Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, Odunpazarı ilçesine bağlı Demirli Mahallesi’nde faaliyet gösteren bentonit maden ocağıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Filiz Fatma Özkoç, bölgede yaşanan pasa dağı çökmesinin doğaya ve insan sağlığına zarar verdiğini savundu.
Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç şu ifadeleri kullandı;
"Biz Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu olarak bugün burada bölgemizde bulunan, Odunpazarı ilçesine bağlı Demirli Mahallesi'nde 2009 yılında işletmeye açılan Demirli Mahallesi'nde Eczacıbaşı'na bağlı Ensa Şirketi'nin işlettiği bentonit maden ocağı üzerinden maden şirketlerinin aymazlıklarını, iktidarın yani AKP'nin kamu kuruluş yetkililerinin sorumsuzluklarını bir kez daha ifşa etmek ve konuşmak üzere toplandık. Şu an bizimle birlikte olan arkadaşlarımız yanımızda Seklice Mahallesi'nin Muhtarı Enver Bey, Doğa ve Yaşam Platformu'nda Avukatı Mert Yedek, TEMA'dan Onur arkadaşımız, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası'ndan Tabip Odası Başkanı Nazım hocamızla birlikteyiz. Buradaki maden şirketinde yaşanan, 3 Mayıs'ta gerçekleşen toprak kayması, daha doğrusu pasa dağının çökmesinden dolayı doğaya verilen zarar, insan sağlığına verilen zarar ve bu süreçte neler yaşandı, onlar üzerinde biraz birlikte konuşacağız.
Şimdi şirket, Eczacıbaşı'na bağlı bir şirket ve bentonit maden ocağı işletiliyor orada 2009 yılından beri. Ve ara ara ÇED gerekli değildir raporu alınarak 4 kez kapasite artışına gidilmiş. En son geçen yılda gene bir kapasite artışı yaşanmış fakat bu kapasite artışı oldukça büyük olduğu için ÇED olumlu kararı almak zorunda kalmış şirket. Bunun üzerine de TEMA Vakfı bu ÇED olumlu kararına itiraz ederek dava açmış ve 8 Mayıs'ta da bilirkişi keşfi yapıldı. Ama bilirkişi keşfi yapılmadan önce 3 Mayıs'ta, 3 Mayıs'ta orada pasa dağında bir çökme meydana geldi. Çökme dediğimiz şöyle; pasa dağlarını biz Doğa ve Yaşam Platformu olarak o bölgede defalarca gittik, gördük. Gerçekten pasa dağı diyoruz çünkü çıkarılan atıklar artık bir dağ şeklini almış orada.
Ve bölge halkı artık bu maden şirketini doğaya ve kendilerine verdiği zarardan dolayı istemiyorlar. Aslında bu süreci biz geçen yıl ağustos ayında, halkın katılım toplantısı, halkın katılım toplantısı şeklinde bölgeden bize bir istek geldi. Bu maden ocağı hakkında bizi bilgilendirin çünkü artık biz burada bu kapasite artışını istemiyoruz, bu maden ocağının artık burada çalışmasını istemiyoruz şeklinde bir istekte bulununca biz Doğa ve Yaşam Platformu olarak, hatta teknik ekibimizi de alıp o bölgeye gittik. Oradaki insanlarla da konuştuk. İnsanlar oradaki yani maden ocağının çevreye ve kendilerine verdiği zararları çok güzel dile getirdiler, anlattılar. Özellikle de sağlık açısından çok muzdarip olduklarını söylediler ve hastalandıklarını söylediler. Biliyorsunuz bentonit bir kil minerali aslında. Orada daha çok tozuma çok fazla, şikayet şeklinde geldi.
