ESKİŞEHİR HABER

Eskişehir’de madencilik tartışması büyüyor, Sakarya Vadisi için kritik gün

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu Üyesi Mert Yedek, madencilik projelerinin tarım, su ve doğa üzerinde ciddi etkiler yaratacağını belirtti, 20 Nisan’daki keşif öncesi çağrı yaptı.

Abone Ol

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu Üyesi Mert Yedek şu ifadeleri kullandı:

“Şehrimiz vahşi madenciliğin kıskacında. Alpagu Atalan, Cengiz Holding'in projesi, Sakarya Vadisi'nin göbeğinde mikroklima iklim özelliği taşıyan ve narenciye deposu olan bu bölgede siyanürlü liç yöntemiyle proje hayata geçecektir. Sadece toprağın değil, Sakarya Nehri üzerinden tüm bölgenin su rezervlerini zehirlenme riskiyle, bölgenin su rezervlerinin zehirlenme riski ile kalkınma bütün projelerini yerle bir edilecek, binlerce ağaç kesilecek, bölgedeki biyoçeşitlilik geri dönülmez şekilde yok olacaktır.

Sarıcakaya Behçetiye, Türkiye'nin en önemli sebze üretim merkezlerinden biri olan Sarıcakaya açık ocak madenciliği ile toz ve kimyasal kuşatmasıyla altına alınmaktadır. Tarımsal ekosistemin bozulması bölgedeki tarımsal faaliyetleri durdurma noktasına getirecek ve yerel ekonomiyi çökertecektir. Sivrihisar Kaymaz, yıllardır maden sahası olan Kaymaz, artık bu atık depolama merkezi haline getirilmek istenmektedir. Başka şehirlerden çıkartılan cevherin buraya getirilip işlenmesi ve devasa büyüklükteki 3. atık barajının kurulması, yer altı sularının zehirlenme riskini ve toz emisyonunu en üst seviyeye taşımaktadır. Alpu Esence, büyük ova koruma statüsündeki tarım topraklarında bulunan planlanan maden altın madeni, gıda güvenliğini ve stratejik su rezervlerini hedef almaktadır.

Peki neler kaybedeceğiz? Sadece toprağımız değil, yaşam kaynaklarımız saldırı altında. Ağaçlarımız kesilecek, orman ekosistemi yok edilecek. Tarım ve hayvancılık bitecek, Sakarya Vadisi, Alpu'nun bereketli topraklarında üretim durma noktasına gelecek. Hava kirliliği, temiz havamızın yerini ağır metaller içeren toz bulutları alacak. Sağlık tehdidi, yer altından çıkan ağır metaller kanser başta olmak üzere ciddi hastalıklara yol açacak. Susuzluk, işletmeler için kullanılacak su yer altı su kaynaklarımızı kurutacak. Zehirlenme riski, siyanür kullanımı akarsularımızı ve içme suyu varlığımızı kalıcı olarak kirletecek. Toplu tahribatla madenler sadece bulundukları yeri değil, çevre bölgeleri ve birbirine bağlı birer zehir havzasına dönüştürecek.

Kâr hırsı mı yaşam hakkı mı? Mevcut maden mevzuatı ve iklim kanunu bilimsel gerçekleri değil, sermayenin çıkarlarını gözetiyor. Kamu yararı yok. Bu projeler sadece birilerinin cebini doldurmak için tasarlanıyor. Ekolojik yıkım, sermaye odaklı büyüme doğamızı bir kaynak olarak görüp tüketiyor. Gelecek tehlikede. Yaşanan su kesintileri tesadüf değil. Bu talan durmazsa su krizi kalıcı hale gelecek.

Sakarya Vadisi yok olmayacak. Alpagu Atalan altın gümüş madeni projesinin iptali için Eskişehirli yurttaşlar olarak açtığımız davada 20 Nisan tarihinde, yani yarın, keşif gerçekleşecek. Bu keşif sadece bir davanın aşaması değil, Eskişehir'in ve daha birçok ilin kaderini derinden etkileyecek bir yaşam mücadelesidir. Doğayı savunanlar olarak 2 yılı aşkın süredir topraklarımızı korumak için hem sokaktayız hem de hukuk yoluyla mücadele ediyoruz. Hukuka aykırı projelerin hayata geçmemesi için haklılığımızı ortaya koyabilmemiz için gerekçelerimizle bilirkişi keşfinde bulunacağız.

20 Nisan Pazartesi günü yarın saat 09.00'da Hasan Polatkan Migros önünde buluşuyoruz. Topraklarımızı korumak için Mihalgazi'ye gidiyoruz. Bizler Eskişehir Doğa Yaşam Platformu olarak Eskişehir'in sermayenin kazancı uğruna yok edilmesine izin vermeyeceğiz. Parsel parsel satılan topraklarımızı karış karış savunacağız. Siz de aramıza katılın; havamızı savunalım, toprağımızı savunalım, geleceğimizi savunalım. Hep beraber mücadeleye arkadaşlar."