sağlık çalışanlarının arasındaki farkı istiyoruz biz. Bu farkı da mücadelemiz genel merkez olarak devam edeceğini de burada ifade etmek istiyorum."