Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç şu ifadeleri kullandı;
"Bildiğiniz üzere en büyük girdilerimizden biri gübre. Bu gübrenin ham maddesinin yalnızca yüzde 3’ü ülkemizde üretiliyor. Geri kalan yüzde 97’sini İran, Rusya ve Çin’den temin ediyoruz. İran’a Amerika ve İsrail tarafından saldırılar söz konusu. Hürmüz Boğazı kapalı. Çin’in de ihracatla ilgili sorunları bulunduğundan, 2026 yılının başından bu yana gübre fiyatlarına yaklaşık 5-6 kez zam geldi. Doğal gaz maliyetlerinin artması ve özellikle petrol fiyatlarının yükselmesi gübre fiyatlarını artırdı. Petrolü yüksek bedellerle kullanıyoruz. Bu durum maliyetleri daha da artırıyor ve üreticiye ulaşana kadar fiyatlar oldukça yükseliyor.
Gübrede yüzde 1 oranında KDV uygulanıyor. Serbest piyasa ekonomisi nedeniyle geçen yıl ile bu yıl arasında yaklaşık yüzde 30-35 oranında bir fark oluştu. Bu oldukça büyük bir fark. Son iki yıldır üreticilerimiz para kazanamadı. Ayrıca üyelerimizin yaklaşık yarısı bu işten zarar etti. Bu nedenle oldukça sıkıntılı bir durumdayız. Amonyum sülfat gübresinin tonu geçen yıl 11.300 lirayken şu anda 16.200 lira. CAN gübresi 12.150 lirayken 14.750 lira oldu. Üre gübresi 20.000 lirayken 29.400 liraya çıktı. DAP gübresi 26.400 lirayken 34.400 lira oldu. 20.20.0 gübresi ise 17.100 lirayken şu anda yaklaşık 23.250 liradan satılıyor.
Bence devletin en azından savaş sona erene kadar ya da bu süreçte çiftçilerin zarar görmemesi için bazı adımlar atması gerekir. Devlet zaten vergi oranlarını düşürdü. Ancak en azından zamların önüne geçilebilir ya da fiyatlar sübvanse edilebilir.
Bu durum sebze ve meyve fiyatlarına da yansıyabilir. Üretim bol olursa büyük bir sıkıntı yaşanmaz. Bu durumda üretici zarar eder. Ancak üretim arzında düşüş olursa mazot ve özellikle gübre maliyetleri fiyatları daha da artırır ve sebze ile meyveyi çok daha yüksek fiyatlarla tüketmek zorunda kalabiliriz. Geçen yıl meyvede bunu yaşadık. 30-31 Mart tarihlerinde don olayı yaşandı. Bu nedenle hem yaz hem kış döneminde tarihin en pahalı meyvelerinden bazılarını tükettik.
Stokçuluk konusunda denetim yetkisi Ticaret Bakanlığı ile Tarım Bakanlığında bulunuyor. Eğer böyle bir durum varsa müdahale etmek devlet kurumlarının görevi. Gerekli tedbirlerin alınması gerekir. 2026 yılındayız. Buna rağmen böyle bir durum yaşanıyorsa burada bir eksiklik vardır. Bu eksikliğin kısa sürede giderileceğini ve sürecin kontrol altına alınacağını düşünüyorum. Şu anda stokçuluk konusunda ciddi bir sorun görünmüyor çünkü üretim henüz tam anlamıyla hızlanmadı. Daha yeni başlıyoruz. Eskişehir için konuşuyorum. Türkiye’nin farklı illerinde üretim sürüyor. Görüştüğüm bazı yerlerde şu anda bir sıkıntı olmadığını söylüyorlar. Ancak ilerleyen günlerin ne getireceğini bilmiyoruz. Savaş çok yakın bir bölgede yaşanıyor. İran’a saldırılar düzenleniyor. Ham maddemizin bir kısmı da oradan geliyor. Eğer bu tedarik kesilirse süreç daha da zorlaşabilir."





