Eskişehir’de bulunan mahkum yakınları adına konuşan Nalan Ateş şu ifadeleri kullandı:

"Bugün burada, uzun süredir devam eden ve çok sayıda aileyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen infaz uygulamalarına ilişkin taleplerimizi kamuoyuyla paylaşmak, yaşanan mağduriyetleri görünür kılmak ve ilgili makamların dikkatine sunmak amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Öncelikle bugün bu açıklamaya destek vermek üzere farklı şehirlerden Eskişehir’e gelen vatandaşlarımıza teşekkür etmek istiyoruz.

Bursa’dan, İstanbul’dan, Bilecik’ten, Kütahya’dan, Afyonkarahisar’dan ve farklı illerimizden gelen vatandaşlarımızın burada bulunması, dile getirdiğimiz konunun yalnızca belirli bir şehirle veya belirli birkaç aileyle sınırlı olmadığını göstermektedir.

Bugün burada farklı şehirlerden insanların ortak bir beklenti etrafında bir araya gelmesinin temelinde tek bir düşünce vardır. Adaletin, eşitliğin ve hakkaniyetin herkes için aynı ölçüde uygulanması.

Bizler mahkûm yakınları olarak herhangi bir kişi veya grubu hedef almak, herhangi bir kurumumuzu yıpratmak ya da toplumsal bir ayrışmaya sebep olmak amacıyla burada değiliz.

Tam aksine, hukuk devleti ilkesine, adalet duygusuna ve toplumsal huzura olan inancımızı ifade etmek için buradayız.

Bizim talebimiz, hukuk içerisinde değerlendirilmesini istediğimiz bir talep ve beklentiler bütünüdür.

Hepimizin bildiği üzere ceza adalet sisteminin temel amacı yalnızca suç karşılığında yaptırım uygulamak değildir.

Ceza adaletinin önemli amaçlarından biri de toplumsal düzeni ve güveni korumak, hükümlünün yeniden topluma kazandırılmasına imkân sağlamak ve infaz sürecinin insan onuruna uygun şekilde yürütülmesini temin etmektir.

Bu nedenle infaz sistemi değerlendirilirken yalnızca cezanın kendisinin değil, geçen sürenin, kişinin içinde bulunduğu şartların, aile durumunun, sağlık koşullarının, topluma yeniden kazandırılma ihtimalinin ve benzeri insani ve hukuki unsurların da dikkate alınmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.

Bugün bizim itirazımız suçun karşılıksız kalmasına değil, cezanın yok sayılmasına değil, hukukun dışına çıkılmasına hiç değil.

Bizim talebimiz, adil, ölçülü, öngörülebilir ve hakkaniyetli bir infaz yaklaşımının güçlendirilmesidir.

Mahkûm ailelerinin en temel beklentilerinden biri de benzer durumda bulunan kişiler bakımından ortaya çıkan farklılıkların yeniden değerlendirilmesidir.

Geçmiş yıllarda yürürlüğe giren çeşitli infaz düzenlemelerinden farklı tarihlerde ve farklı koşullarda yararlanan kişiler olmuştur.

Bu düzenlemelerden yararlanabilenlerle, benzer koşullara sahip olmasına rağmen yararlanamayan kişiler arasında zaman içerisinde önemli farklılıklar oluşmuştur.

Bu durum, aileler açısından ciddi bir adalet ve eşitlik tartışmasına neden olmaktadır.

Biz bu farklılıkların yeniden ele alınmasını istiyoruz.

Buradaki beklentimiz herhangi bir kişiye geçmişte tanınmış bir imkânın başka bir kişiye koşulsuz şekilde uygulanması değildir.

Beklentimiz, ortaya çıkan farklılıkların hukuk, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesidir.

Çünkü adalet duygusu yalnızca verilen kararlarla değil, benzer durumdaki insanlar arasında ortaya çıkan uygulama farklılıklarıyla da yakından ilgilidir.

Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir başka husus da şudur. Ceza infaz sürecinin etkisi yalnızca hükümlü ile sınırlı değildir.

Cezaevindeki kişinin arkasında bir ailesi vardır. Bir eşi vardır. Çocukları vardır. Anne ve babası vardır. Kardeşleri vardır.

Ve bütün bu insanlar, ceza sürecinin doğrudan veya dolaylı sonuçlarını yıllarca yaşamaktadır.

Bir çocuğun eğitim hayatında babasının veya annesinin yanında olamaması, bir eşin yıllarca tek başına aile sorumluluğunu üstlenmesi, yaşlı anne ve babaların evlat hasretiyle yaşaması, ailenin ekonomik ve sosyal şartlarının zaman içerisinde ağırlaşması, bunların tamamı göz ardı edilmemesi gereken toplumsal gerçeklerdir.

Elbette ceza hukukunun temel amacı mağdurun hakkını ve toplumun güvenliğini korumaktır.

Ancak adaletin insan merkezli boyutunun da göz önünde bulundurulması gerektiğine inanıyoruz.

