Kurtuluş mahalle muhtarı Akın Günyüzü şu ifadeleri kullandı;
7 buçuk yıldır mahalle muhtarlığı yapıyorum. Göreve ilk başladığım dönemde mahallemizdeki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın sayısı yaklaşık 50 civarındaydı. Bugün ise bu sayı 300’ü aşmış durumda. Yani ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın sayısı 5-6 katına çıktı. Üstelik bu sayı her geçen yıl artmaya devam ediyor.
İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın önemli bir bölümünü eşinden ayrılmış, boşanmış ve çocuklarını tek başına büyütmeye çalışan insanlar oluşturuyor. Küçük çocukları olduğu için çalışamayan annelerimiz var. Bunun yanında yaşlılık aylığı veya engelli maaşıyla geçinmek zorunda kalan vatandaşlarımız bulunuyor.
Artık emeklilerimiz de ciddi geçim sıkıntısı yaşıyor. Özellikle kirada oturan ve 23 bin 500 lira emekli maaşı alan vatandaşlarımız gerçekten zor durumda. Emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar bile muhtarlığımıza gelerek yardım talebinde bulunuyor.
Elbette herkes gelip yardım isteyemiyor. Bazı vatandaşlarımız yaşadıkları sıkıntıları dile getirmekte zorlanıyor. Ancak komşuları onların durumunu bize bildiriyor. Biz de imkânlarımız ölçüsünde bu vatandaşlarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz.
2020 yılında, göreve başladığımız ilk dönemlerde, Kurban Bayramı arifesinde mahallemizde yaklaşık yarım ton köfte dağıtmıştık. Bunun yanında bin 500 ekmek dağıtımı da gerçekleştirmiştik. Mahallemizden ve yurt dışından destek veren hayırseverlerimizin katkılarıyla bu yardımları yapabiliyorduk.
Ancak yıllar içerisinde bu yardımlar giderek azaldı. Önceki yıllarda yarım ton olan yardım miktarı, geçtiğimiz yıl 100 kiloya kadar düştü. Bu yıl ise maalesef hiç gerçekleştiremedik. Çünkü yardım eden vatandaşlarımızın da ekonomik durumları eskisi kadar iyi değil. Onlar da artık zorlanıyor.
Bunun dışında ikinci el kıyafet konusunda vatandaşlarımıza yardımcı oluyoruz. Hayırsever vatandaşlarımız kullanmadıkları kıyafetleri muhtarlığımıza getiriyor. Biz de bunları diğer odamızda düzenli bir şekilde yerleştiriyoruz. Sadece kıyafet değil, zaman zaman halı, yolluk ve perde gibi ev eşyaları da geliyor. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımız buraya gelerek neye ihtiyaçları varsa seçip alabiliyor.
Mahallemizin bir WhatsApp grubu da var. Bu grupta ihtiyaç fazlası eşyaları paylaşıyoruz. Örneğin dün akşam bir vatandaşımızdan koltuk takımı ve salon takımıyla ilgili görüntüler geldi. Bunları grubumuzda paylaştık. Akşam saatlerinde 10'dan fazla vatandaşımız bu eşyalar için bizimle iletişime geçti.
Bu durum aslında ekonomik sıkıntının ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. İnsanlar artık kullanılmış eşyaları, ikinci el kıyafetleri ve evlerinde ihtiyaç duyabilecekleri her türlü malzemeyi kabul ediyor. Çünkü yeni eşya alabilecek ekonomik imkânları kalmadı.
Bir başka dikkat çekici konu da muhtarlığımıza gelen adli ve resmî evrakların sayısındaki artış. Biraz önce size bu evrakları da gösterdim. Mahallemizde iki postacımız görev yapıyor. Adli ve resmî evrakların yaklaşık yüzde 20'si muhtarlığımıza teslim ediliyor. Kalan yüzde 80'lik bölümünü ise postacılarımız vatandaşlara ulaştırıyor.
Son 6 ay içerisinde muhtarlığımıza gelen evrak sayısı 2 bin 13 oldu. Bu rakamın toplam evrakların yaklaşık yüzde 20'sini oluşturduğunu düşünürsek, mahallemizde 6 ayda yaklaşık 10 bin adli ve resmî evrak dağıtıldığını söyleyebiliriz. Yıllık olarak değerlendirdiğimizde ise bu sayı yaklaşık 20 bine ulaşıyor.
Bu gerçekten çok büyük bir rakam. Neredeyse mahallemizde adli veya resmî evrak ulaşmayan vatandaş kalmamış gibi bir tabloyla karşı karşıyayız. Burada ciddi bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum.
Devletimiz yaklaşık 40 farklı kalemde sosyal yardım sağlıyor. Belediyelerimiz de vatandaşlarımıza çeşitli desteklerde bulunuyor. Ancak bugün kira bedellerinin 20 bin liranın üzerine çıktığı, bazı kiraların neredeyse asgari ücret seviyesine ulaştığı bir ortamda verilen yardımlar doğal olarak yetersiz kalıyor.
Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz de bu konuda önemli çalışmalar yürütüyor. Eşya, kıyafet ve gıda yardımlarının yanında, yemek yapamayacak durumda olan yaşlı ve ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın evlerine sıcak yemek ulaştırılıyor. Mahallemizde de bu hizmetlerden yararlanan vatandaşlarımız var.
Odunpazarı Belediyemizin de aşevi ve Halk Market uygulaması bulunuyor. Özellikle Halk Market uygulamasını çok başarılı buluyorum. Bana göre Türkiye'deki bütün belediyelerin örnek alması gereken bir uygulama.
