ESKİŞEHİR HABER

Eskişehir’de yağışlar devam ediyor; Yıldıran Kılıç'tan önemli açıklamalar

Eskişehir’de yağışlar hububata yararken yer altı suları için risk sürüyor. Üretici, su sorunu ve artan fiyatlar konusunda uyardı.

Abone Ol

Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç şu ifadeleri kullandı;

"Hava şartları yağışlı şekilde devam ediyor. Şu an yağan yağmurlar özellikle hububat ekilişleri için oldukça faydalı. Buğday açısından baktığımızda yağışların ciddi katkısı var. Eğer bu şekilde yağışlı devam ederse barajlardaki doluluk oranlarının da artacağını düşünüyoruz. Ancak yer altı suları konusunda aynı iyimserliği maalesef gösteremiyoruz. Eskiden yer altı sularını besleyen en önemli unsur yoğun kar yağışlarıydı. Bir–bir buçuk metre kar yağar, bu kar yavaş yavaş erirdi. Hava soğuk olduğu için de buharlaşma olmazdı. Şimdi ise Şubat ayında 14–15 derece sıcaklıkları görüyoruz. Kar yağmaması ayrı bir sorun, yüksek sıcaklık ayrı bir sorun. En azından hava soğuk olsa mevcut baraj sularımız buharlaşmazdı. Yağan yağmur hububata fayda sağlıyor ama yer altı suları açısından durum pek iç açıcı değil. Daha önce de söylediğimiz gibi, yer altı sularımızı asıl besleyen kaynak Porsuk Çayı’dır. Bu yüzden üreticinin kar yağışından beklediğini bulamadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Şubat ayı devam ediyor, belki Mart ayında yağış olur diye umut ediyoruz ama meteorolojik verilere baktığımızda güçlü bir yağış ihtimali şu an için görünmüyor.

Mihalgazi ve Sarıcakaya tarafında da tablo farklı değil. Ancak o bölgelerde Sakarya Nehri olduğu için üreticiler su ihtiyaçlarını bir şekilde karşılayabiliyor. Suya yakın yerlerde alüvyon az olduğu için sığ kuyularla sulama yapılabiliyor. Yine de Türkiye genelinde ciddi bir su problemi var. Özellikle İç Anadolu ve Eskişehir’de bu gidişle su sıkıntısını çok daha derinden hissedeceğimizi düşünüyoruz.

Damlatma sulama yöntemini biz 2005 yılından beri uyguluyoruz. Ancak bu da tek başına çözüm değil. Şu anda normalin dışında bir üretim süreci yaşıyoruz. Üreticinin elindeki mal değer bulmuyor, hatta ziyan oluyor. Eskişehir pazarı biraz istisna olabilir ama İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde sebzeler bizim verdiğimiz fiyatların üç-dört katına satılıyor. Bu durum ne üreticiye ne tüketiciye yarıyor; arada kalan aracılar kazanıyor. Aracının kazandığı paranın belki üçte birini biz üretici olarak kazanamıyoruz. Son iki yıldır üretim fazlalığı nedeniyle talep düşüklüğü yaşıyoruz ve ürünlerin yaklaşık yüzde 50’si tarlada kaldı.

Pazarda domates 90 TL’ye, salatalık ise 120 TL’ye kadar çıkabiliyor. Mersin’de yaşanan sel felaketi seralara zarar verdi, bu da fiyatları etkiledi. Serbest piyasa şartlarında ürün bol olursa ucuz, az olursa pahalı oluyor. Ancak enflasyon oranının çok üzerinde artan sebze fiyatları dengeli bir yapı oluşturmuyor. Bu durumda tüketici ne yapabilir? Açıkçası çok pahalı olan ürünü almamak en basit yöntem. Ben de bir tüketici olarak 120 TL’ye salatalık almam. Bu vatandaşın kendini koruma şeklidir. Kışın ortasında turfanda ürünün elbette bir maliyeti var ama fiyatlandırmada biraz daha vicdanlı olunması gerektiğini düşünüyoruz.

Eskişehir’de üretici sayısında ise düşüş var. Yeni nesil bu işi yapmak istemiyor. Gençler farklı alanlara yöneliyor. Biz elimizden geldiğince bu mesleği sevdirmeye çalışıyoruz ama ilgi giderek azalıyor. Açık konuşmak gerekirse, belki de bu işi yapan son kuşak biziz."