Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi üyeleri adına konuşan Aslı Demir şu ifadeleri kullandı;
"Eğitimi tarikatlara teslim edip laikliği tasfiye edenler, meslek liselerini patronların insafına terk edenler, sözde güvenlik önlemleri aldıklarını açıklamışlardı. Ancak bugün geldiğimiz nokta ortada. Manisa'da ağır yaralanan bütün yurttaşlarımıza acil şifalar diliyoruz. Öğretmenlerimizin, eğitim emekçilerinin, velilerin ve öğrencilerimizin yanında olduğumuzu ifade ediyor, bütün bunların hesabını soracağımızı ilan ediyoruz.
Şimdi neden burada olduğumuza gelelim. Biz, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi Öğretmen İnisiyatifi olarak bundan yaklaşık üç hafta önce Melahat Ünügür Ortaokulu önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Bakanlık, kayıt sırasında velilerden hiçbir şekilde para talep edilmeyeceğini ısrarla açıklamasına rağmen bazı okul müdürlerinin kayıt parası topladığını gördük ve bu konuda birçok duyum aldık. Bunun üzerine bir basın açıklaması yaptık. Ancak bu açıklamanın ardından kabahatli ilan edilen biz olduk ve para cezalarıyla karşı karşıya kaldık.
Şimdi size soruyorum: Bakanlığın açıklamasına rağmen kayıt paralarının toplanması ve Bakanlığın buna göz yumması kabahat değil de bizim buna karşı çıkmamız mı kabahat?
Bir başka kabahatten söz edeyim. Ülkemizin verimli tarım arazileri, ormanları ve akarsuları vahşi madenciliğe açılıp patronlara peşkeş çekilirken bunların yapılması kabahat değil de bizim bunlara karşı mücadele etmemiz mi kabahat?
Bir başka kabahatten daha söz edeyim. Son olarak emperyalist ülkelerin ve NATO generallerinin katıldığı, başkenti adeta cehenneme çeviren NATO zirvesinin ülkemizde yapıldığına tanık olduk. Bu zirvede ülkemizin gencecik çocuklarının emperyalistlerin kanlı planları için onlara sunulmasının planları yapıldı. Bölgesel savaşların ve çatışmaların planları yapıldı. Bunların yapılması kabahat değil de bizim bunlara karşı çıkmamız mı kabahat?
Kabahatleri saymakla bitiremeyiz. Ancak biz, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi üyeleri olarak bu kabahatleri işlemeye devam edeceğiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz. Ta ki emeğin cumhuriyeti kurulana kadar. Ta ki bu ülkenin zenginlikleri ve kaynakları herkes için eşit bir şekilde dağıtılana ve kullanılana kadar bu kabahatleri işlemeye devam edeceğiz."