Çünkü burada yardım alanla yardım eden birbirini görmüyor. Vatandaşımız Odunpazarı Belediyesine başvuruyor. Belediyede oluşturulan komisyon, başvuru yapan kişinin ihtiyaç durumunu değerlendiriyor. Ardından ihtiyaçlarına göre bin lira, 3 bin lira, 5 bin lira veya 10 bin lira gibi tutarlarda destek sağlanabiliyor.
Vatandaşlarımız Halk Market'e giderek kendilerine tanımlanan destek kapsamında ihtiyaç duydukları ürünleri seçip alabiliyor. Gıdadan kıyafete kadar birçok ihtiyacını buradan karşılayabiliyor. Mahallemizden de bu uygulamadan yararlanan çok sayıda ihtiyaç sahibi vatandaşımız bulunuyor.
Ancak bütün bu yardımlara rağmen ekonomik sıkıntılar her geçen yıl daha da büyüyor. Özellikle bu yıl vatandaşlarımızın yaşadığı geçim sıkıntısının zirveye ulaştığını görüyoruz.
Bugün en düşük emekli maaşının veya asgari ücretin neredeyse bir evin kira bedeline denk geldiği bir ortamdayız. İnsanlarımız gerçekten çok zor durumda.
Ben kendi hayatımdan örnek vereyim. Benim de 3 çocuğum var. İki asgari ücret tutarında gelir elde ediyorum. Buna rağmen inanın ben de ay sonunu ancak getiriyorum. Ucu ucuna geçinmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla tek asgari ücretle veya en düşük emekli maaşıyla geçinmek zorunda kalan vatandaşlarımızın durumunu düşünmek gerekiyor.
İnsanlarımız ciddi bir ekonomik bunalım yaşıyor. Biz muhtarlar sürekli halkın içerisindeyiz. Vatandaşlarımızla birebir görüşüyoruz, evlerine gidiyoruz, sıkıntılarını dinliyoruz. Bu nedenle yaşanan ekonomik sorunları çok yakından görüyoruz.
Artık vatandaşlarımızın ekonomik açıdan rahatlatılması gerekiyor. Bu sorunlara kalıcı çözümler bulunması gerektiğini düşünüyorum.
Eskiden hayat biraz daha farklıydı. Ben kendi çocukluğumdan hatırlıyorum. İlkokula giderken köyde yaşıyordum. Yaz tatili başladığında şehirde yaşayan aileler çocuklarıyla birlikte köylere gelirdi. Anneler ve çocuklar yaz boyunca, yaklaşık 3 ay köyde kalırdı.
Bu süre içerisinde hem birlikte çalışırlar hem de şehir hayatının stresinden uzaklaşırlardı. Toprakla uğraşırlardı, üretime katkı sağlarlardı. Yaz sonunda da kışlık erzaklarını hazırlayıp şehirlerine dönerlerdi.
Böylece hem ekonomik anlamda rahatlar hem de psikolojik olarak dinlenmiş olurlardı. Çocuklar yeni eğitim öğretim yılına daha huzurlu başlardı. Aileler de kışa daha hazırlıklı girerdi.
Ancak bugün bu imkânlar büyük ölçüde ortadan kalktı. Eskisi gibi köylere gidilmiyor. Yakın köylerde akrabaları bulunan vatandaşlarımız belki bu imkândan yararlanabiliyor ama uzak köylerde bu gelenek giderek kayboldu.
Artık insanlar zar zor bir hafta veya 10 günlük tatil yapabiliyor. Bazıları deniz kenarına gidip birkaç gün dinlenmeye çalışıyor. Ancak bu kez de tatil masrafları nedeniyle kredi kartı borçları ortaya çıkıyor. Aile babaları bu borçları ödeyebilmek için kış boyunca çok daha fazla çalışmak zorunda kalıyor.
Eskiden köyler insanların hem ekonomik hem de psikolojik yükünü hafifletiyordu. İnsanlar toprakla uğraşarak streslerini atıyor, kışlık ihtiyaçlarını karşılıyordu. Şimdi bu imkân da büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda.
Dolayısıyla vatandaşlarımızın üzerindeki ekonomik ve psikolojik baskı giderek artıyor. İnşallah bu sıkıntılar daha da büyümez.
Bir de bugün gazeteye baktım. Manşette şeker pancarı üreticilerinin gelecek yıl pancar ekmeyi düşünmediklerine ilişkin bir haber vardı. Haberi okuyunca gerçekten şaşırdım.
Çiftçimiz, mazotun 53 liradan 100 liraya çıktığını, gübre fiyatlarının yüzde 50 arttığını ancak pancar alım fiyatına yapılan zammın yüzde 20'de kaldığını söylüyor.
Burada da ciddi bir sıkıntı var. Ekonomik sorunlar aslında üreticiden, yani en temelden başlıyor. Üreticinin maliyetleri artarken elde ettiği gelir aynı oranda yükselmiyor. Bu durum doğal olarak toplumun diğer kesimlerini de etkiliyor.
Bir tarafta üretim maliyetleri altında ezilen çiftçilerimiz, diğer tarafta maaşı kiraya yetmeyen emeklilerimiz ve asgari ücretle geçinmeye çalışan ailelerimiz var.
Bütün bunlar vatandaşlarımızın ekonomik açıdan ne kadar zorlandığını ortaya koyuyor. Bu nedenle özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın, emeklilerimizin, çalışanlarımızın ve üreticilerimizin ekonomik koşullarının acilen iyileştirilmesi gerekiyor."