Onun haricinde sürekli orada, bu tür madenlerde çok su kullanılıyor biliyorsunuz bu tozumayı bastırmak için. Ve sularının gittikçe azaldığını, artık ektikleri ürünlerin yeterince verim alamadıklarını ve o bölgede bir de hayvancılık yapılıyor. Bu hayvancılıktan da yeterince verim alamadıklarını daha doğrusu yani artık oradaki yaşam alanlarının yok olmasıyla karşı karşıya geldiklerini dile getirdiler. Ve "Artık biz ocağı burada istemiyoruz." şeklinde o halkı bilgilendirme toplantısında çok güzel dile getirdiler. Ve hemen arkasından köy halkı ve sivil toplum kuruluşları, Eskişehir'deki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte itiraz dilekçelerini verdik. Ama bu itiraz dilekçelerini Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne ilettik, Valiliğe ilettik. Yani kamu kuruluşlarının bu olaydan haberleri vardı.
Bu haberlerin olmasına rağmen 3 Mayıs'ta orada pasa dağının çökmesi gerçekleştirildi. Bu durum bize neyi gösteriyor? Demek ki bu kamu kurum ve kuruluşlar yeterince sorumluluklarını yerine getirememişler. Yani o şirketi yeterince denetleyememişler. O bölgeye gidip gerekli koruma, kontrollerini yapamamışlar, raporlarını hazırlayamamışlar ki bu felaket gerçekleşti. Şimdi bu felaket gerçekleşti 3 Mayıs'ta ama şirket ve yerel yönetim, kamu kuruluşları sosyal medyadan öğrendiler buradaki bir çökmenin gerçekleştiğini.
Şimdi biz, bilirkişi keşfi yapılırken de keşfe gelen uzman kişiler burada bu çökmeyi bilakis kendileri gözlemlediler. Ve orada bir madencilik faaliyeti değil, aslında bir vahşi madencilik talanını gördüler. Yani oradaki toprağın, suyun, havanın ve binlerce ağacın kesildiğini gördüler. Kendi gözleriyle gördüler ve rapor ettiler. O çökmeye de bilakis şahit oldular. Şimdi bu durumda, 8 Mayıs'taki keşif yaptıktan sonra biz Ekoloji Derneği olarak gerekli, yani bu olayda sorumluluğu olan kuruluşları, kuruluşları suç duyurusunda bulunduk.
Suç duyurusunda bulunduktan sonra şirket maalesef, diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi sosyal medyadan öğrendiler bunları. Ve bizim bu suç duyurumuza karşı hemen şirket basın yoluyla halkı bilgilendirme yoluna gitti. Orada hemen gerekli önlemlerin alındığından bahsetti fakat 3 Mayıs'ta çökme oluyor, maalesef 13 Mayıs'ta şirket basın yoluyla bir açıklama yapıyor. Yani aradan neredeyse bir hafta, 8 günlük bir süreç geçiyor. Bu yetmiyor gibi bunu kontrol etmekle yükümlü olan Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'nden hiç ses yok, Valilikten hiç ses yok. Halbuki biz geçen yıl itiraz dilekçelerini vermiştik. Halk artık burada bu madeni istemiyor, bu kapasite artışını istemiyor. O zaman bu durumda halk çok haklı oldu çünkü gerçekten 2009 yılında 25 hektarla bir şirkete orası tahsis ediliyor ama yıllar geçtikçe o alanı çoğaltıyor. Demek ki yaptıkları iş gerçekten madencilik faaliyetlerine uygun değil. Pasa dağı çöker mi ya? Pasa dağı çökmez. Demek ki ilgili kurumlar da yeterince sağlıklı bir şekilde işletmeyi yapamamışlar ve bu işte sorumluluğu olan Valilik, İlçe, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü hiçbirisi gerekli kontrolleri ve önlemleri almamış.
Şimdi o bölgede sadece Demirli köyü yok. Seklice köyü var, başka köyler de var. Yani bu madenden sadece Demirli köyü veya Seklice etkilenmeyecek. Şimdi biz o köye gittiğimizde yaklaşık 40-45 dakikalık bir merkeze yakınlığı var. Yollar çok kötü arkadaşlar, yol zaten dar yani köy yolu. Ve orada günlerce tonlarca kamyon yüklenip ham madde taşıyor. O yollar artık delik deşik olmuş. Belediye de o yolları yapmaktan bıkmış usanmış. O yüzden oradaki bölgede yaşayan insanlarımız, muhtarlarımız bu konuda bize daha samimi, daha güvenilir açıklamalarda bulunacaklardır."