Çünkü bir hükümlünün yeniden topluma kazandırılması, aynı zamanda bir ailenin yeniden hayata bağlanması anlamına gelebilir.

Özellikle yaşlı, ağır sağlık sorunları bulunan, kadın, çocuk sahibi olan, ilk kez suç işlemiş bulunan veya uzun yıllardır cezasını çeken kişiler bakımından özel şartların değerlendirilmesini istiyoruz.

Buradaki talebimiz herkese aynı uygulamanın otomatik olarak yapılması değildir.

Tam tersine, kişilerin durumlarının hukuk çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmesine imkân sağlayacak adil ve insani mekanizmaların güçlendirilmesidir.

Çünkü toplum olarak cezalandırmanın yanında rehabilitasyona, yeniden kazandırmaya ve toplumsal bütünlüğe de önem vermek zorundayız.

Yıllarını cezaevinde geçirmiş, cezasının önemli bir bölümünü tamamlamış, yeniden ailesine ve topluma dönmek isteyen insanların önünde makul ve hukuki yolların bulunması gerektiğine inanıyoruz.

Burada kamuoyunda yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına özellikle belirtmek istiyoruz.

Bizim bugün buradaki talebimiz, herhangi bir suçun yok sayılması veya hiçbir ayrım gözetilmeksizin herkesi kapsayan bir genel af talebi değildir.

Biz, hukukun temel ilkelerine uygun, adil, ölçülü, kapsamı ve şartları açıkça belirlenmiş, toplum güvenliğini gözeten, mağdur haklarını dikkate alan bir infaz düzenlemesinin değerlendirilmesini istiyoruz.

Devletimizin ilgili kurumlarının ve yasama organının bu konuyu bütün yönleriyle değerlendirebileceğine inanıyoruz.

Bizim beklentimiz de tam olarak budur. Talebimizin duyulması ve hukuki zeminde değerlendirilmesi.

Buradan Türkiye Büyük Millet Meclisimize, ilgili bakanlıklarımıza, siyasi parti temsilcilerimize ve bu konuda karar alma yetkisine sahip tüm mercilere çağrımızı yineliyoruz.

Mahkûm ailelerinin sesini duyun. Yaşanan mağduriyetleri görün. Benzer durumdaki insanlar arasındaki farklılıkları değerlendirin. Toplumun adalet duygusunu güçlendirecek düzenlemeleri gündeminize alın.

Bu mesele yalnızca cezaevlerinin içerisinde kalan insanların meselesi değildir.

Kimsenin hakkına göz dikmiyoruz. Kimsenin mağduriyetini küçümsemiyoruz. Kimsenin suçunu savunmuyoruz. Kimsenin ayrıcalık kazanmasını istemiyoruz.

Biz yalnızca adalet istiyoruz. Eşitlik istiyoruz. Hakkaniyet istiyoruz. İnsani bir yaklaşım istiyoruz.

Ve özellikle ailelerin yıllardır taşıdığı bu yükün artık görülmesini istiyoruz.

Bugün burada bulunan her aile, kendi hikâyesiyle birlikte aslında ortak bir beklentiyi dile getiriyor.

Bizim beklentimiz, çocukların yeniden anne ve babalarına kavuşabildiği, ailelerin yeniden bir araya gelebildiği, cezasını tamamlayan insanların topluma yeniden kazandırılabildiği, hukukun ve adalet duygusunun güçlendiği bir düzenin oluşturulmasıdır.

Biz bu talebi demokratik yollarla, hukukun içinde ve sağduyulu bir biçimde dile getirmeye devam edeceğiz.

Sesimizi yükselteceğiz ama kimseye karşı yükseltmeyeceğiz. Taleplerimizi açıkça ifade edeceğiz ama kimseyi hedef göstermeyeceğiz.

Çünkü bizim mücadelemizin merkezinde öfke değil, adalet vardır.

Ve son olarak şunu söylüyoruz. Adalet yalnızca bir karar değildir. Adalet, toplumun vicdanında karşılık bulduğu zaman gerçek anlamına ulaşır.

Biz bugün burada vicdanımızla, umutlarımızla ve taleplerimizle bulunuyoruz.

Devletimizin ilgili makamlarının sesimizi duyacağına, taleplerimizi değerlendireceğine ve bu konuda toplumun beklentilerini karşılayacak adımların atılacağına inanıyoruz.

Bugün bizimle aynı amaç için farklı şehirlerden gelen tüm vatandaşlarımıza, ailelerimize ve bizleri takip eden değerli basın mensuplarımıza teşekkür ediyoruz.

Talebimiz nettir. Adalet, eşitlik ve hakkaniyet temelinde yeni bir değerlendirme istiyoruz.

Biz affı değil, adaleti konuşuyoruz.

Biz ayrıcalık değil, eşitlik istiyoruz.

Biz umutsuzluk değil, çözüm istiyoruz."