DİSK Dev Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç yaşananları anlattı ve şu ifadeleri kullandı:
"Ben de 23 bin 552 lira maaş alan emeklilerden biriyim. Maaşım 20 bin liraydı, şimdi 23 bin 552 lira oldu. Soruyorum, bunun neresinden memnun olacağız? İnsanların oturup bunu düşünmesi gerekiyor.
Etrafımıza baktığımızda emeklilerin yaşam koşulları ortada. Ekmek almak istiyor, ekmek pahalı. Gıda almak istiyor, gıda pahalı. Hastaneye gidiyor, sağlık harcamalarından kesintiler yapılıyor. Çevresinde bakacak kimsesi olmayan yaşlıların huzurevine gitmesi gerektiğinde ise karşısına 45-60 bin liralık ücretler çıkıyor. 23 bin 552 lira maaş alan bir emekli bunu nasıl karşılayacak?
Emekliler öyle bir noktaya geldi ki artık dilenci durumundan bile daha kötü hâle düşürüldüler. Ne güçleri kaldı ne de seslerini duyurabilecek hâlleri. Türkiye'de insanlar sadece geçinme mücadelesi veriyor. İnsan onuruna yakışır bir yaşam sürmek her vatandaşın hakkıdır.
Emekliler bırakın tatile çıkmayı, evlerinin kapısından dışarı çıkamıyor. Bu sıcak havada tramvaya binip bir parka giderek bir bardak su içmenin bile hesabını yapmak zorunda kalıyorlar. Kirasını, doğalgazını, elektriğini, yakıtını düşünen emeklinin elini attığı her yerde bir geçim sıkıntısı var. Ama bu çığlığı duyan yok.
Bir de yatalak emeklileri, yalnız yaşayanları, bastonuyla ayakta durmaya çalışanları düşünün. Bu insanların bakım masrafları var, temel ihtiyaçları var. Buna rağmen insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilecek imkânları bulunmuyor.
Emekliler kimseden yardım istemeden, çocuklarına muhtaç olmadan, kimseye eyvallah etmeden yaşamak istiyor. Ömrünü çalışarak geçirmiş, bu ülkenin her karış toprağında emeği ve alın teri bulunan insanlar, hayatlarının son dönemini huzur içinde geçirmek istiyor.
İnsan gibi yaşayabileceğimiz, insan olduğumuzu hissettirecek şartların oluşturulmasını istiyoruz. Yaşamın temel gerekleri neyse bunların karşılanması gerekiyor. Ne yazık ki toplum olarak insani değerlerimizden uzaklaştık. Büyüklerimiz unutuldu, herkes kendi derdine düştü.
Bugün açlık sınırı 50 bin lirayı, yoksulluk sınırı ise 100 bin lirayı aşmış durumda. Bu şartlarda emekli maaşının en az asgari ücretin üzerinde olması gerekiyor. Çünkü asgari ücret bile artık açlık sınırının altında kaldı. Emeklilerin insanca yaşayabilmesi için en düşük emekli maaşının en az 35 bin lira olması gerektiğini düşünüyorum.
Bugün belediyelerin açtığı Alzheimer merkezlerinde bile bireysel odalar 60 bin, çok kişilik odalar ise 45 bin lira. Devletin yapması gereken birçok hizmeti belediyeler üstlenmeye çalışıyor. Ancak 23 bin 552 lira maaş alan bir emeklinin bu ücretleri karşılaması mümkün değil.
Üstelik dul ve yetim aylığıyla yaşamını sürdürmeye çalışan binlerce insan var. Türkiye'de çok büyük bir geçim sıkıntısı yaşanıyor. Buna rağmen insanların dikkatinin başka konulara çekilmesi doğru değil. İnsanlarımızın kendi geleceğini, çocuklarının ve torunlarının geleceğini düşünerek bu tabloyu görmesini istiyorum. Ne yazık ki bugün birçok insan yaşadığı sıkıntılara rağmen sesini çıkaramaz hâle getirildi. Bu gerçekten çok acı."





